menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın Ankara ziyareti: Lübnan'ın denge arayışı ve Türkiye'nin Levant stratejisi

5 0
31.07.2026

Polis Akademisi Dr. Öğretim Üyesi Özlem Acar, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın Türkiye ziyaretini ve çıktılarını kaleme aldı.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, 30 Temmuz'da Ankara'ya gelerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından resmi törenle karşılandı. Erdoğan'ın ortak basın toplantısında hatırlattığı üzere bu temas, Lübnan'dan Türkiye'ye 17 yıl aradan sonra devlet başkanı düzeyinde gerçekleştirilen ilk ziyaret oldu. Bu ziyaret, Beyrut'un dış destek ağını çeşitlendirme çabasıyla Ankara'nın Lübnan'ın güneyindeki güvenlik mimarisinde rol üstlenme arayışının kesiştiği noktada duruyor.

Avn'ın, bakanların eşlik etmediği sınırlı cumhurbaşkanlığı danışman heyetiyle, herhangi bir ikili anlaşmanın imzalanmasının öngörülmediği tek günlük program kapsamında Ankara'ya gelmesi, ziyaretin belge üretmekten ziyade iki lider arasında doğrudan iletişim kanalı tesis etmeyi ve son aylarda belirsizleşen ilişkilere yeni bir siyasi çerçeve kazandırmayı amaçladığını gösteriyor.

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam'ın 10 Temmuz'da İstanbul'da ağırlanması ve Avn'ın 21 Temmuz'daki Washington ziyareti sonrasında gerçekleşen Ankara temasları, bu sürecin tekil bir ikili ziyaretten ziyade üç ayaklı diplomasi turunun parçası olduğuna işaret ediyor.

Başbakan Selam'ın İstanbul temasında elektrik bağlantısı, altyapı yatırımları ve ticaret rejiminin canlandırılması gibi başlıklar öne çıkmıştı. Bu hattın sürekliliği, Avn'ın Ankara Askeri Havalimanı'nda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar tarafından karşılanması ve Bayraktar'ın ziyarete refakat etmesiyle de görünürlük kazandı. Lübnan'ın kronik elektrik krizi, Ankara'nın Beyrut'a sunabileceği en somut sivil kaldıraç olma niteliğini koruyor.

Ziyaretin zemini: Savaş ve çerçeve anlaşması

Ziyaret, Lübnan'ın 2026'da yaşadığı en ağır yıkımın gölgesinde gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın paylaştığı verilere göre, İsrail'in 2 Mart 2026'da başlayan saldırılarında 4 binden fazla Lübnanlı hayatını kaybetti, 2 binden fazlası yaralandı ve yaklaşık 1 milyon kişi yerinden edildi. Bu tırmanış, 28 Şubat 2026'da başlayan ABD/İsrail-İran Savaşı'nın bölgesel uzantısı olarak şekillendi. Pakistan'ın arabuluculuğuyla 8 Nisan'da ilan edilen ateşkes başlangıçta Lübnan'ı kapsamadı, 16 Nisan'da ayrı bir Lübnan ateşkesi sağlandı, 14 Haziran'daki ara mutabakat ise çatışmaları geçici olarak dondurdu.

Bugünkü siyasi mimarinin merkezinde ise 26 Haziran 2026'da Washington'da imzalanan üçlü çerçeve anlaşması bulunuyor. ABD Dışişleri Bakanlığında, ABD'nin de taraf olduğu belgeye Lübnan ve İsrail büyükelçilerinin attığı imza, karşılıklı egemenliğin tanınmasını, Lübnan'ın güneyindeki iki "pilot bölgeden" kademeli İsrail çekilmesini ve bu bölgelere giren Lübnan ordusunun devlet dışı silahlı grupları tasfiye etmesini öngörüyor. Metnin kritik unsuru sıralama: İsrail'in geri çekilmesi ancak silahsızlandırmanın doğrulanmasının ardından tamamlanacak ve anlaşma net bir takvim içermiyor. Hizbullah, belgeyi "teslimiyet" olarak niteleyip reddetti.

Sahadaki tablo da bu belirsizliği yansıtıyor. Lübnan ordusu, 21 Temmuz'da pilot bölgelere konuşlanmaya başlarken İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Lübnan'da kalmak için kimseden izin almadıklarını açıkladı. Dolayısıyla burada söz konusu olan, çekilmenin kategorik olarak reddedilmesi değil doğrulama mekanizmalarına bağlanmış ve takvimi netleştirilmemiş bir süreçtir.

Görüşmenin........

© Anadolu Ajansı Analiz