menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Emekliye Vefası Olmayanın, Millete Vefası Olmaz!

7 0
27.07.2026

Ülkeye hizmetin, devleti yönetiminin ve milleti refah içerisinde yaşatmanın siyasetten geçiyor. Siyaset, ehil ve liyakatli kadrolar eli ile yapılmayınca toplumlar için felaket senaryoları birbirini izliyor. Sadece kamuda değil, özel sektörde ve sivil toplumda da "işi ehline vermek"; adaletin, huzurun ve güvenin anahtarıdır.  İşler ehline verilmeyince, üstelik adalet ile hükmedilmeyince, hayat pahalılığı ve ekonomik darboğazın en ağır yükünü; yıllarca bu ülkeye emek vermiş emekli vatandaşlarımız üstlenmektedir. Emeklilik, devlete veya kurumlara yük edilmiş bir “bütçe kalemi” ya da bir "sosyal yardım" konusu değildir. Emeklilik; yıllar boyu ödenen primlerle, harcanan gençlikle ve dökülen alın teriyle kazanılmış hukuki, vicdani ve ahlaki bir haktır. Hiç kimse, emekliyi “bütçeye yük” olarak göremez. Türkiye’nin kurucu önderi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, emeklilere hürmetin toplumsal düzenin temel taşı olduğunu vurgulamıştır. Onun şu sözü; devlet aklının emekliye bakışını en net şekilde özetler:"Bir milletin yaşlı vatandaşlarına ve emeklilerine karşı tutumu, o milletin yaşama gücünün en önemli kıstasıdır. Geçmişte bütün gücüyle çalışmış olanlara karşı minnet hissi duymayan bir milletin, geleceğe güvenle bakmaya hakkı yoktur." Bir toplumun vicdanı, çocuklarına ve yaşlılarına nasıl davrandığıyla ölçülür. Ömrünü çalışarak, vergi ödeyerek, üretime katkı sağlayarak geçiren insanların emeklilik döneminde insanca yaşayabilmesi; bir lütuf değil, sosyal devletin en temel görevidir. Türk kültüründe "ahde vefa", verilen sözü tutmak, emeğe saygı göstermek ve geçmişi unutmamak demektir. Devlet ile vatandaş........

© Akdeniz Gerçek