menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Zülkarneyn (AS.)

25 0
24.04.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"

            Arapça olan Zülkarneyn kelimesi, “zû” ve “karneyn” kelimelerinin birleşmesinden meydana gelen birleşik bir kelimedir. “Zû”, sahip demektir. “Karneyn” ise, “karn” kelimesinin tesniyesi, yani iki “karn” demektir. Kelime olarak “karn”, boynuz, perçem, tepe, zaman, güneş kursunun kenarı, seyyid, reis, sağanak, muasır, küçük dağ, nesil ve benzeri anlamlar için kullanılmakatadır.[1] Bütün bunların yanında Kur’an’daki kullanılışı dikkate alınırsa, vaktiyle arzın şark ve garbına hâkim olmuş cihangir anlamına geldiği görülmektedir.[2] Onun bu cihangirliği, Büyük Kiros’ın (Milattan önce: 590-530) yaptıklarıyla örtüşmektedir. Bu nedenle Zülkarneyn’in Büyük Kiros olduğu rivayet edilmektedir. Arap kaynaklarında ona Kisra denilmektedir. Kur’an-ı Kerim’de Zülkarneyn, Allah’a ibadet eden bir kral ve adil bir yönetici olarak tanıtılmaktadır. Bu vasıflar Kisra’da yani Büyük Kiros’ta bulunmaktadır. O, Babil Şehrini fethettikten sonra kimse onun karşısında duramamıştır. O, doğuda Sind ve Türkistan’a, öbür tarafta Mısır ve Libya’ya, Avrupa tarafında Trakya ve Makedonya’ya, kuzeyde ise Kafkasya ve Harzem’e kadar uzanmıştır. Kitab-ı Mukaddeste ondan övgüyle bahsedilmektedir. Çünkü o, İsrail oğullarını serbest bırakmış ve Kudüs’teki Süleyman tapınağını yeniden inşa etmelerine müsaade etmiştir. Düşmanları bile onun adaletini övmekten kendilerini alamamışlardır. O, tarih boyunca krallar arasında bu özelliğe sahip olan tek kişi olarak kabul edilmektedir.[3]

Zülkarney’in kim olduğuna dair çeşitli isimler ileri sürülmesine rağmen, onun Büyük Kiros olduğu ağırlık kazanmaktadır. Son dönemde Mevdûdî, Derveze, Tabâtabâî, Şîrâzî gibi birçok Sünnî ve Şiî müfessir tarafından da tercih edilen bu görüşün en önemli delillerinden biri, Zülkarneyn kıssasının nüzûl sebebiyle ilgili rivayetlere konu olan soruların yahudiler mârifetiyle sorulması, dolayısıyla kıssanın kahramanının bu yahudilerce bilinen ve önemsenen bir kişilik olmasıdır. Bu açıdan bakıldığında Zülkarneyn’in Büyük Kiros olması ihtimali güç kazanmaktadır. Çünkü bu hükümdar yahudi tarihinde çok önemli bir yere sahiptir. Kiros, milâttan önce 539 tarihinde Bâbil Krallığı’nı yıkarak yahudilerin buradaki esaretine son vermiş, ardından yayımladığı bir fermanla onların Kudüs’e dönmelerine ve dinî inançlarını özgürce yaşamalarına izin vermiştir. Bu sebeple Kiros, Eski Ahid’de Rab Yahve’nin çobanı ve mesîhi gibi yüceltici sıfatlarla zikredilmiş, bilhassa İşaya kitabının 45. bölümünde birçok ilâhî vaade mazhar olan bir şahsiyet şeklinde takdim edilmiş ve Yahudi halk inancında kurtarıcı mesîh olarak görülmüştür. Ezra kitabının şiirsel yorumu niteliğindeki Ezrânâme’de Kiros’un doğumu Allah’ın bir armağanı olarak zikredilmiş, ayrıca İsrâil peygamberleri ve kralları ile aynı konumda bulunduğu, gerek adaleti gerek kahramanlığıyla diğer krallar arasında eşsiz olduğu belirtilmiştir.[4] Onun Bizans ve İran’ı ele geçirmesinden dolayı Zülkarneyn lakabıyla anıldığı kabul edilmektedir.[5]

وَيَسْأَلُونَكَ عَن ذِي الْقَرْنَيْنِ قُلْ سَأَتْلُو عَلَيْكُم مِّنْهُ ذِكْراً {83}إِنَّا مَكَّنَّا لَهُ فِي الْأَرْضِ وَآتَيْنَاهُ مِن كُلِّ شَيْءٍ سَبَباً {84} فَأَتْبَعَ سَبَباً{85} حَتَّى إِذَا بَلَغَ مَغْرِبَ الشَّمْسِ وَجَدَهَا تَغْرُبُ فِي عَيْنٍ حَمِئَةٍ وَوَجَدَ عِندَهَا قَوْماً قُلْنَا يَا ذَا الْقَرْنَيْنِ إِمَّا أَن تُعَذِّبَ وَإِمَّا أَن تَتَّخِذَ فِيهِمْ حُسْناً {86} قَالَ أَمَّا مَن ظَلَمَ فَسَوْفَ نُعَذِّبُهُ ثُمَّ يُرَدُّ إِلَى رَبِّهِ فَيُعَذِّبُهُ عَذَاباً نُّكْراً {87} وَأَمَّا مَنْ آمَنَ وَعَمِلَ صَالِحاً فَلَهُ جَزَاء الْحُسْنَى وَسَنَقُولُ لَهُ مِنْ أَمْرِنَا يُسْراً {88} ثُمَّ أَتْبَعَ سَبَباً {89} حَتَّى إِذَا بَلَغَ مَطْلِعَ الشَّمْسِ وَجَدَهَا تَطْلُعُ عَلَى قَوْمٍ لَّمْ نَجْعَل لَّهُم مِّن دُونِهَا سِتْراً {90} كَذَلِكَ وَقَدْ أَحَطْنَا بِمَا لَدَيْهِ خُبْراً {91} ثُمَّ أَتْبَعَ سَبَباً {92} حَتَّى إِذَا بَلَغَ بَيْنَ السَّدَّيْنِ وَجَدَ مِن دُونِهِمَا قَوْماً لَّا يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ قَوْلاً {93} قَالُوا يَا ذَا الْقَرْنَيْنِ إِنَّ يَأْجُوجَ وَمَأْجُوجَ مُفْسِدُونَ فِي الْأَرْضِ فَهَلْ نَجْعَلُ لَكَ خَرْجاً عَلَى أَن تَجْعَلَ بَيْنَنَا وَبَيْنَهُمْ سَدّاً {94} قَالَ مَا مَكَّنِّي فِيهِ رَبِّي خَيْرٌ فَأَعِينُونِي بِقُوَّةٍ أَجْعَلْ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ رَدْماً {95} آتُونِي زُبَرَ الْحَدِيدِ حَتَّى إِذَا سَاوَى بَيْنَ الصَّدَفَيْنِ قَالَ انفُخُوا حَتَّى إِذَا جَعَلَهُ نَاراً قَالَ آتُونِي أُفْرِغْ عَلَيْهِ قِطْراً {96} فَمَا اسْطَاعُوا أَن يَظْهَرُوهُ وَمَا اسْتَطَاعُوا لَهُ نَقْباً {97} قَالَ هَذَا رَحْمَةٌ مِّن رَّبِّي فَإِذَا جَاء وَعْدُ رَبِّي جَعَلَهُ دَكَّاء وَكَانَ وَعْدُ رَبِّي حَقّاً {98}     

“Sana Zülkarneyn’den de soruyorlar. De ki: ‘Size ondan bir hatıra okuyacağım.’ Muhakkak ki Biz onu yeryüzünde güçlü kılmıştık ve ona, ulaşmak İslediği her şeyi elde etmenin bir yolunu/sebebini öğretmiştik. Böylece o da bir sebebe sarılmıştı/bir yol izlemişti. Nihayet güneşin ballığı yere vardığında, onu kara balçıklı bir gözede batar görmüştü. Bir de orada bir halkı/bir topluluğu bulmuştu. Biz ona, ‘Ey Zülkarneyn! Ya bunlara azap........

© Akademik Akıl