Suudi Arabistan ile BAE’yi karşı karşıya getiren süreç: Yemen'de neler oluyor?
Ankara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Betül Doğan Akkaş, Suudi Arabistan ile BAE’yi karşı karşıya getiren Yemen krizinin arka planını AA Analiz için kaleme aldı.
***
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan’ın 2025’in son günlerinde Yemen’de karşı karşıya gelmesi, yeni bir Körfez içi diplomatik kriz mi başlıyor endişelerini doğurdu. Yemen’de ne oluyor ve nasıl bu iki devlet başka bir ülkenin sınırları içinde çatışmaya girdiler soruları önemli fakat öncesinde Körfez devletlerinin Yemen’deki tutumlarına ve savaşın güncel durumuna değinmek gerekiyor. En temelde, Suudi Arabistan ile BAE’nin 2015’te Yemen iç savaşına askeri bir koalisyon çerçevesinde birlikte müdahil olmalarına rağmen, Yemen ve Afrika Boynuzu’na yönelik ortak ve homojen bir politika izlemediklerini söylemek gerekir.
2015 ve 2019 arasında Riyad ve Abu Dabi, askeri müdahale ile Yemen’in genelinde rol olmaya başladılar ama hedef Husileri bastırmak ve birleşik bir Yemen planıyla istikrarı sağlamaktı. Savaşın bu erken aşamasında dahi, BAE’nin politikaları Suudi Arabistan’dan ayrışmaya başlamıştı. Özellikle BAE’nin Afrika Boynuzu'nu da içine alan limanları güçlendirme ve askeri üsler vasıtasıyla ekonomik koridorlarda hakimiyet kurma projeleri bu dönemde başladı. Suudi Arabistan kuzey Yemen’de, sınırında artan Husi rolü ile meşgulken, BAE Yemen’e müdahalesini Riyad’ın önceliklerinden ayırıp rafa kaldırarak kendi gündemini önceledi. Bu süreci uluslararası ilişkiler bağlamında, göreceli olarak daha küçük olan gücün bölgesel politikada hegemon olan devletle ortak hareket ederken onu arkadan vurması (buck-passing) olarak tanımlıyoruz. Daha açık bir ifadeyle, 2015-2019 arasında Suudi Arabistan Yemen’e askeri müdahalenin siyasi, sosyal, ekonomik ve askeri sonuçları ile yüzleşirken- ki başarısız bir süreç yönetimi olduğunu da eklemek gerekir- BAE, yalnızca koalisyona gönüllü dahil olan bir müttefik görünümünde operasyonun ağır yüklerini ve başarısızlıklarını Riyad’ın sorumluğuna bıraktı.
Bu durum, 2019 sonrasında BAE’nin Yemen’den askeri olarak çekileceğini açıkladığı halde sahada güçlenmesi ile daha açık bir hale geldi. BAE, kendi birliklerini ve Kolombiyalı paralı askerleri sahadan çekti fakat askeri liderliğinde ve ekonomik desteğinde olan gruplarla daha taktiksel bir ilişki yürüttü. Bu süreç, özellikle ayrılıkçı Güney Geçiş Konseyi’nin (GGK) kurumsallaşmasına, askeri ve finansal olarak güçlenmesine etki etti. Husilerin kuzey Yemen’deki rolü ve gücü ile Suudi Arabistan meşgul olurken, BAE’nin önceliği Hadramevt, el-Mehra ve Aden’de GGK hakimiyetini sağlamak; Belhaf LNG tesisinin, Mukalla Lima'nının ve Sokotra, Perim ve Zukar adalarının idaresini kontrol etmekti. Bu hedeflere ancak 2025’in sonunda tamamen ulaşıldı ama 2019-2025 arası geçen sürede, BAE Yemen savaşını Afrika’daki ve Akdeniz’deki genel güç rekabetine, oluşturduğu alternatif hegemonya politikasına ve hepsini içine alacak şekilde tasarlanmış jeo-ekonomik önceliklerine entegre etti. Somaliland’in tanınması, adalara askeri üslerin konuşlanması ve radar takip sistemlerinin kurulması, Sudan ve Libya politikaları için Bab-ül Mendeb ve Afrika Boynuzu'nu kapsayan bir güç havzası oluşturulması bu kapsamlı jeo-ekonomik hedeflerin içinde ele alınabilir.
Bu süreçte, Suudi Arabistan ise Arap isyanları sonrası oluşan reform-istikrar çıkmazında kendi hegemonyasını korumak,........
