menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mehmet BOZKURT İran Yalnızlaşırken, Ortadoğu Yanıyor!

37 0
10.03.2026

Ortadoğu’nun kaderini belirleyen ülkelerden biri hiç şüphesiz İran’dır. Kimi zaman direnişin sembolü olarak görülür, kimi zaman bölgesel krizlerin baş aktörü olarak suçlanır. Fakat bugün sormamız gereken soru şudur: İran gerçekten güçlü bir bölgesel aktör mü, yoksa yıllardır kurduğu denklem içinde giderek yalnızlaşan bir ülke mi? İran’ı görmüş, araştırmış ve Şiilik üzerine kitap yazmış biri olarak şunu açıkça söylüyorum: Türkiye’nin geleceği ve güvenliği açısından, bütün eleştirilere rağmen İran’ı bütünüyle karşıya itmek doğru bir strateji değildir. 1979 devrimiyle kurulan İran rejimi, yalnızca kendi ülkesinin değil, Ortadoğu’nun siyasi dengelerini de derinden etkiledi. Ancak İran’ın dış politikasında belirleyici olan unsur çoğu zaman mezhep eksenli yaklaşım oldu. Bu yaklaşım ise bölgede hem güç ve hem de büyük kırılmalar üretti. 1980’lerde Irak’la savaşırken bir yandan ABD ile gizli temaslar kurarak silah alması; Afganistan’da farklı dönemlerde hem Sovyetler Birliği’ne ve hem de ABD’ye dolaylı destek verdiği iddiaları; Irak işgali sonrası ortaya çıkan yeni düzen içinde etkin rol üstlenmesi… Bütün bunlar İran’ın ideolojik söylemi ile jeopolitik pragmatizmi arasındaki çelişkiyi açıkça ortaya koymaktadır. Suriye’de Beşar Esed rejimine verdiği güçlü destek, Irak’ta Şii milis yapılanmaları üzerinden kurduğu nüfuz, Yemen’de Husiler aracılığıyla yürüttüğü vekalet savaşı ve Lübnan’da Hizbullah üzerinden sürdürdüğü etkinlik… İran neredeyse bölgedeki her kriz alanında doğrudan ya da dolaylı bir biçimde yer aldı. Bu müdahalelerin bölge halklarına ağır bedeller ödettiği ise inkar edilemez bir gerçektir. Ancak bugün tablo değişmektedir. Yıllarca bölgesel güç projeksiyonu yapan İran, artık daha çok kendi güvenliğini önceleyen bir savunma hattına çekilmiş görünmektedir. ABD ve İsrail ile........

© Akasyam