Annem!
Rahmetli babamı 1997,annemi ise 2003 yılında kaybettim. Nisan ayında… Her Nisan gelişinde, çiçekler açılışında boğazım düğümlenir, yutkunamam..O tarihten sonra hem yetim, emde öksüzüm. Nerede bir anne veya baba hikâyesini görsem, okusam, türkülerini dinlesem hep ağlarım. Çocuklar gibi, anne ve babası olanları kıskanıyorum.Bu denenle diyorum ki, annenizin ve babanızın kıymetini iyi bilin. Sonra bulamasınız.“Gelişiniz bir rüya, gidişiniz bir isyan”Ayrılık kolay mı zannediyorsun annem. Aslan gibi evlatlarını arkadan bırakarak nereye gittin?Daha babam gideli beş yıl geçti. Onun yokluğuna alışamadan sen niye gittin annem? Yetimdik, sen gidince hem yetim, hem de öksüz kaldık annem.Ateş değiliz ki, yanıp kül olalım, yağmur değiliz ki, ıslanıp güneşte kuruyalım. Kuş değiliz ki, uzak diyara uçup, yanına gelelim. Ayrılık o kadar zor ki annem, kurumuş yaprak gibi daldan dala savurur insanı.Bak özenle büyüttüğün çocukların büyüdü, iş sahibi oldular. Torunlarından evlenecek yaşa gelenler bile var. Var diyorum, Meryem, Ayşe, Nurten evlendiler bile. Sen de haklısın. Bu kadar güzellikleri bırakıp gitmek senin için de çok zor olmuştur annem.Babamı yalnız bırakmak doğru olmazdı elbette. Hayat arkadaşına koştun, onu bilinmeyen yerlerde yalnız bırakmadın.
Bak annem! Nisan ayına girdik. Ata, yaz tatiline şimdiden hazırlık yapıyor,Çok yakışıklı oldu.Biliyorum,Hacca gittiğinde, bir erkek çocuğum olsun diye çok dua etmiştin.. Hande ise Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. İşe girdi bile. İyi bir hukukçu oldu. Huyu........
