menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İkra Avcı’nın saç örgüsünden Kürt meselesine

15 0
22.08.2026

Bazen bir devletin demokratikleşme düzeyini anlamak için büyük anayasa değişikliklerine, uzun reform paketlerine ya da siyasetçilerin kürsülerden verdiği demokrasi sözlerine bakmak gerekmez.

Bazen bir hemşirenin saçını örmesi yeterlidir.

İkra Avcı, Kocaeli’de görev yapan bir hemşireydi. Suriye’de bir Kürt kadının saç örgüsünün kesilmesine tepki olarak kadınların başlattığı dayanışma eylemine katıldı ve saçlarını ördüğü bir görüntüyü sosyal medyada paylaştı. Bu paylaşım nedeniyle hakkında “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla dava açıldı.

21 Mayıs 2026’da mahkeme Avcı hakkında beraat kararı verdi. Ancak hikâye burada bitmedi. İdari soruşturma devam etti ve Avcı, Ağustos ayında Sağlık Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla memuriyetten çıkarıldığını duyurdu.

Yani aynı olayda iki farklı devlet mekanizması karşımıza çıktı:

Biri, “Bu eylem suç oluşturmuyor” dedi.Diğeri ise aynı eylemi, bir kamu görevlisinin mesleğini ve geçim kaynağını kaybetmesine yol açacak kadar ağır bir disiplin yaptırımına konu etti.

İşte asıl üzerinde düşünmemiz gereken mesele budur.

Devletin hafızası mı, hukuk mu?

Elbette disiplin hukuku ile ceza hukuku aynı şey değildir. Bir memurun her davranışı ceza mahkemesinde suç oluşturmasa bile disiplin sorumluluğu doğurabilir.

Fakat hukuk devletinin asıl sınavı tam da burada başlar.

İdarenin elindeki disiplin yetkisi, ceza mahkemesinin veremediği bir cezayı dolaylı biçimde verebilmenin aracına dönüşebilir mi?

Bir yurttaşın ifade biçimi, siyasal kanaati veya sembolik bir dayanışma eylemi, kamu hizmetiyle somut bir bağ kurulmadan meslekten çıkarma gerekçesine dönüştürülebilir mi?

Bir insanın eylemini suç olarak görmeyen yargı kararının ardından, idarenin aynı olaya çok daha ağır bir sonuç yüklemesi bize devletin hukukla ilişkisi hakkında ne söylüyor?

İkra Avcı olayı bize bu soruları sormayı zorunlu kılıyor.

Çünkü burada mesele yalnızca bir hemşirenin işini kaybetmesi değildir.

Mesele, devletin yurttaşına nasıl baktığıdır.

Asıl soru şudur bu zihniyet Kürt meselesini nasıl çözecek?

Türkiye bugün Kürt meselesinin çözümünü, çatışmadan demokrasiye geçişi ve yeni bir toplumsal sözleşmeyi........

© Amida Haber