menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Panikle enfekte medya(mız)...

16 0
16.05.2026

Bir haberin korkutucu olması için gerçekten büyük bir felaket olması gerekmiyor artık; birkaç kelime yetiyor. Bir virüs adı, birkaç ölüm bilgisi, biraz belirsizlik, üstüne de medyanın o tanıdık telaşı… Sonrası malum… Gerçeğin etrafına kalın bir panik tabakası çekiliyor ve ortaya haberden çok, toplumsal kaygıyı kaşıyan bir gösteri çıkıyor.Hollanda bayraklı bir kruvaziyer (cruise) gemisinde görülen Hanta virüsü vakaları da böyle karşılandı. Elbette ortada ciddiye alınması gereken bir sağlık meselesi var. Ölümle sonuçlanan bir olaydan söz ediyoruz. Fakat tam da bu yüzden daha dikkatli, daha ölçülü, daha soğukkanlı bir dil gerekirken bazı yayınlarda yine aynı kolaycılık devreye girdi. Başlıklar büyütüldü, ima ağırlaştırıldı, iki reklam arası haber kanallarının “yarı zamanlı uzmanları”na canlı bağlanılıp sözümona kamuoyu aydınlatılırken (!) haberin bağlamı, esası geri plana itildi. Sanki kamuoyunu bilgilendirmek değil de, topluca ürkütmek için yeni bir yarış başlatılmışcasına…Şaşmamalı. Dünyanın genelinde olduğu gibi memlekette de medyanın ekseri temsilcileri, uzun süredir hakikatle arasına mesafe koyarak çalışıyor. Bazen bilginin eksik veya müphem olduğu yerde temkinli durmak yerine tahminler büyütülüyor. Bazen sınırlı bir risk, genel bir felaket havasıyla servis ediliyor. Bazen de en olağan sağlık haberi bile “yeni salgın mı geliyor” telaşına, sıkıştırılıyor. Peki gazetecilik, her duyduğu alarmı büyüten bir megafon mu?Pandemiden sonra toplumun virüs, salgın ve hastalık haberlerine karşı........

© Anayurt