Yanlış zamanda yanlış yerde olmak
Foto muhabirliğinde çoğu zaman mesele doğru yerde, doğru zamanda olmaktır. O meşhur “an” yakalanır, pankart havadadır, gözyaşı düşmüştür, cop inerken flaş patlar. Haber, fotoğrafla birlikte dolaşıma girer. Oysa mesleğin daha az konuşulan, hatta çoğu zaman değersiz sayılan bir başka hali vardır. Yanlış zamanda, yanlış yerde olmak.
Yanlış zamanda orada olmak, olay bittikten sonra mekana varmak demektir. Kalabalık dağılmıştır, sloganların yankısı duvarlarda asılı kalmıştır, polis bariyerleri hala sıcaktır ama kimse yoktur. Foto muhabiri elinde makineyle boşluğa bakar. Editör için bu bir başarısızlıktır, haber düşmüştür, kare “geç kalmıştır”. Ama tam da bu gecikme, başka bir hikayenin kapısını aralar.
Yanlış yerde olmak ise olayın merkezinde değil, kıyısında durmaktır. Konuşmaların yapıldığı kürsünün arkasında değil, sigara içilen arka sokakta, adliye salonunun içinde değil, kapı önünde bekleyenlerin arasında, kameraların döndüğü kalabalığın ortasında değil, kenarda sessizce izleyen bir yüzün........
