menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yapay Zeka, Algoritmalar ve Sağlık

4 0
31.08.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tarih Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

İnsan ve Toplum Bilimleri

Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.

Yapay Zeka, Algoritmalar ve Sağlık

Yapay zekanın akademik düzeyde ilk kullanımı 1950’lerde ABD ve İngiltere’de başlasa da üretken yapay zekanın hayatımıza girmesi 2010 yılından sonra olmuştur. İnternet teknolojisindeki gelişmelere paralel olarak büyük veri analizi yapma kapasitesine ulaşan yapay zeka, esas olarak insanın ürettiklerine bağlı olan ve insanlar tarafından elde edilerek sisteme yüklenen verileri kullanarak, çok kısa sürede sorulara, isteklere cevap veren ve algoritmalar üreten mekanik bir yapıdır. İnsana has olan özelliklerden yaratıcı ve herkesten farklı düşünebilen beyni, ruhu, duygusu ve heyecanı yoktur. Ancak bu eksiklikler tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yapay zeka kullanımını kısıtlamamakta, aksine her geçen kullanımı artarak devam etmektedir. Türkiye, bilgiyasar veya yapay zeka teknolojisine üretim anlamında bir katkı yapmasa da, kullanımının dünya ortalamalarının üzerinde olduğu 2025 verilerinde bildirilmektedir.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’nun 2025 verilerinde göre Türkiye’de her 5 kişiden 1’i yapay zeka kullanmaktadır. Yapay zekayı en çok kullananlar gençler ve erkekler. 16-24 yaş grubunun @’a yakını yapay zekadan aktif şekilde yararlanırken 25-34 yaş grubunda bu oran 0.

Altmiş beş yaş üzeri nüfusta ise yapay zekayla tanışma oranı %1’in altında. Beklendiği üzere eğitim seviyesi ile yapay zeka kullanımı paralellik göstermekte ve üniversite mezunlarının üçte birinin yapay zeka kullandığı bildirilmektedir. Yapay zeka kullananların ’i yapay zekayı kişisel amaçlarla kullandığını ifade ederken, iş amaçlı yapay zeka kullanım oranı 4. Öğrencilerin üçte biri derslerinde yapay zekadan destek almakta. Erkekler yapay zekayı mesleki amaçlı daha fazla kullanırken, kadınlar eğitim amaçlı kullanımda önde. Yapay zeka kullanmayanların en yaygın gerekçesi “ihtiyaç duymamak”. Her on kişiden dördü ise ya nasıl kullanacağını bilmiyor ya da varlığından haberdar değil. Yapay zekaya mesafeli duran bireylerin oranı düşük. “Güvenmiyorum” diyenlerin payı ise %4.

Türk Eğitim Derneği’nin düşünce kuruluşu TEDMEM tarafından hazırlanan yapay zekânın eğitimdeki ve toplumdaki dönüştürücü gücünün ele alındığı “Eğitimde Yapay Zekâ: Küresel Eğilimler ve Türkiye için Politika Önerileri” başlıklı raporda, Türkiye’de gençlerin yapay zekâyı sadece ödev yapmak veya sunum hazırlamak gibi akademik amaçlar için değil; dertleşmek, kaygı ve üzüntülerini paylaşmak için de kullandığı bildirilmekte. Ancak bu durumun kaygı yaratan tarafları var. Şöyle ki gençlerde yukarıda bahsedilen yapay zeka kullanım amaçlarının beraberinde getirdiği iki büyük riske dikkat çekiliyor. Bunlardan ilki olan ödev ve sunumlarda yapay zekayı kullanmak olan “bilişsel devir”; düşünme, analiz etme ve üretme süreçlerinin sistematik biçimde yapay zekâya devredilmesini ifade eder ki bu durum, çabayla gelişen öğrenme kapasitesini zayıflatma riski taşır. İkinci büyük tehlike ise gençlerin duygusal ihtiyaçlarını yapay zekâ ile karşılamaya yönelmesi olan “duygusal devir” olup, az sayıda teknoloji şirketinin milyonlarca gencin düşünme biçimi ve duygusal eğilimleri üzerinde orantısız bir etki gücü edinmesi anlamına gelmektedir.

Her ne kadar istatistiklerle belirlenmiş olmasa da, yapay zeka kullanım amaçları içinde sağlık sektörü önemli bir yer tutuyor olsa gerek. Bir tarafta şikayetlerini yapay zekaya sorup tedavi önerisi isteyen hastalar, diğer yanda yapay zeka verilerini kullanarak tanı ve tedavi algoritmaları oluşturan ve bunları kullanarak hizmet sunan, mesleki ve akademik yaşamını geliştirmeye ve iyileştirmeye çalışan sağlık profesyonelleri olmak üzere “Sağlıkta yapay zeka kullanımı” çok geniş bir alanda kendine yer bulmaktadır. Soru şu. İnsani duygular, düşünme, sentez ve analiz etme yetisi, empati, kalp ve beş duyu ile icra edilmesi gereken ve bir sanat olan hekimlikte yapay zeka ne kadar işin içinde olmalıdır?

Hekimler ve hemşireler başta olmak üzere sağlık hizmeti sunucularının hastalarına dokunmaları, onlarla konuşmaları, ellerini tutmaları, bir ilaç veya tedavi aracı olmasa da hasta ya güven ve değer verildiğini göstererek psikolojik durumlarının ve dolayısıyla genel sağlıklarının düzelmesine katkı yapar. Sağlıkta yapay zekanın insanın yerini almasının mümkün olmayacağını gösteren en önemli noktalardan biri bu, yani duygu ve hisse hitap etmektir. Bir diğeri, yapay zeka verileri ile oluşturulan tanı ve tedavi algoritmalarının işi çok kolaylaştırmakla birlikte şablon gibi her hastaya uygulanamayacağıdır. Çünkü tek yumurta ikizi bile olsa hiçbir insan diğerine benzemez. Aynı tanıyı alan hastalara aynı reçetelerin yazılmadığını; hastanın yaşı, cinsiyeti, diğer organ ve sistemlerin durumu, dahası mikroskobik ve metabolik düzeydeki farklılıkların dikkate alınarak reçete ve tedavi düzenlendiğini birçok meslektaşım........

© Akademik Akıl