menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

KÜRESEL ELİTLERİN MEMURLARI!..

16 0
03.10.2026

Bir ülkenin bağımsızlığı yalnızca bayrağının gökyüzünde dalgalanmasıyla ölçülebilir mi?Kendi sınırları içinde kendi kararlarını alabilen; fakat ekonomisinde, teknolojisinde, enerjisinde, finansında ve üretiminde başkalarına bağımlı olan bir ülke gerçekten ne kadar bağımsızdır?Bu soru, Türkiye açısından yalnızca bugünün sorusu değildir.Yaklaşık bir asır önce de aynı mesele vardı.Üstelik o günkü şartlar çok daha ağırdı.Osmanlı Devleti, savaşların ve kapitülasyonların yarattığı ekonomik ve mali bağımlılıkların ağır sonuçlarını yaşamıştı. Mustafa Kemal Atatürk, ekonomik bağımsızlığın siyasi bağımsızlığın ayrılmaz bir parçası olduğunu özellikle vurguladı. Atatürk Ansiklopedisi’ndeki değerlendirmeye göre kapitülasyonlar ve Düyûn-ı Umûmiye gibi uygulamalar devletin mali egemenliğini sınırlayan başlıca unsurlar arasındaydı. (Atatürk Ansiklopedisi⁠)Bu nedenle Millî Mücadele yalnızca işgal kuvvetlerine karşı verilen askerî bir mücadele değildi.Aynı zamanda siyasi, hukuki ve ekonomik bağımsızlık mücadelesiydi.*LOZAN’IN ARKASINDAKİ MÜCADELELozan görüşmeleri 20 Kasım 1922’de başladı. Görüşmeler sırasında özellikle kapitülasyonlar, Osmanlı borçları, ticari haklar, Boğazlar ve başka meselelerde ciddi anlaşmazlıklar yaşandı. Konferans 4 Şubat 1923’te kesintiye uğradı ve 23 Nisan’da yeniden başladı. (Atatürk Ansiklopedisi⁠)Tam da bu dönemde Türkiye’nin ekonomik geleceği için İzmir’de önemli bir kongre toplandı.17 Şubat-4 Mart 1923: İzmir İktisat Kongresi.Kongreye 1.135 delege katıldı. Çiftçiden tüccara, sanatkârdan işçiye kadar toplumun farklı ekonomik kesimleri temsil edildi. (Atatürk Ansiklopedisi⁠)Bu tarihsel tesadüf değildir.Türkiye bir yandan Lozan’da siyasi bağımsızlığının sınırlarını savunurken diğer yandan İzmir’de ekonomik bağımsızlığının yol haritasını tartışıyordu.Atatürk’ün kongrede verdiği mesaj açıktı:Askerî zafer, ekonomik başarıyla tamamlanmadığı takdirde kalıcı olmayacaktır. (Atatürk Ansiklopedisi⁠)Bu anlayışın özü şuydu:Millet egemenliği, ekonomik egemenlikle güçlendirilmeliydi.*YABANCI SERMAYEYE HAYIR MI?Burada önemli bir ayrıntıyı özellikle belirtmek gerekir.Atatürk’ün ekonomik bağımsızlık anlayışı, Türkiye’nin dünyaya kapanması anlamına gelmiyordu.Nitekim Atatürk dönemindeki ekonomi politikalarını inceleyen kaynaklarda, siyasi bağımsızlığa zarar vermemek şartıyla yabancı sermayeyle iş birliğine açık bir yaklaşımın bulunduğu belirtilmektedir. (Atatürk Ansiklopedisi⁠)Demek ki mesele “yabancı” olan her şeye karşı çıkmak değildi.Mesele egemenlik........

© Antalya Son Haber