menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Algoritmalar İradeyi Kuşatırken

5 0
monday

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"

Algoritmalar İradeyi Kuşatırken

Türkiye, 14 ve 15 Nisan 2026’da peş peşe iki okul saldırısıyla sarsıldı. İki gün içinde iki okul saldırısı artık münferit vakalarla açıklanamayacak kadar ağır bir toplumsal alarmdır. Bu alarmı sadece bireysel öfke, aile içi sorun, disiplin zaafı ya da güvenlik eksikliğiyle açıklamak yetersizdir. Evet, bunların her biri önemlidir. Ama bugün artık başka bir düzeyde konuşmak zorundayız.

Çünkü artık çocukların ve gençlerin davranışı sadece aile, okul ve sokak tarafından biçimlendirilmiyor. Algoritmaların yönettiği Dikkat Ekonomisiyle1 çalışan, duygunun davranışsal izlerini anlık olarak izleyip optimize eden sistemler tarafından biçimlendiriliyor.

Çünkü artık çocukların ve gençlerin davranışı sadece aile, okul ve sokak tarafından biçimlendirilmiyor. Algoritmaların yönettiği Dikkat Ekonomisiyle1 çalışan, duygunun davranışsal izlerini anlık olarak izleyip optimize eden sistemler tarafından biçimlendiriliyor.

Sosyal medya, short-videolar, anlık mesajlaşma grupları üzeriden insan davranışınları öğütülüyor. Hangi videoda biraz daha durduğunuzu, hangisinde öfkelendiğinizi, hangisinde irkildiğinizi, hangisine tekrar döndüğünüzü, hangisinde sosyal onay aradığınızı sürekli kaydeden, işleyen algoritmalar… Ardından bir sonraki içeriği buna göre ayarlıyor. Böylece algoritma hangi duyguda sizi daha uzun tutulabileceğini öğreniyor. Zamanla bu algoritmalar kendinizin bile farkında olmadığı eğilimleri tespit edip sizi akışta tutmak için kullanıyor.

Psikoloji bilimi bu konuda kapsamlı bir literatüre sahip aslında. En başta şunu anlamamız gerek: İnsan zihni, değişken ödüle, yeniliğe, belirsizliğe, sosyal geri bildirime ve duygusal yoğunluğa olağanüstü duyarlıdır. Biyopsikoloji ve nöropsikoloji bu duyarlılığın sinirsel altyapısını ayrıntılı biçimde ortaya koyuyor. Ödül beklentisi, ödül kestirim hatası, dopaminerjik öğrenme, dürtü denetimi ve bilişsel kontrol mekanizmaları, insanın hangi davranışı tekrar edeceğini belirleyen temel süreçlerdir.

Kısa video bağımlılığı üzerine yapılan nörogörüntüleme çalışmaları, ödül işleme sistemlerinde artan duyarlılık, üstbilişsel kontrolde zayıflama ve bu iki sistem arasındaki dengesizlikle ilişkili örüntüler olduğunu gösteriyor2. Bu da özellikle dikkat, özdenetim ve karar verme konularında büyük risklere işaret ediyor.

Kısa video bağımlılığı üzerine yapılan nörogörüntüleme çalışmaları, ödül işleme sistemlerinde artan duyarlılık, üstbilişsel kontrolde zayıflama ve bu iki sistem arasındaki dengesizlikle ilişkili örüntüler olduğunu gösteriyor2. Bu da özellikle dikkat, özdenetim ve karar verme konularında büyük risklere işaret ediyor.

Algoritmalar, insanın hormonları ve nörotransmiterlerleri ve bunlarla ilişkili ödül, uyarılma, sosyal onay ve pekiştirme döngülerinin davranışsal çıktıları üzerinden optimize edilmektedir. Yani, insanın biyolojik kırılganlıkları, makine öğrenmesinin hammaddesine dönüşüyor. Bu nedenle bugün yaşadığımız şey basit bir teknoloji kullanımı değil, insan doğasının en hassas düğümlerinin endüstriyel ölçekte sömürülmesidir aslında.

Sorun yalnız bireysel bağımlılık da değildir. Sorun, algoritmaların artık toplumsal duyguları şekillendirmeye başlamasıdır. Güncel araştırmalar3, etkileşim temelli algoritmalara dayanan sıralama sistemlerinin (TikTok, Instagram Reals, YoutubeShorts vb. kaydırma içerikleri) kronolojik akışlara kıyasla duygusal olarak karşı gruba düşman içerikleri daha fazla öne çıkarabildiğini gösteriyor. Bu çok önemli bir eşiktir. Çünkü burada toplumsal tepki, ortak muhakemeden değil, algoritmanın büyüttüğü sinyal dalgalarından beslenmeye başlar. Öfke daha hızlı yayılır, aşağılanma daha görünür hale gelir, intikam çağrışımları daha uzun dolaşımda kalır, mağduriyet daha derin hissedilir, kahramanlık fantezileri daha kolay kitleselleşir.

Bir süre sonra toplum, olaylara doğal tepki veren bir topluluk olmaktan çıkar, algoritmik olarak yoğunlaştırılmış duygulara senkronize olan bir kalabalığa dönüşür.

Bir süre sonra toplum, olaylara doğal tepki veren bir topluluk olmaktan çıkar, algoritmik olarak yoğunlaştırılmış duygulara senkronize olan bir kalabalığa dönüşür.

Bu tablo en çok ergenleri vurur. Çünkü ergenlik, nörogelişimsel açıdan zaten kırılgan bir dönemdir. Ödül arayışı yüksektir, dürtü denetimi henüz olgunlaşmamıştır, akran onayı kimlik inşasında belirleyicidir, duygu düzenleme kapasitesi dalgalıdır. Dünya Sağlık Örgütü verileri, ergenlerde problemli sosyal medya kullanımının son yıllarda arttığını gösteriyor. Avrupa verilerinde bu artış özellikle dikkat çekici. Avrupada 16 yaş altı çocuklara sosyal medya yasağı çalışmaları hız kazandı4.

Çağımızın en tehlikeli olgularından biri doğuyor: halüsinatif kahramanlık. Gençlerin kişisel kahramanlığı normalde gerçek yaşam mücadelesiyle, sabırla, başarısızlıkla, sorumlulukla ve zamanla inşa edilirdi. Oysa şimdi kahramanlık, kaydırılan ekranlarda kuruluyor.

Müzikle şişirilmiş görüntüler, kesilmiş sahneler, hızlandırılmış öfke, montajlanmış mağduriyet, estetize edilmiş saldırganlık ve görünürlük arzusu, gencin benlik inşasına doğrudan sızıyor. Artık, “ben kimim?” sorusu yaşanmış hayatın içinden değil, algoritmanın sunduğu duygusal simülasyonların, medyatize edilmiş sempatinin içinden cevaplanıyor. Bu, yalnız kültürel bir sapma değildir. Bu, özgür iradenin karar ortamının sistematik biçimde bükülmesidir. Kartopu gibi büyüyen bir toplumsal çürümedir.

Müzikle şişirilmiş görüntüler, kesilmiş sahneler, hızlandırılmış öfke, montajlanmış mağduriyet, estetize edilmiş saldırganlık ve görünürlük arzusu, gencin benlik inşasına doğrudan sızıyor. Artık, “ben kimim?” sorusu yaşanmış hayatın içinden değil, algoritmanın sunduğu duygusal simülasyonların, medyatize edilmiş sempatinin içinden cevaplanıyor. Bu, yalnız kültürel bir sapma değildir. Bu, özgür iradenin karar ortamının sistematik biçimde bükülmesidir. Kartopu gibi büyüyen bir toplumsal çürümedir.

Çocuk artık dünyayı olduğu gibi yaşamadan önce, dünyanın duygusal olarak işlenmiş bir kopyasını tüketiyor. Gerçek acının yanında hissiz kalıp, editlenmiş acıya ağlayabiliyor… Gerçek mücadeleden kaçıp, dijital kahramanlık sanrısına tutunabiliyor. Gerçek ilişkilerde sabır gösteremezken, birkaç saniyelik içerik akışına saatlerce teslim olabiliyor. Çünkü algoritmik yankı odası, insanın hangi duyguda daha uzun kalacağını öğrenmiş durumda. Ve bunu kamusal yarar için değil, ekranda kalış süresi için kullanıyor.

Çocuk artık dünyayı olduğu gibi yaşamadan önce, dünyanın duygusal olarak işlenmiş bir kopyasını tüketiyor. Gerçek acının yanında hissiz kalıp, editlenmiş acıya ağlayabiliyor… Gerçek mücadeleden kaçıp, dijital kahramanlık sanrısına tutunabiliyor. Gerçek ilişkilerde sabır gösteremezken, birkaç saniyelik içerik akışına saatlerce teslim olabiliyor. Çünkü algoritmik yankı odası, insanın hangi duyguda daha uzun kalacağını öğrenmiş durumda. Ve bunu kamusal yarar için değil, ekranda kalış süresi için kullanıyor.

Buradan kaba bir nedensellik kurmak yanlış olur elbette. Şiddetin nedenleri çok katmanlıdır. Aile yapısı, travma, dışlanma, silaha erişim, kültürel bozulma, psikiyatrik kırılganlıklar, ekonomik baskılar, okul iklimi, akran ilişkileri, hepsi önemlidir… Ancak, tam da bu nedenle yeni dijital kuşatmayı görmezden gelmek daha büyük bir yanlıştır. Çünkü algoritmik çevre, bu kırılganlıkları tek tek yoğunlaştırabilir, yönlendirebilir, yankılayabilir, büyütebilir ve belirli davranış hatlarını daha olası hale getirebilir. Bugün karşı karşıya olduğumuz şey, toplumsal patoloji ile algoritmik pekiştirmenin kesişim alanıdır.

Bu yüzden okulda şiddet meselesi artık sadece güvenlik kameralarıyla, okul kapısındaki polisle, bireysel cezalarla çözülemez. Esas soru şudur:

Çocuklarımızın dikkatini kim eğitiyor? Duygularını kim biçimlendiriyor? Kahramanlık, adalet, öfke, utanç ve intikam gibi güçlü insani kavramların anlamını kim belirliyor? Aile mi, okul mu, toplum mu, yoksa kullanıcıyı biraz daha içeride tutmak için çalışan optimize edilmiş öneri sistemleri mi?

Çocuklarımızın dikkatini kim eğitiyor? Duygularını kim biçimlendiriyor? Kahramanlık, adalet, öfke, utanç ve intikam gibi güçlü insani kavramların anlamını kim belirliyor? Aile mi, okul mu, toplum mu, yoksa kullanıcıyı biraz daha içeride tutmak için çalışan optimize edilmiş öneri sistemleri mi?

İnsanlık bugün yeni bir eşiğe gelmiştir. Sorun sadece teknoloji değildir. Sorun, insanın duygu düzeninin, dikkat kapasitesinin, toplumsal reflekslerinin ve benlik inşasının kolektif toplumsal deneyimler ve kültürel birikimle değil giderek daha fazla dışsal sistemler (algoritmik kuşatma) tarafından yönlendirilmesidir.

Karşımızdaki mesele, sadece pedagojik değil, sadece psikiyatrik değil, sadece teknolojik de değildir. Karşımızdaki mesele, insan iradesinin davranışsal mühendislikle kuşatılmasıdır. Ve bu, gerçekten de çağımızın en acil, en derin, en varoluşsal sorunudur.

Karşımızdaki mesele, sadece pedagojik değil, sadece psikiyatrik değil, sadece teknolojik de değildir. Karşımızdaki mesele, insan iradesinin davranışsal mühendislikle kuşatılmasıdır. Ve bu, gerçekten de çağımızın en acil, en derin, en varoluşsal sorunudur.

Dikkat ekonomisi, insan dikkatini kıt bir kaynak olarak ele alıp, dijital içeriklerin ve reklamların bu kısıtlı odaklanma süresini kapmak için yarıştığı ekonomik yaklaşımdır. Bilgi bolluğunun dikkat yoksulluğu yarattığı bu sistemde, sosyal medya ve platformlar kullanıcıyı platformda daha uzun süre tutarak reklam geliri elde etmeyi hedefler. ↩︎

Gao, Y., Hu, Y., Wang, J., Liu, C., Im, H., Jin, W., … & Wang, Q. (2025). Neuroanatomical and functional substrates of the short video addiction and its association with brain transcriptomic and cellular architecture. NeuroImage, 307, 121029. ↩︎

Milli, S., Carroll, M., Wang, Y., Pandey, S., Zhao, S., & Dragan, A. D. (2025). Engagement, user satisfaction, and the amplification of divisive content on social media. PNAS nexus, 4(3), pgaf062. ↩︎

AA (2026). Avrupa’da çocukların korunmasına yönelik sosyal medya düzenlemeleri gittikçe yaygınlaşıyor. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/avrupa-da-cocuklarin-korunmasina-yonelik-sosyal-medya-duzenlemeleri-gittikce-yayginlasiyor/3909067 ↩︎

Popülizm Çağında İkinci Muallimin Uyarıları: Fârâbî ve Demokrasinin Kırılganlığı

Yorum Yap Cevabı İptal Et

Bir dahaki sefere yorum yapmam için adımı, e-postamı ve web sitemi bu tarayıcıya kaydedin.

Δdocument.getElementById( "ak_js_1" ).setAttribute( "value", ( new Date() ).getTime() );

Şiddeti Öğreten Sessiz Öğretmen: Ekranlar

Biyolojik ve Kimyasal Silahlar Biyoterörizm

Osmanlı Devleti’nden Günümüze İran Politikası

Leviathan, Prometheus Boşluğu ve Yeni Ortaçağ

“Anlamsız İşler” Çağının Sonu!

Alimler-Mutasavvıflar Anadolu ve Akademiya 

Akademiyi Metriklerle Yönetmenin Bedeli: “Kobra Etkisi”

Dijital Dünyada Kaybolan Nesiller: Z Kuşağı ve Sosyal...

Türkiye’de Zorunlu Eğitim Süresini Yine Yeniden Gündeme Getirmek

Toplam Ziyaretçi (Tekil Kişi): 2.085.098

Modern İnsanın Manevi Sorunları Serisi – 2: Yalnızlık için Hatice Kübra BAŞOL

Çocuklar Neden Şiddete Yöneliyor? İki Acı Olay Üzerinden Çok Boyutlu Bir Okuma için Hatice Kübra BAŞOL

Çocuklar Neden Şiddete Yöneliyor? İki Acı Olay Üzerinden Çok Boyutlu Bir Okuma için Prof.Dr. Muammer Cengil

Çocuklar Neden Şiddete Yöneliyor? İki Acı Olay Üzerinden Çok Boyutlu Bir Okuma için Prof.Dr. Muammer Cengil

Çocuklar Neden Şiddete Yöneliyor? İki Acı Olay Üzerinden Çok Boyutlu Bir Okuma için Prof.Dr. Muammer Cengil

Modern İnsanın Manevi Sorunları Serisi – 1: Kaygı için Prof.Dr. Muammer Cengil

Çocuklar Neden Şiddete Yöneliyor? İki Acı Olay Üzerinden Çok Boyutlu Bir Okuma için Prof.Dr. Muammer Cengil

Kur’an Bize Yeter Mi? için Mustafa sezen

Lipödem Perimenopoz Döneminde Neden Daha Sık Ortaya Çıkar? için Mesut Bayraktar

Beyaz Gömlekliler Yaşam Merkezi Projemiz ve Belediyelerdeki Tedirginlik için Bekir Ceylan

Ayın Konusu: 2023 Seçim Değerlendirmesi (12)

Ayın Konusu: 2024 Yerel Yönetim Seçim Sonuçlarının Değerlendirilmesi (13)

Ayın Konusu: Acil Durumlara Hazırlıklı mıyız? (11)

Ayın Konusu: Adaletin Üstünlüğü (25)

Ayın Konusu: Ahlak, Adalet ve Bilim İlişkisi (14)

Ayın Konusu: Akademik Kültürde Kaybedilen Değerler (15)

Ayın Konusu: Akademik Yayınlarda Hakemlik (13)

Ayın Konusu: Akademisyenden Üniversite Öğrencilerine Tavsiyeler (22)

Ayın Konusu: Akademisyenlerde Motivasyon Eksikliği (15)

Ayın Konusu: Akademisyenlerin 2023 Seçimine Bakışı (11)

Ayın Konusu: Anayasa Değişikliği (8)

Ayın Konusu: Asistan Eğitimi; Sorunlar – Çözümler (19)

Ayın Konusu: Bilim-Din İlişkisi (18)

Ayın Konusu: Bilim-Siyaset İlişkisi (16)

Ayın Konusu: Bilim, Din, Sanat Dili: Türkçe (13)

Ayın Konusu: Bilinç oluşturmak \ Algı yönetmek (11)

Ayın Konusu: Bir Temel Sorun Olarak: AHLAK (22)

Ayın Konusu: Bir Temel Sorun Olarak: EŞİTLİK ANLAYIŞIMIZ (16)

Ayın Konusu: Bir Temel Sorun Olarak: YALAN (20)

Ayın Konusu: Cezasızlık Algısı (12)

Ayın Konusu: Covid-19 Pandemisinin İnsanlığa Mesajları (32)

Ayın Konusu: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi (12)

Ayın Konusu: Cumhuriyet ve Demokrasi (17)

Ayın Konusu: Doğrudan Demokrasi (12)

Ayın Konusu: Dünyadaki Siyasi Süreçler ve Türkiye (7)

Ayın Konusu: Enflasyon: Nedenleri ve Çözüm Önerileri (9)

Ayın Konusu: Fikri; Üretme Hakkı ve İfade Hürriyeti (29)

Ayın Konusu: Gelir Dağılımı (14)

Ayın Konusu: Haksız Kazanç (12)

Ayın Konusu: Hegemonya (11)

Ayın Konusu: İklim Değişikliği (11)

Ayın Konusu: İnsanın Çoğaltma ve Biriktirme Tutkusu (17)

Ayın Konusu: İstişare (25)

Ayın Konusu: KBRN! Hazırlıklı mıyız? (8)

Ayın Konusu: Kumar – Bahis (9)

Ayın Konusu: Kuraklık: Türkiye’nin Su Yönetiminde Acil Ne Yapılmalı? (11)

Ayın Konusu: Liyakat (36)

Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunlarımız (5)

Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunu Olarak: "Geleneksel Din Anlayışı" (7)

Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunu Olarak: “Liyakatli İnsan Yetiştirme” (23)

Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunu Olarak: “Nüfus Artış Hızı” (5)

Ayın Konusu: Nasıl Bir Akademisyen? (17)

Ayın Konusu: Nasıl Bir Anayasa? (12)

Ayın Konusu: Nasıl Bir Belediye Başkanı? (15)

Ayın Konusu: Nasıl Bir Eğitim Sistemi? (19)

Ayın Konusu: Nasıl Bir Üniversite? (41)

Ayın Konusu: NATO (5)

Ayın Konusu: Nisâ Suresi 75. Ayet ve Müslümanlar (9)

Ayın Konusu: Oku’mak-Yaz’mak: Nasıl Anlamalı? (12)

Ayın Konusu: On Emir ve Yahudiler (8)

Ayın Konusu: Sağlık Sistemimizin Değerlendirilmesi (12)

Ayın Konusu: Siyasal Süreçler ve Tövbe (6)

Ayın Konusu: Sosyal Medya (13)

Ayın Konusu: Toplumsal Barışın Tesisi! Ama Nasıl? (18)

Ayın Konusu: Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. Yılı (24)

Ayın Konusu: Türkiye ve Bilim (12)

Ayın Konusu: Türkiye'de "Planlama Sistemi": Sorunlar ve Çözüm Önerileri (13)

Ayın Konusu: Türkiye'nin "'İran Siyaset'i" Ne Olmalı? (7)

Ayın Konusu: Türkiye'nin En Temel Sorunu ve Çözüm Önerileri (16)

Ayın Konusu: Üniversitelerimizde İnterdisipliner Çalışma Kültürü (12)

Ayın Konusu: Uyuşturucu Sorunu (14)

Ayın Konusu: Yapay Zeka (13)

Ayın Konusu: Yazarların Gözünden Akademik Akıl Platformu (11)

Ayın Konusu: Yeni Doçentlik Başvuru Şartları (11)

Ayın Konusu: Yenidoğan (Hastane) Çetesi ile İlgili Değerlendirmeler (11)

Güzel Sanatlar ve Tasarım (27)

İktisadi ve İdari Bilimler (152)

İnsan ve Toplum Bilimleri (12)

Sağlık Bilimleri (54)

Sosyal Medya Hesaplarımız

Bilgi paylaştıkça artar, fikir paylaştıkça gelişir.

Çocuk ve Suç Nisan 20, 2026

Algoritmalar İradeyi Kuşatırken Nisan 20, 2026

Algoritmalar İradeyi Kuşatırken

Popülizm Çağında İkinci Muallimin Uyarıları: Fârâbî ve Demokrasinin Kırılganlığı Nisan 20, 2026

Popülizm Çağında İkinci Muallimin Uyarıları: Fârâbî ve Demokrasinin Kırılganlığı

Toplumsal Vahameti Aile Üzerinden Okumak: Ailede Kaybolan Çocuklar Nisan 20, 2026

Toplumsal Vahameti Aile Üzerinden Okumak: Ailede Kaybolan Çocuklar

Yazar olarak giriş yapın

Çıkış yapana kadar beni içerde tut.

@2024 - Akademik Akıl Tüm Hakları Saklıdır. Sitede yer alan makaleler kaynak gösterilmeden paylaşılamaz.

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

Bu websitesi kullanıcı deneyimini iyileştirmek için arkaplan datalarını anonim olarak tutmaktadır. Kabul etmek için yandaki butona tıklayabilirsiniz. Kabul Et KVKK Aydınlatma Metni


© Akademik Akıl