Adnan İPEKDAL Gün Olur Asra Bedel Romanının 15 Temmuz Üzerinden Tahlili
Asırlık Gece Belgeseli
Türk ve Dünya edebiyatının en büyük romancılarından Cengiz Aytmatov’un 1980 yılında kaleme aldığı dönüm noktası eseri Gün Olur Asra Bedel, sadece Sovyet rejiminin baskıcı yapısını anlatan bir dönem romanı değildir.
Eser, insanı köklerinden kopararak köleleştiren evrensel bir mekanizmayı; yani mankurtlaştırma sürecini deşifre eden zamansız; yani tüm zamanlarda geçerli bir sosyolojik aynadır. TRT 1 ekranlarında yayınlanan ve 15 Temmuz hain darbe girişimini resmi belgeler ile doğrudan tanıklıklar ışığında kronolojik olarak ekrana taşıyan Asırlık Gece belgeseli Aytmatov’un bu edebi dehasının modern dünyada nasıl dehşet verici bir gerçeğe dönüştüğünü gözler önüne sermektedir. Kurgusal bozkır efsaneleri ile Türkiye'nin yakın tarihinde yaşadığı en büyük ihanet gecesi yan yana getirildiğinde; hafızanın, iradenin ve ihanetin anatomisi sarsıcı bir netlikle ortaya çıkmaktadır.
1. Şiriden İdeolojik Hücreye: Modern Çağda Hafızanın Kırımı
Gün Olur Asra Bedel’deki eski bozkır efsanesine göre acımasız Juan-Juan kabilesi, esir aldıkları gençlerin saçlarını tamamen kazır, kafalarına ıslak deve derisi (şiri) sarar ve onları elleri ve ayakları bağlı olarak günler belki haftalarca kızgın güneşin altında bırakırdı. Kuruyan deri büzüşüp bir mengene gibi kafayı sıkıştırırken, içeri doğru büyüyen saçlar esire korkunç acılar verir ve hafızasını tamamen yok ederdi. Bu süreçten sağ çıkan genç, geçmişini, ailesini ve adını unutan, sadece efendisinin emirlerine itaat eden bir mankurt haline gelirdi.
Asırlık Gece belgeselinde deşifre edilen FETÖ’nün "mahrem yapılanma" sistemi, bu fiziksel işkencenin modern çağda psikolojik ve ideolojik yöntemlerle nasıl uygulandığını göstermektedir. Örgüte küçük yaşta alınan gençler; "ışık evleri", yurtlar ve gizli hücrelerde yoğun bir beyin yıkama ve robotlaştırma sürecine maruz bırakılmıştır. Bireyin ailesiyle, milli değerleriyle ve toplumla olan bağları yavaş yavaş koparılmıştır. Örgüt liderinin sahte kerametler/ illüzyonlar/ hezeyanlarla süslenmiş vaazları ve talimatları, tıpkı o kızgın deve derisi gibi gençlerin zihnini kuşatmış; sorgulama, muhakeme ve vicdan yeteneklerini tamamen yok etmiştir. Sonuçta ortaya çıkan figür, geçmişi ve milli bilinci silinmiş bir robot gibi kullanılabilen modern birer mankurt olmuştur.
2. Sabitcan’dan Akın Öztürk’e: Diplomalı Mankurtluk ve "Telsiz İnsanlar"
Romanın en önemli karakterlerinden biri olan Sabitcan, okumuş ve devlet kademesinde yüksek makamlara gelmiş bir bürokrattır. Halkını küçümser, kendini üstün bir "aydın" olarak görür ancak köklerinden tamamen kopmuştur. Sabitcan, köylülere gelecekte insanların kafasına telsizler/çipler takılacağını, yukarıdan gelen emirlerle herkesin robot gibi hareket edeceğini büyük bir "ilerleme" olarak överek anlatırken aslında emperyalizmin tüm insanlığı köleleştirecek hedefini ifşa etmektedir. Sabitcan, kendi isteğiyle sistemin ve gücün emrine giren gönüllü mankurtluğu simgeler.
Bu tipoloji, 15 Temmuz gecesi Akın Öztürk gibi general apoletli cuntacılarda vücut bulmuştur. Asırlık Gece belgeselinde işlendiği üzere; devletin en prestijli askeri akademilerinden mezun olmuş, orduları komuta edecek stratejik eğitime ve askeri akla sahip bu generaller, o gece........
