menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Meis’ten Doğu Akdeniz’e: Atina’nın “sürekli kriz” siyaseti

16 0
15.09.2026

Uluslararası Kriz Araştırmaları Merkezi Başkanı ve Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Şahin, Ege ve Doğu Akdeniz’de Yunanistan’ın makul olmayan politikalarını ve Başbakan Kiryakos Miçotakis’in Meis Adası ziyaretini AA Analiz için kaleme aldı.

Yunan dış politikasının tarihsel ivmesi, Ege ve Doğu Akdeniz’de hukuki ahde vefa ilkelerini zedeleyen ve komşuluk ilişkilerini sürekli bir kriz sarmalına hapseden popülist bir yaklaşım üzerine inşa edilmiştir. Atina yönetimi, Lozan (1923) ve Paris Barış Antlaşmaları (1947) uyarınca açıkça gayri askeri statüde bırakılan Doğu Ege ve Meis dahil Oniki Ada’yı sistematik biçimde silahlandırıp askerileştirerek uluslararası antlaşma yükümlülüklerini açıkça ihlal etmektedir. Bununla birlikte Türkiye’ye karşı ön yargılı, uzlaşmaz ve çatışmacı bir tutumu milli bir reflekse dönüştüren Yunan politika yapıcıları, Ankara’nın uluslararası hukuktan doğan meşru haklarını “saldırganlık” olarak yaftalamakta ve bölgedeki güvenlik ikilemini sürekli tırmandırmaktadır.

Son yıllarda bu çatışmacı zihniyetin en belirgin tezahürü, deniz yetki alanları uyuşmazlığında görülmektedir. Atina, Türkiye ana karasına yalnızca 2 kilometre mesafedeki ve yaklaşık 12 kilometrekare yüzölçümüne sahip Meis Adası üzerinden Doğu Akdeniz’de yaklaşık 40 bin kilometrekarelik bir Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) talep etmektedir. Oysa bu iddiaların dayanağı olarak gösterilen “Sevilla Haritası”, ne uluslararası hukuk bakımından ne de Avrupa Birliği (AB) nezdinde bağlayıcılığı bulunan resmi bir belge niteliğindedir. Kaldı ki uluslararası yargı kararları (Manş Denizi, Malta-Libya, Karadeniz Yılan Adası davaları), bu tür kapalı yani özel iç denizlerde küçük adaların orantısız deniz alanı yaratamayacağını açıkça ortaya koymaktadır.

Bu hukuki ve çevresel hamleleri sahada somut girişimlerle destekleyen Ankara, Meis Adası açıklarında ve tamamen Türk kıta sahanlığı içerisinde kalan bölgede TÜBİTAK MAM araştırma gemisiyle yürütülen bilimsel çalışmalar kapsamında yayımladığı NAVTEX duyurularıyla da egemenlik haklarını ve yetki alanlarını fiilen teyit etmiştir. Böylece Türkiye, yayımlanan bu NAVTEX ilanları ve sahada yürütülen teknik faaliyetlerle bölgesel haklarını kararlılıkla koruyarak Atina’nın haksız deniz yetki alanı iddialarını boşa çıkarmıştır. Bununla birlikte Ankara, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da kurduğu güçlü işbirlikleriyle Atina’nın Türkiye’yi Doğu Akdeniz’de izole etme hedefine dayanan stratejisini işlevsiz hale getirerek Yunanistan’ın........

© Anadolu Ajansı Analiz