menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ABD’nin gönlündeki aslan Pehlevi mi?

38 0
14.03.2026

Önceden belirtmekte fayda görüyorum; İran Savaşı'nı değerlendirdiğim bugünkü köşemde, henüz savaş başlamadan önce bölgedeki gerilim üzerine düşündüğüm fakat dile getirmediğim görüşlerime yer vererek, yani anlayacağınız meseleye iddia makamından değineceğim. Bu minvalde, doğruluk veya kesinlik gözetmek gibi bir çabadan ziyade; savaşa dair gözlemlerimi konuyu merakı olanlar için değerlendirmek ve tartışmaya açmak maksadı taşıyorum.Washington’ın İran’la meselesi çoğu kişinin sandığı gibi İran’daki rejimin niteliğiyle ilgili değil. Amerika Birleşik Devletleri’nin tarihine bakıldığında da bu zaten çok tanıdık bir tablo. ABD çoğu zaman devletlerin ideolojik karakteriyle değil, o devletleri yöneten kadrolarla sorun yaşar. İran dosyasında da benzer bir durum söz konusu ve bugün de Washington’ın esas derdi İran’ın “nasıl” yönetildiğinden çok, “kimler tarafından” yönetildiği.Bu nedenle İran’a yönelik askeri ve ekonomik baskıyı yalnızca nükleer program çerçevesinde okumak bana oldukça eksik bir analiz gibi geliyor. Nükleer programın sınırlandırılması elbette söylemin vitrini. Ancak asıl mesele; Tahran’da mevcut siyasi iradenin, ABD’nin Orta Doğu’daki bölgesel düzen tasavvuruna direnmesi. Bu yüzden ABD Başkanı Donald Trump’ın rahatsızlığı, rejimin ideolojisinden yahut İran’ın nükleer kapasitesinden çok, bu ideolojiyi taşıyan kadroların bağımsız bir jeopolitik hat izleme iradesi.Siyasetçiden çok tüccar mantığıyla hareket eden bir figür olarak Donald Trump’ın dünya siyasetini okuma biçimine yakından bakmak, bazı ipuçlarını yakalamayı kolaylaştırıyor. Nitekim Trump için uluslararası düzen çoğu zaman hukuk, diplomasi ve çok........

© Anayurt