menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Jeopolitik baskılar altında ezilen FIFA ve 2026 Dünya Kupası

2 0
yesterday

Akademisyen Görkem Turaç, 2026 Dünya Kupası’nın küresel siyasetin ve jeopolitik rekabetin bir yansımasına nasıl dönüştüğünü, AA Analiz için kaleme aldı.

Futbol, kitleleri peşinden sürükleyen küresel bir dinamo olmanın ötesinde, uzun yıllar boyunca uluslararası diplomasinin ve yumuşak gücün en önemli vitrini olarak kabul edildi. Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA) bu devasa ekosistemin mutlak hakimi olarak devletler üstü bir otorite kurmuş, kendi kurallarını egemen hükümetlere dahi dikte edebilen bir yapıya bürünmüştü. Ancak Kuzey Amerika’nın (ABD, Kanada ve Meksika) ev sahipliğinde düzenlenen 2026 Dünya Kupası, bu mutlak otoritenin çatlamaya başladığı, hatta FIFA’nın küresel futbol üzerindeki kontrolünü kaybetme noktasına geldiği tarihi bir kırılma noktası olarak kayıtlara geçiyor.

Turnuvanın daha ilk düdüğü çalmadan başlayan ve giderek derinleşen diplomatik ve güvenlik krizleri, futbolun birleştirici gücünü gölgelerken sporun küresel siyasetin bir aparatı haline geldiğini açıkça gözler önüne seriyor.

2026 Dünya Kupası’nın benzersiz siyasi atmosferi

Geçmişteki Dünya Kupaları da siyasi gerilimlerden azade değildi. Örneğin Arjantin 1978’deki askeri cunta gölgesi, Rusya 2018’deki jeopolitik kutuplaşmalar zihinlerdeki yerini koruyor. Ancak 2026 Dünya Kupası, öncekilerden çok daha farklı ve sert bir güvenlik ve siyaset atmosferinde gerçekleşiyor. Bunun temel nedeni, turnuvanın merkez üssü olan ABD’nin, küresel hegemonya mücadelesinin ortasında kendi iç güvenlik doktrinlerini ve dış politika ambargolarını turnuvaya katılan tüm aktörlere dayatmasıdır.

Önceki turnuvalarda ev sahibi ülkeler, FIFA’nın ticari ve operasyonel taleplerine uyum sağlamak adına kendi yasalarında geçici esneklikler tanırken 2026’da tam tersi bir süreç işliyor. ABD, ulusal güvenlik mimarisini ve göçmenlik politikalarını Dünya Kupası’nın çok uluslu yapısına uydurmayı reddediyor. Sonuç olarak, dünyanın dört bir yanından gelen sporcular, hakemler ve delegasyonlar, birer futbol elçisi olarak değil, potansiyel birer "güvenlik tehdidi" olarak muamele görüyor. Sınır hatlarının bu denli keskinleşmesi, turnuvanın küresel atmosferini zehirleyen en büyük etken haline gelmiştir.

Güvenlik doktrinlerinin çatışması: ABD diğer ev sahiplerinden nasıl ayrışıyor?

ABD diğer dünya kupası ev sahiplerinden neyi farklı yapıyor? Bu sorunun cevabı, ülkenin sınır güvenliği ve vize prosedürlerindeki tavizsiz yaklaşımında gizli. Örneğin, Rusya........

© Anadolu Ajansı Analiz