Yıkıcı Rekabetle, Kapanan Şirket ve Fabrikalar
{vendor_count} satıcılarını yönetin
Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tarih Tıp Turizm Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
İnsan ve Toplum Bilimleri
Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.
Yıkıcı Rekabetle, Kapanan Şirket ve Fabrikalar
Bir günde işsiz kalan çalışanlar. Ortada kalan aileler. Önceki yazımlarımda da rekabetten bahsetmiştim. Evet ilerlemenin anahtarı bir yerde rekabetten geçer. Ancak rekabetin, haksız ve yıkıcı olmaması koşuluyla. Kapanan her fabrika bizim milli servetimizdir. Orada çalışanlar da, bizim vatandaşlarımızdır. Ailelerinin ekmeğini, çocuklarının geleceğini çalıştıkları fabrikalardan kazanırlar.
Çarpıcı bir örnekle devam edeyim. Ankara’da kurulmuş, Soyuyüce (Sitam aş.) adında bir serum fabrikamız vardı. O fabrikanın özelliği, içine hava girmeyen serumlar ve böbrek diyaliz aparatları üretmesiydi. O günlere kadar ülkemizde üretilen serumlar, cam şişelerde olduğundan hastalara kullanılırken boşalmaları için, içlerine oda havasının girmesi gerekiyordu. Yoksa serum akmaz, damara verilemezdi. Bunun da enfeksiyon riski gibi sakıncaları vardı. Soyuyüce, serumları plastik şişelerde üretildiğinden boşaldıkça küçülüyodu.
Fabrika 1985 te 2.5 milyarlık bir yatırımla kurulmuştu. 600 işçi çalışıyordu. Sonra ne mi oldu. Yıkıcı rekabetle, büyük serum üreticisi konumunda olan Baxter serumları, (üretici yerli ilaç firmanın adını vermiyorum) ihalelere inanılmaz düşük fiyatlarla girerek, Soyüyüce serumlarının hastanelere satılmasını engelledi. Şirketin Anadolu Bankası’na olan borcu birden 15 milyara çıktı. Böylece şirket ödeme güçlüğü sarmalına sokulmuş oldu. .
Bir sure direnebilen şirket. sonunda battı ve fabrikası kapandı. Oysa ayni fabrika, Ankara’da Esenboğa havalimanı yolunda, zamanın başbakanı Turgut Özal ve diğer devlet büyükleri tarafından açılmıştı! Şirketin borcu neden yapılandırılmadı da direk batırılmasına çalışıldı. İlgili bankanın yöneticileri, genel müdürü, sanayi ve ticaret bakanları, hatta başbakan, neden olaya müdahale etmedi? Devlet, devletin bankaları şirkete pekala ortak olabilirlerdi, neden ortak olmadılar? Bunlar bir çırpıda aklıma geliveren ve yanıt bulunması gereken sorular. Fabrikanın, serum üreten makinaları ve cihazlarının akibetleri sonradan ne oldu bilinmiyor. Aklın yolu birdir diyerek, bir sure sonra Baxter ve diğer büyük serum üreten firmalar da plastik şişelere geçtiler.
Şimdi sorulması gereken sorulara, gelin tarafsız açıdan bir göz atalım. Soyuyüce şirketini kimler batırdı? Hesapsız harcamalar ve lüzumsuz yatırımlar mı, krediyi veren Anadolu Bankası mı, Ticari alandaki rakiplerinin haksız rekabeti mi, bakanlık mı, başbakan mı, yoksa daha yukarıları mı?
İkinci olayımızdaki konumuz, ORS (Orta Doğu Rulman Sanayi AŞ). Şirket 1982 de rulman ve ilgili araçları üretmek için kuruluyor. Ankara Polatlı yolunda bir fabrika inşa ediliyor. Kurucusu ülkemizin halı ticareti yapan en büyük firmalarından olan Şark Halı ve sahibi merhum Hasan Aslan büyüğümüz (1935-2020).
Fabrika bitmiş, yurt dışından cihazlar getirilip yerlerine monte edilmiş ve çalışır hale getirilmiş. Rivayet edilir ki, bir gün Hasan beye başbakanlıktan telefon edilir. Karşıdaki konuşan, ‘sayın Başbakanımız Turgut Özal sizinle görüşmek istiyor’ denilir. Davete gitmemek olmaz kalkar gider. Başbakanlıktaki görüşmelerinde, birkaç hal hatır ve sohbetten sonra Başbakan Turgut bey ağzındaki baklayı çıkarır. – ‘Hasan bey, sizin şu rulman üretiminden vaz geçmeniz çok iyi olacak. Amerikalı dostlarımızın da, bu yönde ricaları var’ der.
Hasan bey, – sayın başbakanım biz fabrikayı tamamladık, deneme üretimlerine çoktan geçtik bile deyince, Turgut bey, of çekerek, peki o zaman devam edin diye söylemiş. Yabancılar, özellikle de Amerikalılar o günlerde, hükümetleri ve bsşındakileri, çok kolay ikna ediyorlarmış. Şimdi de öylemidir, bilemiyorum.
Bu işler biraz öyle biraz da böyledir . Kimi şirket ve fabrika yıkıcı rekabetten, kimi de üstten gelen emirle kapatılır. Çarpıcı bir örnek daha var: Bir zamanlar devletin Tekel sigara........
