Hedef, İrade ve Disiplinin Önemi-2: İrade
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tarih Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
İnsan ve Toplum Bilimleri
Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.
Hedef, İrade ve Disiplinin Önemi-2: İrade
Hedef, İrade ve Disiplinin Önemi-2: İrade
Gündelik bilgi ve Bilimsel bilgi perspektifinde dikkatimi çeken ve sizlerle ele almak istediğim iki konuya değinerek “Hedef, İrade ve Disiplinin Önemi” kapsamında, hem siz değerli okuyucularımıza hemde genç nesillerimizin bilgi birikimlerini genişletmek, hatırlatmak ve farklı bir gözden incelemek sanatının sırrını paylaşmanın içimizde verdiği memnuniyeti ifade ederiz. Sosyal bir varlık olarak insan çevresiyle asgaride uyumlu bir düzen içinde kendi rölünü kendi iradesi nisbetinde yaşatmaya devam eder. İşte bu noktada, Şanlıurfa DSİ’de görevli ve Şanlıurfa’nın bilge, düşünce ve memleket sevdalısı Mühendis abimiz Necati Tüysüz ile bir akşam çay kahve içerken biz gençlere hitaben: “Ekmek fırında pişer, İnsanda toplum içinde pişer” sözlerinin ne kadar anlamlı olduğunu yaşadıkça anlamaya devam ediyoruz. Birinci hususu hemen kısaca hatırlatıp kafa karıştırmasına yer kalmasın niyetindeyim, son zamanlarda sosyal medya, dergi ve gazetelerde gözüme ilişmesinden dolayı bu noktaya dikkat çektikten sonra ikinci hususu “irade” nin ne kadar önemli olduğunu arz etmek isterim. Kısaca İrade nedir diye sorarsak buna örnek olması için tarihimizin güçlü “İrade” sonucu başardığı zaferle dolu olduğunu söyleyebilirz. İşittiklerimizden ve okuduklarımızdan gördümki, 1900’lü yıllardan sonra gelişen Fizik esaslı elektronik, optik ve yarı iletken esaslı teknolojilerin, günümüzde nanoteknoloji ile birlikte Bilgisayar esaslı yapay zeka (AI) uygulamalarının zenginliğinin gözkamaştırıcı etkisinden olacak ki kültür dünyamıza “Bilgi Çağı”, “Yapay Zeka Çağı”, “Uzay Çağı”, “Bilgisayar Çağı” veya “Nanoteknoloji Çağı” gibi benzetmelerle bir kabullendirme yapılıyor, doğrusu hangisinin hangi çağı olduğu açık ve net değil, en iyisi bu noktayı sizlerle ele alalım ve işin doğrusunu kabullenelim: Burda güçlü bir İrade timsalinin eseri olarak, içinden geçtiğimiz Çağ’a adını veren vermiş olacakki Fizik yasalarının her zaman varolduğunu ve geçerli yasalar olduğunu uzmanlar biliyor. Yukarda ismi bahsedilen “Çağ” ön ekelrinin hepsinin Fizik yasalarının birer sonucu olduğunu kabul edersek biz Fizikçiler olarak bu Çağ’a “Fizik Çağı” ismini de verebiliriz kanaatindeyim. Bu nedenle tekrardan görülen yeni teknoloji esaslı ilerlemelerle birlikte bir Çağ tanımlamak yerine, “ Yıl 1453-İstanbul’un Fethi ve Yeni Çağ”, tanımlamasından daha güzel bir Çağ olabilir mi! Bu vesileyle “Yıl 1453-İstanbul’un Fethi” devam ediyor ve tüm çağlara ışık tutan “Yeni Çağ” fetihle müjdelenen Osmanlı Devletinin Sultanı Fatih Sultan Mehmet Han’ın güçlü iradesinin bir sonucu olup ve hepsi şanlı Tarihimize ve Kahraman Milletimize aittir ve İnşallah ilelebet öyle kalacaktır.
Eğitim, Kültür ve Sanat dünyamızın menbaı o kadar kuvvetli atılmışki, şöyle Şanlı Tarihimize göz atarsak o kadar nükleer enerji kaynağı gibi zengin olduğunu, Güneş ışınları gibi fotonlarla dünyaya yayıldığını ve kuvvetli olduğunu görmemek elden değil. Örneğin, Maveraünnehir’de yetişen Abdullah İmamı İsfehani, Hicri 9cu asırda yaşamış ve Büyük Alim Alaeddin-i Attar’ın öğrenciliğini yapmış, ilimde ve irfanda önemli bilgiler kazanmıştır. Tarihimizde öyle verimli, feyizli ve bereketli Alim, Arif ve İlim insanlarımız gelmişki Maveraünnehir’den Buhara’ya, Tus’a, Rey (bugünkü Tahran) şehrine gelmişler, Erzurum, Bağdat, Konya ve İstanbul hattında geceler yıldızlarla aydınlanmıştır, aydınlatılmıştır [1].
Bu veche ile günümüzde gelişen teknolojik cihazlar insanlığa maddi rahatlıkları olabildiğince sağlamış, hızlanarak da farklı gündelik işlerde kolaylıklar sağlamaya devam edeceği aşikardır. Bu hızlı değişimin tabii sonucu olarak Eğitim’in sosyal sorumluluk alanları dahada önemli hale gelmiştir. Yukarda bahsedilen kavramlar veya benzeri düşünce modelleri günümüz eğitici ve öğrencilerinin içinden geçtiğimiz bu hızlı değişimin tüm yönlerini olumlu bir bakış tarzıyla irdelemelerine imkan sağlayacak kadar nitelikli ve donanımlı olmaları gerektiğinin gün gibi ortada olduğunu gösteriyor. O nedenle, eğitim modellerinde bireyin yetişmesi süreçlerinde, Şanlı Tarihimize ait örneklerle “İrade” üzerine sağlam bilgiler verilerek hayatında başarılı bir yörünge çizmesini sağlamak mümkündür. Modern anlamda Eğitim sosyolojisinin 1907 yılında Amerika [2] kıtasında ortaya çıktığı araştırıcılar tarafından vurgulanmıştır. Diğer yandan, bizim Şanlı Tarihimizin İlim, İrfan, Eğitim ve Kültür yolculuğundaki Eğitim Metodolojisi ve Eğitim Sosyolojisinin kapsadığı kaynakların ne denli verimli olduğunu bir kez daha idrak ederiz. Burada, sizlere Yapay Zeka’dan yararlanarak İrade’nin kısaca tanımını verelim: İrade, kişinin bir davranışı bilerek seçme, karar verme ve kararını uygulama gücüdür. Her toplumda olduğu gibi “Güçlü İrade” sahibi insanlar hayat hikayelerinde başarılı olmuştur, ilmi çalışmalarını düzenli ve istikralı takip etmişlerdir. Ticaret insanları ticaretlerini verimli yönetmişlerdir. Ev........
