Kalbin de şükre ihtiyacı var
Ama bu kez mesele biraz farklı…
Bu çalışma, şükrün insanın kendisini değil, kalbini nasıl etkilediğine baktı.
Kaliforniya Üniversitesi'nden Paul Mills ve Laura Redwine'ın ekibi, erken evre kalp yetmezliği bulunan hastalarla bir çalışma yaptı. Katılımcılar iki gruba ayrıldı. Bir grup sekiz hafta boyunca, haftada birkaç kez o gün minnet duyduğu şeyleri yazdı. Diğer grup ise günlük hayatına ve rutin tedavisine devam etti.
Sekiz haftanın sonunda ortaya çıkan sonuç dikkat çekiciydi.
Şükür günlüğü tutan grupta bazı iltihap belirteçleri azaldı, kalp ritmi değişkenliği ise iyileşti. Yani kalbin, koşullara göre hızlanıp yavaşlayabilme esnekliğinde olumlu bir değişiklik görüldü.
Üstelik kimsenin ilacı değiştirilmedi.
Ortada mucizevi bir tedavi de yoktu.
Sadece haftada birkaç kez birkaç satır yazmak vardı.
Peki bunun kalple ne ilgisi var?
Çünkü kalbimiz yalnızca duygularımızdan etkilenmiyor. Otonom sinir sistemimiz, vücudun adeta görünmez kumandası gibi çalışıyor ve sürekli aynı sorunun cevabını arıyor:
“Tehlikede miyim, güvende miyim?”
Sürekli kaygı, korku ve tehdit arayan bir zihin bedenimizi tetikte tutabiliyor. Dikkatimizi sahip olduklarımıza, iyi gidenlere ve minnet duyduğumuz şeylere çevirmek ise bu alarm halini bir miktar gevşetebiliyor.
Belki de şükür dediğimiz şey tam burada devreye giriyor.
Mesele sadece “iyi düşünmek” değil. Dikkatin yönünü değiştirmek.
Elbette bu sonuçları büyütüp “Şükür kalp hastalığını tedavi ediyor” demek doğru değil. Çalışmanın örneklemi küçüktü ve elde edilen etkiler sınırlıydı. Üstelik şükür günlüğü, doktorun verdiği ilaçların alternatifi değil.
Ama küçük bir ayrıntı var ki bence üzerinde düşünmeye değer:
Yazmak, sadece düşünmekten........
