YENİ BİR FETRET DÖNEMİ Mİ?
Cumhuriyet'in 100 yılını aşalı çok oldu. Türk Ulusu bağımsızlık, birlik beraberlik yolunda, ekonomik, sosyal, kültürel, yaşama sevinci açısından Cumhuriyet hedeflerinin çok uzağında. Sınır kapıları kapalı tutulmasa neredeyse içeride Türk, dışarıda yabancı kalmayacak. Türk milli varlığının korumasını, direnişini sürdürmesi gerekenlerin bile, Cumhuriyet karşıtlarının değirmenine su taşıdığı bu dönemde, Türk Milleti yeni bir 'Fetret Dönemi' ne girmiş gibi.
Fetret Dönemi, Yıldırım Bayezid ile Timur savaşından sonra yıkılmış, dağılmış Osmanlının Şehzadeler arası 12 yıl süren taht kavgalarının sürdüğü dağılma döneminin adı. Tarih kitaplarından böyle öğrenmiştik. Bu kelime karışıklık, ara dönem, otoritesizlik, geçiş dönemi, kesinti ve durgunluk anlamında kullanıldığı sözlüklerde ifade edilmekte.
Her felaketin ardından böyle dönemler yaşamış bir milletiz. Ulus bilincinin zayıfladığı, Türk düşmanlığının azgınlaştığı, maddi- manevi çöküşlerin yaşandığı böylesi dönemler çok olmuş. Orhun Anıtlarında o zamanın bilgesi Türk kağanları, Türk Milleti'ni uyarmış. “Düşmanın İpek kumaşlarına, tatlı sözlerine, güzel kızlarına kanma. Sonra gelinlik kızların cariye, bahadır erkeklerin köle olur. Ey Türk! Titre ve kendine gel” diyerek bu vasiyetleri taşa kazımış.
Anadolu Selçuklu Devleti yıkıldıktan sonra kurulan beylikler böyle bir dağılmanın sonucu ortaya çıkmış. Bey Teke düşene kadar bu dağılma sürmüş. “Bugünden tez; divanda, dergahta bargahta Türkçeden başka dil kullanılmayacak.” diye okunan fermanlar bile kendi dillerini bırakma gafletine düşmüş bir milletin hallerini gösterir.
Kadim Türk........
