Barbar akınları ve CHP
21 Mayıs’ta başlayan ve 24 Mayıs’ta genel merkezine polis baskını düzenlenen CHP hala tartışmaların odağında ve bir müddet de olmaya devam edecek. Genel kanı, CHP’nin artık fiilen ikiye bölündüğü ve hangisinin diğerine baskın geleceği yönünde. İlk bakışta doğru bir tespit. Bir tarafta mutlak butlan aracılığı ve iktidarın gücü ile genel merkeze egemen olan, diğer taraftan da genel merkezden kovulan ama sokağa egemen olan CHP. Yani, artık iki CHP var ve hangisi diğerine galebe çalacak diye bekleniyor. Oysa gerçeklik çok farklı. Aslında, adına şimdilik CHP diyelim, ‘şimdilik’ kısmını aşağıda açıklayacağım, Türkiye’nin, dolayısı ile CHP’nin önünde iki yol var. Türkiye, bu iki yoldan gerici olanına girecek ve sonu belirsiz süreç mi başlayacak, yoksa ilerici olanına girecek, devrimci atılımların yeniden öncüsü mü olacak? Aslında tartışılması gereken konu burası. Ve bu tartışmada CHP merkez rolünü üstelenmiş durumda. Girişte iki CHP var dedik. Birinci, yani polis zoru ile genel merkezine girilen CHP yörüngesini zaten belli etti. Toplumda var olan ve hayli güçlü olduğu düşünülen, tarihsel CHP fetişizminin var ettiği yapı. Donuklaşmış, uzun zaman önce sistemin aparatı haline gelmiş, köhnemiş CHP. Bu konuyu aslında fazla tartışmaya gerek de yok. Aslında bu CHP 9 Mayıs 1992’de, Erol Tuncer ve arkadaşları tarafından hiç açılmamalıydı. Çünkü tarihsel misyonunu tamamlamış ve tarihteki onurlu yerini almıştı. Türk sosyalistlerinin en önemli isimlerinden Dr. Hikmet Kıvılcımlı, ‘tarihsel devrim’ kavramını barbar akınları üzerine oturtur ve barbar akınların uygar toplum üzerinde bir ‘gençlik aşısı’........
