Gerçek bir "ekip" olabilmek
Söylemesi bir çırpıda dudaklardan dökülüverse de, hayata geçirilmesi ciddi bir zihinsel olgunluk ve meşakkatli bir meziyet gerektirir. Bir grubun aynı çatı altında toplanması, onlara kendiliğinden “ekip” vasfı yüklemez. Hele ki o yapıya –görevi veya unvanı ne olursa olsun– yeni bir soluk dâhil olduğunda, bu durum sadece bir personel ilavesi değil; var olan dengelerin kökten sarsılması, statükonun yeniden yazılması demektir.
Şayet bir yapı, kapıdan o yeni kişi girmeden evvel gerçekten “biz” olamamışsa, işte o sarsıntı anında maskeler düşer. Gerçek bir bağ ile örülmemiş organizasyonlarda, değişimin rüzgârı en çok o zayıf dikişleri patlatır. Ansızın yükselen çatlak sesler, yapıyı koruma içgüdüsünden ziyade, bireysel konfor alanlarının tehdit edilmesinin verdiği bir paniğin eseridir.
Daha da tehlikelisi, zahirde son derece yardımsever görünen, “işin ehli” maskesiyle ortalıkta dolaşan ama kriz anlarında parmağını dahi kıpırdatmayan, hatta el altından süreçleri sabote eden o görünmez aktörlerdir. Bu tavır, psikolojik bir savunma mekanizması mıdır, yoksa iktidarını kaybetme........
