DTSO’nun yeni sınavı: Ciğerden sanayiye bir Diyarbakır mümkün mü?
Diyarbakır iş dünyası, DTSO’nun yeni dönemini belirlemek üzere 3 Ekim 2026 Cumartesi günü sandık başına gidecek. Yaklaşık 25 bin üye oy kullanacak.
Diyarbakır’da oda seçimleri yaklaşınca aynı soru yeniden masaya geliyor: Mehmet Kaya devam edecek mi?
Bence asıl soru bu değil. Asıl soru, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’nın bundan sonra nasıl devam edeceğidir. Çünkü 3 Ekim’de yapılacak seçimde yalnızca yönetim kurulu ve meslek komiteleri belirlenmeyecek. Diyarbakır’ın önümüzdeki dört yıldaki ekonomik yönü, temsil anlayışı ve kalkınma öncelikleri de tartılacak.
Şehrin hakkını teslim edelim. DTSO son yıllarda yalnızca evrak veren, aidat toplayan ve üyelerine belge düzenleyen klasik bir oda görüntüsünün dışına çıktı. Gastro İnovasyon Merkezi kuruldu. Bu merkezde muhtelif yeme-içme eğitimleri verildi. Key-Ma Kadın Kooperatifi aracılığıyla kadın üreticilere alan açıldı. Kooperatifte pizza, kadayıf ve kahve eğitimleri verildi. Coğrafi işaretli ürünler, gastronomi, gençlerin dijital sektörlerde istihdamı, dış ticaret ve yatırım tanıtımı gibi alanlarda çalışmalar yapıldı.
Oda; yetersiz uçak seferlerinden yüksek bilet fiyatlarına, Irak pazarındaki kayıptan işletmelerin finansmana erişimine kadar Diyarbakır iş dünyasının bazı temel sorunlarını yüksek sesle dile getirdi. Barışın ekonomik kalkınma için taşıdığı değeri savunması da bu şehrin tarihinden ve yaşadıklarından kopuk değildir.
Hatırlayanlar bilir: Kayyum döneminde Diyarbakır’da seçilmiş yerel yönetimlerle toplum arasındaki bağın zayıflaması, kent adına söz söyleyen kurumsal bir boşluk doğurmuştu. DTSO, bu süreçte belediyenin görevlerini üstlenmedi; ancak Kent Koruma ve Dayanışma Platformu gibi yapılar aracılığıyla sivil toplum kuruluşlarını, meslek örgütlerini ve farklı toplumsal kesimleri bir araya getirerek kentin sorunlarının takip edilmesinde etkili bir rol oynamıştı. Böylece yalnızca iş dünyasını temsil eden bir oda olarak kalmadı; yerel yönetimler, kamu kurumları ve halk arasında görüş ve talepleri taşıyan güçlü bir kent aktörüne dönüştü. Bir boşluğu doldurma gayretindeydi.
Mehmet Kaya geçmişte verdiği bir demeçte de DTSO’nun kayyum döneminde kentteki kurumsal boşluğu doldurmaya ve sivil toplumu desteklemeye çalıştığını da açıkça ifade etmişti
Mehmet Kaya’nın kayyum döneminde ortaya çıkan kurumsal boşlukta sorumluluk üstlendiğini de görmezden gelemeyiz. Kentin seçilmiş yerel yönetimlerden uzak kaldığı yıllarda DTSO; sivil toplum kuruluşlarını, kent platformlarını ve farklı kesimleri bir araya getiren yapılardan biri oldu. Kaya bu süreçte gayret gösterdi, risk aldı ve Diyarbakır adına birçok kapıyı çalmaya çalıştı. Bunların hakkını teslim etmek gerekir.
Ancak yeni dönemde DTSO’nun önündeki mesele, yalnızca geçmişte ne yaptığı değildir. Bundan sonra ne yapacağı, hangi işi ne kadar sürede tamamlayacağı ve ortaya nasıl bir ekonomik sonuç çıkaracağıdır.
Faaliyet var, ekonomik karşılığı nerede?
Diyarbakır çarşısında, OSB’de ve küçük işletmeler arasında konuşulan başka bir gerçek var: Üye artık yapılan toplantıların sayısından çok kendi işine dokunan sonucu görmek istiyor.
Esnaf krediye erişimi soruyor. Sanayici enerji, arsa, işçilik ve lojistik maliyetini konuşuyor. İhracatçı Irak pazarındaki gerilemeyi düşünüyor. Turizmci uçak seferlerinin yetersizliğinden ve yüksek bilet fiyatlarından yakınıyor. İlçelerdeki iş insanları ise çoğu zaman merkezde yürütülen çalışmaların uzağında kaldığını hissediyor.
DTSO’nun 25 bini aşan üyesi var. Böyle büyük bir yapının başarısı yalnızca düzenlenen toplantılar, yapılan ziyaretler ve yayımlanan açıklamalar üzerinden ölçülemez. Her faaliyetin ekonomik karşılığı da açıklanmalıdır.
Kaç üyeye doğrudan hizmet verildi? Kaç işletmenin finansmana ulaşmasına yardımcı olundu? Bankalarla yapılan görüşmeler sonucunda kaç firmaya kredi açıldı? Kaç yatırımcı Diyarbakır’a getirildi? Kaç ihracat bağlantısı kuruldu? Desteklenen projeler kaç kişiye kalıcı istihdam sağladı? İlçeler bu hizmetlerden hangi oranlarda yararlandı?
Yeni yönetimin ilk işi bağımsız bir üye memnuniyeti araştırması yaptırmak olmalıdır. Ardından altı ayda bir ‘DTSO Ekonomik Etki ve Performans Raporu’ yayımlanmalıdır. Bu raporda yalnızca faaliyetler değil, sonuçlar açıklanmalıdır.
Rakamı olmayan başarı, seçim döneminde kolayca slogana dönüşür. Şeffaflık ise yapılan iyi işleri küçültmez; tam tersine onları söylentiden ve siyasi tartışmadan kurtarır.
Diyarbakır’ın sanayi meselesi
Diyarbakır yalnızca ciğer, kadayıf, surlar, tarihi yapılar ve hediyelik eşya demek değildir. Turizm elbette değerlidir; fakat yaklaşık iki milyon insanın yaşadığı bir şehir yalnızca ziyaretçi ekonomisiyle kalkınamaz. Surları kaç defa anlatsak da yeni bir fabrika kurulmuş olmuyor; ciğerin fotoğrafını dünyaya göstermek de tek başına gençlere iş sağlamıyor. Ulu Cami, Dört Ayaklı Minare, Mardin Kapı, On Gözlü Köprü ve Malabadi zaten yüzyıllardır orada; bizim marifetimiz onları yeniden keşfetmek değil, bu tarihsel birikimin üzerine yeni........
