menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İran mutabakatı Trump-Netanyahu ittifakını yolun sonuna mı getirdi?

11 0
19.06.2026

Araştırmacı Dr. Damla Taşkın, İran mutabakatı sonrasında Washington ile Tel Aviv arasında belirginleşen stratejik farklılaşmayı AA Analiz için kaleme aldı.

ABD ile İran arasında 15 Haziran 2026'da açıklanan ve 18 Haziran'da imzalanan mutabakat, yalnızca bölgesel çatışmaların geleceğini değil, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasındaki stratejik uyumun sınırlarını da yeniden tartışmaya açtı. Bu yönüyle mutabakatın ilk etkileri askeri alandan ziyade diplomatik pazarlık başlıklarında görünür hale gelmeye başladı. Trump bu süreci bölgesel gerilimi sınırlandıracak ve petrol fiyatlarını aşağı çekecek bir diplomatik başarı olarak sunarken, Netanyahu İsrail'in doğrudan taraf olmadığı sınırlı bir anlaşmanın İran'a yeniden ekonomik, askeri ve siyasi hareket alanı açacağını savunuyor. İsrail'in mutabakatın dışında bırakılması ise yalnızca diplomatik bir tercih değil, Trump'ın Netanyahu'nun güvenlik önceliklerini Amerikan çıkarlarının önünde görmediğini gösteren önemli bir siyasi işaret olarak değerlendirilebilir.

Gerilimi derinleştiren farklı siyasi çıkarlar

Trump ile Netanyahu arasında gün geçtikçe artan görüş ayrılıkları, iki tarafın 2026 seçimlerine yüklediği farklı stratejik anlamlardan da kaynaklanıyor. Nitekim ABD'de 3 Kasım 2026'da yapılacak Kongre ara seçimleri Trump açısından ekonomik istikrarı, enerji maliyetlerini ve dış politikada sonuç üretme kapasitesini öne çıkarırken, İsrail'de yapılması planlanan yasama seçimleri, Netanyahu'yu İran, Lübnan ve Gazze dosyalarında daha bağımsız bir strateji izlemeye yöneltebilir. Çünkü Hürmüz Boğazı'nın açılması, petrol fiyatlarının gerilemesi ve savaş maliyetinin düşürülmesi, Cumhuriyetçilerin seçim kampanyasında kullanabileceği en somut kazanımları ifade ediyor. Bu nedenle İran mutabakatı, enerji fiyatları ve geçim maliyeti Trump bakımından sadece dış politika başlıklarını değil, Kongre çoğunluğunu ve başkanlık otoritesini doğrudan etkileyen iç politika unsurları arasında yer alıyor. Bu noktada Trump açısından temel öncelik, Netanyahu'nun bölgesel güvenlik takvimini sürdürmekten çok, Amerikan seçmenine ekonomik rahatlama ve diplomatik sonuç sunabilmektir.

Öte yandan İsrail'de Ekim 2026'da yapılması planlanan seçimler,........

© Anadolu Ajansı Analiz