Beş Milyar İnsanı Öldürecek Bir Nükleer Savaştan Ne Kadar Uzağız?
20 Kasım 1983 tarihinde yayınlanan American Broadcasting Company yapımı televizyon filmi "The Day After" (1983) ilk gösterildiği gün bile en az 100 milyon seyirci üzerinde şok etkisi uyandırmıştı…Film 5 milyar insanın ölmesine yol açacak nükleer savaşı tüm boyutlarıyla ekrana taşımıştı…ABD Başkanı Reagan bile bu filmden çok şey öğrendiğini itiraf etmişti...
"Eğer nükleer silahlar varsa kullanılabilirler de. Dünya birçok kez nükleer savaşa yaklaştı. Nükleer silahların yasaklanması uzun vadeli tek çözümdür..."
Profesör Alan Robock Rutgers Üniversitesi'nde İklim Bilimci...
Amerika Birleşik Devletleri'nde Rutgers Üniversitesi'nden iklim bilimciler, olası bir nükleer savaşın ani ölümler haricindeki etkilerine ilişkin senaryoları değerlendirdi.
Nükleer süper güç Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sonrası nükleer savaş ihtimali yönündeki endişeler artmaya başladı.
Rutgers Üniversitesi'nden bir grup iklim bilimci tarafından Nature Food bilim dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, nükleer savaşın iklim sistemini tamamen bozarak büyük bir küresel kıtlık kaynaklı ölümlere neden olabileceğini öne sürüyor.
Nükleer savaş deyince akla ilk olarak doğrudan patlamalar nedeniyle aniden yok olan şehirler ve insanlar geliyor ancak bilim insanlarına göre, nükleer silahların radyasyon ve çevre kirliliği nedeniyle onlarca yıl süren kalıcı etkileri de var. Hatta nükleer savaşı takip eden yıllarda yaşananların nükleer savaşın ani etkisini gölgede bırakacağı düşünülüyor
Rutgers Üniversitesi'nden araştırmacılar, olası bir nükleer savaş sonrası için en kötü senaryoyu modelledi. Buna göre, ABD ve Rusya arasındaki gerçek bir nükleer savaş, iki yıl sonra en az 5 milyar insanın açlıktan ölmesine neden olabilir. Hindistan ve Pakistan arasındaki küçük ölçekli bir nükleer çatışma bile küresel kıtlığa yol açabilir.
"Patlama etkisiyle oluşan kurumlar iklimi mahvedecek"
Araştırmacılar, nükleer bir savaşta şehirleri hedef alan nükleer bombaların şiddetli yangın fırtınaları başlatacağını söylüyor.
Yangınlardan çıkan devasa miktarlardaki kurumların atmosfere ulaşacağını belirten araştırmacılar, bu kurumların daha sonra küresel olarak yayılacağını ve gezegeni hızlıca soğutacağını tahmin ediyor. Böylelikle dünya ikliminin bozulacağı ve gıda üretim sistemlerinin de bundan büyük ölçüde etkileneceği düşünülüyor.
Büyük mahsullerin verimliliğini ülke bazında bir iklim tahmini aracı kullanarak öngören araştırmacılar, 6 olası nükleer savaş senaryosunda neler olabileceğini inceledi. Buna göre, boyutlarına göre atmosfere farklı miktarda kurum gönderecek nükleer savaşlar nedeniyle dünyanın 1 ila 16 santigrat derece soğuyabileceği ifade edildi.
Hindistan ve Pakistan arasındaki nispeten küçük ölçekli bir nükleer savaştan sonra bile mahsul üretiminin 5 yıl içinde yüzde 7 oranında düşebileceği kaydedildi.
Dünyada var olduğu bilinen nükleer silahların yüzde 90'ını elinde bulunduran iki ülke Rusya ve ABD arasındaki olası bir nükleer savaştan sonra ise 3 ila 4 yıl içinde üretimin yüzde 90 oranında düşebileceği öngörüldü.
Makalenin yazarlarından iklim bilimci Profesör Alan Robock araştırmaya ilişkin şöyle konuştu: "Eğer nükleer silahlar varsa kullanılabilirler de ve dünya birçok kez nükleer savaşa yaklaştı. Nükleer silahların yasaklanması uzun vadeli tek çözüm".
Birleşmiş Milletler Nükleer Silahların Yasaklanması Antlaşması'nın 66 ülke tarafından onaylandığını hatırlatan Robock, "Ancak 9 nükleer silahlara sahip ülkeden hiçbiri bu anlaşmayı onaylamadı. Çalışmamız, bu 9 devletin bilimi dinleme ve bu anlaşmayı imzalama zamanının geldiğini açıkça ortaya koyuyor" ifadelerini kullanıyor.
Nükleer Savaş temalı diğer birkaç film :
A House of Dynamite (2025)
Dr. Strangelove Or: How I Learned to Stop Worrying and Love the Bomb (1964)
Planet of the Apes (1968)
When the Wind Blows (1986)
The Bed Sitting Room (1969)
Colossus: The Forbin Project (1970)
O-bi, O-ba - Koniec cywilizacji (1985)
Ikimono no kiroku (1955)
The China Syndrome (1979)
Pisma myortvogo cheloveka (1986)
When the Wind Blows (1986)
Leave the World Behind (2023)20 Ocak 1961’de ABD başkanı Kennedy göreve başladığında Sovyetlerin elinde dünya üzerindeki yaşamı iki kez yok edebilecek kadar nükleer silah vardı…Aynı tarihte ABD’nin elinde dünya üzerindeki yaşamı on kez yok edebilecek nükleer silah vardı…Bugün İsrail’in bile elinde 400 nükleer silah olduğu tahmin ediliyor…İRAN DIŞİŞLERİ BAKANININ AÇIKLAMALARIİran Dışişleri Bakanı, bir muhabirin Tahran'ın nükleer programını yeniden başlatıp başlatmadığı sorusuna verdiği cevapla gündeme geldi. Bakan İran'ın böyle bir şey yapmadığını ve ülkesinin barışı seçtiğini söyledi.Bakan, Başkan Trump'ın nükleer denetim talebine ilişkin sorulara ise basit bir "evet" cevabı vermedi.İran'ın, İsrail'in önce İranlı uzmanların İsrail nükleer tesislerini (eğer varsa) incelemesine izin vermesi şartıyla denetimleri kabul edebileceğini, İran'ın da aynı standartlara tabi tutulması gerektiğini söyledi…Bu yaklaşım, ABD-İran görüşmelerinin merkezinde yer alan gerçek bir anlaşmazlığı ele aldığı için yankı buluyor: Washington "nükleer dürüstlük" ve denetçilerin geri dönüşünü isterken, Tahran ise çifte standart olarak adlandırdığı şeye işaret etmeye devam ediyor.İran, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması'na taraf.İsrail'in nükleer silahlara sahip olduğuna yaygın olarak inanılıyor ve aynı denetim rejimine tabi değil.İran Dışişleri Bakanı'nın destekçileri bu cevabı keskin ve akılcı bir diplomasi olarak nitelendiriyor.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, BM İnsan Hakları Konseyi'ne yaptığı açıklamada, ABD-İsrail savaşının başladığı 28 Şubat'tan bu yana 600'den fazla okulun hasar gördüğünü veya yıkıldığını, 1.000'den fazla öğrenci ve öğretmenin ise hayatını kaybettiğini ya da yaralandığını ifade etti.Arakçi ayrıca Minab'daki bir ilkokula düzenlenen ve ölümle sonuçlanan saldırıya da dikkat çekti.
ABD kaynaklı haberlerde, okula yönelik bu saldırı, halen soruşturma süreci devam eden bir hedefleme hatası olarak nitelendirildi; Tahran ise saldırının kasıtlı olduğunu iddia ediyor...Şu anda, uluslararası hukuku kimin ihlal ettiğine dair birbirinden çok farklı iki görüş kamuoyu önünde karşı karşıya geliyor.Washington; İran'ı, küresel ticareti tehdit etmekle ve Hürmüz Boğazı'nı kapatmaya hazırlanmakla suçluyor.
Tahran ise ABD ve İsrail'i; okulları yerle bir etmekle, sivilleri öldürmekle ve öğrencileri ve öğretmenleri hedef almakla itham ediyor.Bir taraf deniz ulaşım yollarının açık tutulmasından söz ederken, diğer taraf okulların ve çocukların neden korunmadığını sorguluyor.
İran Dışişleri Bakanından ABD Dışişleri Bakanı Rubio'nun İsrail Yorumu Üzerine Tek Cümlelik Yanıt Geldi...Marco Rubio'nun İsrail'den nefret edenlerin "kötü niyetli" olduğunu söylemesinin ardından internette sert bir tartışma alevlendi.İran Dışişleri Bakanı Rubio'nun Küba kökenlerine dikkat çekip babası Mario Rubio'nun bir zamanlar İsrail'e karşı çıktığını öne sürerek ve ardından ona "bunu bir daha söylemesini" isteyerek karşılık verdi.ABD ile İran arasındaki gerilimin tırmandığı ve Rubio'nun İsrail'e verdiği güçlü desteğin bilindiği bir dönemde, bu video kaydı "tek cümlelik bir susturma hamlesi" olarak paylaşılıyor.
İran Dışişleri Bakanı Ürdünlü mevkidaşının İran'ın misilleme saldırıları hakkındaki yorumlarına meydan okudu.Ayman Safadi, İran'ın ABD savaşının başlamasından sadece iki saat sonra Ürdün ve diğer ülkelere saldırdığını iddia etti. Saldırıların bir karşılık olarak değerlendirilemeyeceğini iddia etti…İran Dışişleri Bakanı ise Safadi'ye, masum........
