menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hipermodernite Vasatında Çocuğun Gelişen Üç Bedeni

9 0
20.10.2026

{vendor_count} satıcılarını yönetin

Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tarih Tıp Turizm Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

İnsan ve Toplum Bilimleri

Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.

Hipermodernite Vasatında Çocuğun Gelişen Üç Bedeni

İnsan olgusunun, varlık anlamında, fiziksel olarak gördüğümüz tek bir vücudu yoktur. İnsanın fetal dönemde, doğum öncesinde gelişmeye başlayan ve dış ortamda, doğada yaşayabilecek hâle gelen biyolojik bedeninin yanında; yine gelişimi doğum öncesinde başlayan, ancak biyolojik bedeni kadar gelişmiş olmasa da varlığı başlamış olan psikolojik ve sosyolojik bedenleri de vardır. Bu nedenle bir çocuğun doğumundan itibaren üç bedeni olgunlaşmaya ve tabii ki aynı zamanda yaşlanmaya başlar. Bunlar biyolojik bedeni, psikolojik bedeni ve sosyolojik bedenidir. Her bir bedenin gelişme hızı, evresi ve konumu farklı olsa da bu üçlünün ortak adı biyopsikososyal varlık, yani insan olgusudur. Bunlar, varoluşun ana ve temel objeleridir.

Ancak bizim bir çocukta gördüğümüz, biyolojik bedenin gelişimidir. Özellikle teknolojik gelişmelerle ve bu teknolojinin insan yaşamındaki varlığıyla şekillenen modernite, genelde biyolojik bedene öncelikli ve olabildiğince yoğun bir ilgi göstermiş, ancak psikolojik ve sosyolojik bedenleri ihmal etmiştir. Hâlbuki biyolojik bedenin gelişme evresindeki problemler, sosyolojik ve psikolojik bedenlerin gelişme evrelerindeki problemlerden ve hastalıklardan çok farklı değildir. Yani biyolojik bedendeki hastalık ne kadar önemliyse psikolojik ve sosyolojik bedenlerdeki hastalıklar da o kadar önemlidir. Bu bütüncül yaklaşım göz önüne alınmadığı sürece çocukta tam bir sağlıklılık hâli gerçekleştirilemeyecektir.

Çocuğun gelişim sürecinde biyolojik bedenindeki bir sorun nasıl sekel bırakır ve uzun bir süreye yayılırsa psikolojik ve sosyolojik bedenlerinde oluşan sorunlar da sekel bırakacak ve ileride sorun yaratacaktır. Bu durum, bireyin bütüncül yaklaşımla ele alınan biyopsikososyal sağlığı kadar toplumun da biyopsikososyal sağlığını etkileyecektir.

Örneğin biyolojik olarak çok iyi yetişmiş, gelişmiş ve büyümüş bir çocuğun psikolojik olarak sorunlu ve mutsuz olması, biyolojik bedenindeki sağlıklılığın önemini ve değerini tamamen ortadan kaldıracaktır. Benzer şekilde, biyolojik bedeni tamamen sağlıklı ve sorunsuz olan bir bireyin toplumdaki, mikro ya da makro çevresindeki diğer insanlarla ve canlılarla yeterli iletişimde olmaması, onun işlevsel ve tatminkâr bir hayat yaşamasını mümkün kılmayacaktır. Bu nedenle sağlıklılık; biyolojik, psikolojik ve sosyolojik bedenlerde tam bir iyilik hâli, çocuk için de bu iyiliğe ulaşmak üzere gelişim sürecinde tam bir iyi gelişme ve olgunlaşma hâlidir.

Modern toplumda biyolojik bedene verilen öncelik, zamanımızın hipermodern toplumunda daha da belirginleşmiş ve psikolojik ve sosyolojik diğer iki bedenin arka plana itilmesine neden olmuştur. Sosyal medyanın ve iletişim kaynaklarının hızla gelişmesi ve sosyal medyada tamamen rekabetçi bir sistemin yerleşmesi, çocuğun daha yalnız yaşamasına ve sosyolojik bedeninin infantil ve ilkel kalmasına yol açmıştır. Bireyin ön plana çıkması, bencilliği daha da etkinleştirmiş ve sosyal yaşamın paylaşımcı, birlikte güçlü bir toplum oluşturma özelliğinin kaybolmasına yol açmıştır.

Tabii ki çocuğun yalnızlığı ve yalnız yaşamayı sürdürmesi; mutsuzluğa, bencilliğe ve egosantrik bir yaşam sürmesine, gelişme dönemindeki çocuğun ruhunda kalıcı hasar oluşmasına neden olmaktadır. Birbiriyle bu kadar yakın ilişki içinde olan ve gelişimleri için mutlaka bütüncül bir yaklaşımla ele alınmaları gereken üç beden arasındaki bu durum; biyolojik beden ne kadar iyi olursa olsun, ne kadar sağlıklı gelişirse gelişsin, sağlıklı bir birey olmanın mümkün olamayacağı riskini taşımıştır ve taşımaktadır.

Hipermodern toplumun, özellikle yapay zekâ ile çözüm üretmede bireye sağladığı iktidar ve muktedirlik, diğer iki bedenin biyolojik bedenden daha hızlı ayrılmasına ve ilkel kalmasına neden olmakta; toplumun insan sağlığı için önemli olan kurgularını maalesef bertaraf etmektedir.

Hipermodernitenin ışık hızıyla gelişen teknolojik imkânlarının insan psikolojisine ve sosyolojisine olumsuz yansımaması için çocukluk çağında bu imkânlardan haberdar olunması, ancak kullanımlarının kısıtlanması gerekmektedir. Çocuğun gelişerek oluşturacağı insan olgusu ve toplumsal yaşam açısından, bir miktar fabrika ayarlarına dönmesi gerektiği bugün için çok açıktır. Aksi takdirde hipermodernitenin getirdiği sosyal iletişim ağlarının hızı ve yapay zekânın sunduğu, çocuğun zihnini kullanmasını engelleyen imkânlar, sonraki nesillerin insan olma özelliklerini kaybetmesi........

© Akademik Akıl