TEBÜK’TEN MİLLÎ MÜCADELE’YE: STRATEJİK KIVRAKLIK VE İKTİDAR YÖNETİMİ
Gerçek iktidar, savaş meydanında değil; insan zihninin derinliklerinde kurulur.
Askerî ve siyasî liderliğin en yüksek aşaması, fiilî çatışmaya başvurmadan düşmanı stratejik ve psikolojik olarak etkisiz hâle getirmektir. Tarih, yalnızca savaşların değil; kriz anlarında kitleleri harekete geçirebilen, güç dengelerini doğru okuyabilen ve düşmanını zihinsel olarak kuşatabilen liderlerin başarılarıyla şekillenmiştir. MS 630’daki Tebük Seferi ile Türk Millî Mücadelesi’nin Doğu Stratejisi, farklı çağlara ait olmalarına rağmen, “iktidarın psikolojisi” ve “stratejik pragmatizm” açısından dikkat çekici paralellikler sunar.
Hz. Muhammed’in 30.000 kişilik bir kuvvetle Medine’den Tebük’e yürüyüşü, yalnızca askerî bir hareket değil; kolektif iradenin sınandığı bir kriz yönetimi örneğidir. Aşırı sıcak, kıtlık ve hasat mevsimi gibi maddî şartlar, orduda ciddi bir isteksizlik doğurmuştur. Ancak liderlik, tam da bu noktada psikolojik üstünlük üretmiştir.
Bertrand Russell’a göre iktidar, başkalarının davranışlarını yönlendirme kapasitesidir; bu yönlendirme çoğu zaman fiziksel........
