Görmeden görmek (2)
Benzer bir yaklaşımı Meksikalı fotoğrafçı Gerardo Nigenda Loranca’da da görüyoruz. Loranca genç yaşta glokom nedeniyle görme yetisini kaybetti. Bir süre sonra Meksika’da katıldığı bir fotoğraf atölyesinde yeniden fotoğrafla karşılaştı. İlk başta birçok kişi onun fotoğraf çekmesini garip buldu. Görmeyen birinin fotoğraf çekmeye çalışması birçok insanın zihninde mantıklı bir yere oturmuyordu.Ama Loranca fotoğrafı bambaşka bir şekilde kullanmaya başladı. Çektiği fotoğrafların üzerine Braille alfabesiyle notlar yazıyordu. Fotoğrafın üzerine eklediği bu dokunsal metinler görüntüyle hafıza arasında yeni bir ilişki kuruyordu.Loranca fotoğrafın onun için ne anlama geldiğini şöyle anlatıyordu.“Fotoğraf, zihnimde oynayan, dans eden ve gülen şeylere şekil vermemi sağlıyor.”Bu cümlede fotoğraf artık bir kayıt aracı olmaktan çıkıyor. Fotoğraf burada zihnin içindeki görüntüleri dışarı çıkaran bir araç haline geliyor. Fotoğraf gerçekliği kaydetmek yerine zihnin içindeki dünyayı görünür kılıyor.Kör fotoğrafçılarla yapılan bir radyo programında bir fotoğrafçının söylediği başka bir cümle de bu düşünceyi daha ileri götürüyor.“Fotoğrafı kameradan bakarak çekmezsiniz… Fotoğrafı zihninizle yaparsınız.”Bu cümle fotoğraf teorisinin belki de en radikal........
