Suyun Dini, Sosyal ve Kültürel Hayatımızdaki Yeri
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"
Suyun Dini, Sosyal ve Kültürel Hayatımızdaki Yeri
“Akademik Akıl” mart ayının gündemini “Kuraklık ve Su Yönetimi” olarak belirlemiştir. Zira her geçen gün çevre/doğal kaynaklarda yaşanan olumsuzluklar sebebiyle kuraklık ve iklim değişikliği canlıların hayatını tehdit etmektedir. Buna bağlı olarak dünyada bulunan 261 büyük nehrin her biri iki ya da daha fazla ülke sınırları içerisinde bulunduğu için suyun paylaşımı konusunda potansiyel gerilimler yaşanmaktadır. Buna ek olarak denizlerdeki alan ve sınır tartışmaları da dikkate alındığında daha karmaşık bir tablo ortaya çıkmaktadır. Kuraklık arttıkça gerginliğin de artacağından şüphe yoktur. Diğer taraftan dünyanın en ağır taşımacılığı denizler ve nehirler üzerinden yapılmaktadır. Şu anda devam eden ABD İsrail ve İran savaşıyla krize dönüşen “Hürmüz Boğazı” yalnız başına dünya enerji kaynaklarının ezberini bozmaya yetmiştir. Bu yazımızda suyun uluslararası hukuki boyutu ile fiziksel kaynaklarını keşfetme, işletme ve koruma yönünü alan uzmanlarına bırakarak tabiat ve canlılar için hayati önem arz eden suyun Kur’an’da açıklanan mucizevi özellikleri ile ilim, hikmet ve nimet boyutu üzerinde duracağız.
Su Müstesna Bir Nimettir
Allah’ın canlılara ikram ettiği nimetlerde ayırım yapmak veya birini diğerine tercih etmek doğru değildir. Kur’an-ı Kerim özelde insanlara verilen ilim, hikmet ve nimetlerin sayılamayacak kadar çok olduğunu ve yeterince şükredilmediğini hatırlatmaktadır. (Nahl 16/18) Öyle ki Cenabı Hak, kâinatı kuşatan söz ve ilmini su nimetiyle ilişkilendirerek yerdeki ağaçların hepsi kalem, denizlerin suyu mürekkep olsa, arkasından yedi deniz suyu daha ona katılsa yine de söz ve ilim hazinesinin tükenmeyeceğini açıklamıştır. (Lokman 31/27; Kehf 16/109) Ayrıca su yerkürenin ve canlıların var olmasının asli unsurdur. Bu vesile ile insan ve diğer canlılar başta olmak üzere her şeyin sudan yaratıldığı açıklanmıştır. (Secde 32/8) 1995 yılı “Kutlu Doğum” haftasında Elâzığ 8. Kolordu komutanlığı karargâhında katıldığım bir konferansın sonunda garnizon komutanı kışladaki bir çeşmede yazılı Arapça ibaresini okumam için mahalline gittiğimizde” her canlıyı sudan var ettik/yarattık” mealindeki ayetin orijinal harfleriyle çeşmenin ön yüzüne yazıldığını görmüştük. Söz konusu ilahi mesajda suyun, tabiat ve canlıların var olmasının yegâne sebebi olduğu vurgulanmıştır. Genelde vakıf ve tarihi çeşmelerde bu ayetin anlam ve hikmeti canlı tutulmaktadır. Ne var ki bazı toplumlarda nimetlere karşı kanıksama olunca şükür ve hamd ihmal edilmektedir. Sadi Şirazi de insanoğlunun su ve nefes alışverişi gibi hayati önemi haiz iki nimetin hakkını ödeyemediğini ifade etmiştir. Oysaki Kur’an-ı Kerim rızıkların en önemlisi olan suyun yerin derinliklerine çekilmesi halinde Allah’tan başka yeryüzünde onu yaratacak hiçbir gücün bulunmadığını vurgulamaktadır. (Mülk 67/ 30) Çünkü su, canlıların ruhsal ve fiziksel sağlığı için gerekli olduğu kadar ziraat ve tarımda da zorunlu bir ihtiyaçtır. Diğer bir ifade ile su, manevi bir derinlik ve berekettir.
Suyun Mucizelerle Anılması
Su peygamberler tarihinde mucizevi konularla birlikte anılmıştır. Hz. Nuh’un nübüvvetini kabul etmeyen kavminin isyanı üzerine kopan tufan ile birlikte gemide olanlar hariç yeryüzü su ile dolup taşmıştır. Ancak Yüce Allah’ın “Ey yeryüzü suyunu yut, Ey gök suyunu tut” emrinden sonra su çekildi iş bitirildi. Gemi de Cudi’ye oturdu. ( Hud 11/ 41-44) Hz. Yunus da kavminin zulmüne maruz kalınca deniz yoluyla uzaklaşmaya çalışırken gemiden suya atılmış ve balığın karnında bir müddet kaldıktan sonra sağ olarak deniz kenarındaki bir ağacın dibine bırakılmıştı. ( Enbiye 21/87) Hz. Yusuf’un kardeşleri tarafından atıldığı su kuyusundan zarar görmeden yoldan geçen kervan tarafından çıkarılması da tarihin en ibretli hadislerinden biridir. (Yusuf 12/10) Hz. Mûsâ’ da Allah’ın yardımıyla kendisine iman eden İsrailoğulları ile birlikte ikiye ayrılan denizin koridorundan karşıya geçmişti. Firavun ve ordusu ise onlara saldırmak üzere peşlerine düşmüş ancak denizin iki yakası bir araya gelince boğulmuştu. Artık Firavun boğulmak üzereyken “Hz. Musa’nın iman ettiğinden başka tanrı yokmuş! Ben de artık kendimi O’na teslim edenlerden biriyim.” demiş olsa da korku ve ye’s halindeki imanı kabul edilmemiştir. (Yunus 10/90) Hz. Peygamber’in Hudeybiye’de susayan ashabı için parmaklarından su akması da yüzlerce sahabenin huzurunda gerçekleşmiştir. Zemzem ise sadece Mekke için değil İslâm medeniyetinin bütün coğrafyalarında apayrı bir öneme sahiptir. Gökten inen su kültür ve medeniyetimizde “rahmet” “ab-ı hayat” diye anılır. Su/yağmur bahar mevsiminde bereketi temsil eder. Topraktaki tohum ve canlılar da onun sayesinde yeryüzünde hareketlenmeye başlar.
Suyun Mitoloji, Kültür ve Medeniyetle İlişkisi
Suhayatın oluşumunda etkili olduğu kabul edilen toprak, hava ve ateş (anasır-ı erbaa) gibi unsurlardan biridir. Bunlarla ilgili mitolojik anlatımlardan bilimsel değerlere kadar çeşitli fikirler gündeme gelmiştir. Bu nedenle filozoflar, din ve bilim adamları, edip ve şairler yağmur, çeşme, göz yaşı gibi suyu çağrıştıran her söylem, kültür ve medeniyetin gelişmesine katkı sağlamıştır. Zira eski çağlardan itibaren su; ikramı, hayır, iyi niyet ve berraklığı ile aziz kabul edilmiştir. Aynı şekilde zulme karışı da bir duyarlılık olarak algılanmıştır. Nemrut Hz.İbrahim’i ateşe atarken güvercin uçarak, karınca yerden sürünerek birer damlacık su ile yola çıkmışlardı. Görenler bu su ile mi ateşi söndüreceksiniz? Diye soranlara “Siz öyle düşünebilirsiniz ama biz zulme karşı hem saffımızı belirtiyor hem sorumluluğumuzu yerine getiriyoruz” şeklinde cevap vermişlerdir. Görüldüğü üzere su insanlığın ortak malıdır ve inancımıza göre kutsaldır. Arı ve durudur. Bu özelliği ile Allah’ın Cemâl, Celâl” sıfatlarını temsil ile “Hay” ismine işaret eder. Dolaysıyla müminin suya bakışı yalnız bu dünya ile sınırlı olmayıp ahiret inancını tasvir eden Kevser, havuz, selsebîl ve ırmak gibi değerleri de kapsamaktadır. Suaşkın ve gönlün coşmasını harekete geçiren bir güçtür. Yunus Emre bu heyecanı dağlardan çağlayarak akan derelerin, nehirlerin denizleri oluşturmanın macerasını şöyle anlatmaktadır. “Taştın yine deli gönül sular gibi çağlar mısın / Aktın yine kanlı yaşım yollarımı bağlar mısın” Fuzûlî de “Su Kasidesi” başta olmak üzere birçok “su” redifli gazel ve kaside yazmıştır. O Hz. Peygamber’i övmek için, Dicle’nin Medine’deki Ravza’ya doğru hasretle yol almasını, çırpınmasını ve kıvrım kıvrım akmasını tam bir ilham kaynağı olarak almıştır. “Saçma ey göz eşkten gönlümdeki odlara su / Kim bu denlü tutuşan odlara kılmaz çâre su” ifadesi Hz. Peygamber’e olan sevgisini göstermektedir. Necip Fazıl Kısakürek’in Sakarya Türküsünde suyun akışıyla insan, hayat, zaman ve tarih arasında ilişkiler kurarak Sakarya nehrini tarihimizle özdeşleştirmesi de oldukça önemlidir. “İnsan bu, su misali kıvrım kıvrım akar ya / Bir yanda akan benim öbür yanda Sakarya/ Hey Sakarya kim demiş suya vurulmaz perçin / Rabbim isterse sular büklüm büklüm burulur / Sırtına Sakarya’nın Türk tarihi vurulur”
Su, Temizlik ve İsraf
Sosyal hayatın gereği olarak Allah insanlara temiz ve güzel giyinmeyi, yemeyi, içmeyi emretmiş fakat her türlü aşırılık ve israftan da sakınmamızı istemiştir. Devamında ise israf edenleri sevmediğini bildirmiştir. (A’raf 7/31) Buna göre pratik anlamda her canlının günlük hayatında muhtaç olduğu su, büyük bir nimettir, sağlık ve yaşam kalitesiyle doğru orantılıdır. Bu nedenle fert ve toplumun suyu tasarruflu kullanması bir tercih değil zorunluluktur. Dini ve insani bir görevdir. Çünkü yeryüzünde sağlıklı yaşamanın ortak paydası ruh, beden ve çevre bütünlüğü ile sağlanan genel temizliktir. Buna göre;
Birincisi İslam dini özelinde temizlik iman ve ibadetin ön şartıdır. Namaz kılmak, Kur’an-ı ele alıp okumak ve Kabe’yi tavaf etmek gibi bazı hususlar ancak abdestle mümkündür. Elbise, abdest organları ve oturup kalktığımız mekânları temiz tutmak yine su ile mümkündür. Bu bağlamda Kur’an ve hadislerde geçen “taharet” kavramı ve türevleri de Mescid-i Harâm başta olmak üzere ibadet yerlerinin temiz tutulması istenmiştir. (Bakara 2/125; Hac 22/26) Keza İslam’ın tebliğinde elbise ve beden başta olmak üzere çevrede bulunan maddî kirlerden temizlenmenin önemine dikkat çekilmiştir. (Müddesir 74/4) Bu emir, abdest ve gusül gibi hükmî kirlilik hallerinden temizlenmeyi kapsamaktadır. Görüldüğü üzere İslam kültür ve medeniyetinde su hem fiziksel hem ruhsal temizlik açısından önemlidir. Bu yönüyle İslam kültür ve medeniyetinde, banyo, hamam, lavabo vb. ıslak yerlerinin temizliğine, havalandırılmasına özen gösterilmiştir.
İkincisi suyun, aşırı ve İsraf derecesinde kullanıp tüketmemektir. Zira sular toplumun istifadesine sunulan açık ve ortak nimetlerdir. Kişi evinde veya dışarda zimmetindeki suyun ücretini ödese bile israf etme hakkına sahip değildir. Parasını ben ödüyorum başkası karışamaz şeklindeki yaklaşım doğru değildir. Unutulmamamladır ki kaynaktan şebeke ve sisteme akıtılan suda herkesin hakkı vardır. Bazı abonelerin israfı, diğerlerine haksızlık olduğu tartışmasızdır.
Üçüncüsü de suların kaynaklarından itibaren temiz tutulmasıdır. Bu temizlik evlerdeki musluklarla sınırlı olmayıp, çeşme, havuz, dere, kanal, nehir, /gölet ve deniz gibi akan veya durağan bütün sular dahildir. Zira bu suların doğal yapısının bozulması içinde yaşayan canlılar ve çevre için büyük bir felakettir. Günümüzde bu hususta acı tecrübeler yaşanmaktadır. Sanayi tesisleri başta olmak üzere çevrede oluşan atık suların filtre edilmeden açıktan akması dere, nehir ve denize dökülmesi çevreye yapılabilecek en büyük haksızlıktır. Bazen de bireysel olarak insanlar akan ve durağan haldeki suları kirletmekte veya elleriyle toprak, taş, cam parçası, demir, şişe ve poşet gibi maddeler atarak suyun tabii halini bozmaktadır. Bu tür zafiyetler sadece sulara değil inanç, kültür ve medeniyetimize de zarar vermektedir.
Anahtar Kelimeler: Su, Temizlik, Nehir, Deniz, Kültür, Medeniyet
Küçük Prens Hikâyesi Bize İlişkiler Hakkında Ne Söylüyor?
Kuraklık: Sadece Bir Doğa Krizi mi, Yoksa Ahlaki Bir Sınav mı?
Yorum Yap Cevabı İptal Et
Bir dahaki sefere yorum yapmam için adımı, e-postamı ve web sitemi bu tarayıcıya kaydedin.
Δdocument.getElementById( "ak_js_1" ).setAttribute( "value", ( new Date() ).getTime() );
Kuraklık: Sadece Bir Doğa Krizi mi, Yoksa Ahlaki...
Dinin Bedenlerden Hicreti
Kuraklık Bağlamında Türkiye’de Su Yönetimi: Bütüncül ve Ekolojik...
Zihinlerin Zinciri: Düşüncenin Hapsi
Bir Yemek Kaşığı Su İçin Mücadele
Kȃşgarlı Mahmud’un Büyük Ülküsünü Yeniden Okumak
Dinin Tek Emri: Emrolunduğun Gibi Dosdoğru Olmak
Toplam Ziyaretçi (Tekil Kişi): 2.057.502
Dünyanın Çarpık Düzeni için Prof.Dr. Haldun Güner
Bir Acil Hekiminin Rüyaları 1: “Kahve Kokusu” için Azade Hocagil
Dijital Çağda Bilgiye Güven: Yeni Cehalet ve Epistemik Yorgunluk için Prof.Dr. Saliha Eroğlu Demir
Dijital Çağda Bilgiye Güven: Yeni Cehalet ve Epistemik Yorgunluk için Ayşegül Polatcanli
Acilde Vaka Yönetim Prensipleri 1: Triyajın Ötesinde, Hekim Sezgisi ve Güvenlik Çemberi için Prof.Dr. Saliha Eroğlu Demir
Yaşargil Efsanesi için Bekir Gençtürk
Nerede O Eski Bayramlar? Anılar, Özlemler ve Değişen Zamanlar! için Ahmet dağar
İran’da Alevler Gökyüzüne Yükselirken İslâm Dünyası Ne Düşünüyor? için Mustafa AKPINAR
Köy Enstitülerinin Aşırı Acıklı Hikâyesi için Psikiyatr Dr.Bülent Demirbek
Çanakkale’de Shakespeare’den de Öteye için Yonca Kalkan
Ayın Konusu: 2023 Seçim Değerlendirmesi (12)
Ayın Konusu: 2024 Yerel Yönetim Seçim Sonuçlarının Değerlendirilmesi (13)
Ayın Konusu: Acil Durumlara Hazırlıklı mıyız? (11)
Ayın Konusu: Adaletin Üstünlüğü (25)
Ayın Konusu: Ahlak, Adalet ve Bilim İlişkisi (14)
Ayın Konusu: Akademik Kültürde Kaybedilen Değerler (15)
Ayın Konusu: Akademik Yayınlarda Hakemlik (13)
Ayın Konusu: Akademisyenden Üniversite Öğrencilerine Tavsiyeler (22)
Ayın Konusu: Akademisyenlerde Motivasyon Eksikliği (15)
Ayın Konusu: Akademisyenlerin 2023 Seçimine Bakışı (11)
Ayın Konusu: Anayasa Değişikliği (8)
Ayın Konusu: Asistan Eğitimi; Sorunlar – Çözümler (19)
Ayın Konusu: Bilim-Din İlişkisi (18)
Ayın Konusu: Bilim-Siyaset İlişkisi (16)
Ayın Konusu: Bilim, Din, Sanat Dili: Türkçe (13)
Ayın Konusu: Bilinç oluşturmak \ Algı yönetmek (11)
Ayın Konusu: Bir Temel Sorun Olarak: AHLAK (22)
Ayın Konusu: Bir Temel Sorun Olarak: EŞİTLİK ANLAYIŞIMIZ (16)
Ayın Konusu: Bir Temel Sorun Olarak: YALAN (20)
Ayın Konusu: Cezasızlık Algısı (12)
Ayın Konusu: Covid-19 Pandemisinin İnsanlığa Mesajları (32)
Ayın Konusu: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi (12)
Ayın Konusu: Cumhuriyet ve Demokrasi (17)
Ayın Konusu: Doğrudan Demokrasi (12)
Ayın Konusu: Dünyadaki Siyasi Süreçler ve Türkiye (7)
Ayın Konusu: Enflasyon: Nedenleri ve Çözüm Önerileri (9)
Ayın Konusu: Fikri; Üretme Hakkı ve İfade Hürriyeti (29)
Ayın Konusu: Gelir Dağılımı (14)
Ayın Konusu: Haksız Kazanç (12)
Ayın Konusu: Hegemonya (11)
Ayın Konusu: İklim Değişikliği (11)
Ayın Konusu: İnsanın Çoğaltma ve Biriktirme Tutkusu (17)
Ayın Konusu: İstişare (25)
Ayın Konusu: Kumar – Bahis (9)
Ayın Konusu: Kuraklık: Türkiye’nin Su Yönetiminde Acil Ne Yapılmalı? (11)
Ayın Konusu: Liyakat (36)
Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunlarımız (5)
Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunu Olarak: "Geleneksel Din Anlayışı" (7)
Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunu Olarak: “Liyakatli İnsan Yetiştirme” (23)
Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunu Olarak: “Nüfus Artış Hızı” (5)
Ayın Konusu: Nasıl Bir Akademisyen? (17)
Ayın Konusu: Nasıl Bir Anayasa? (12)
Ayın Konusu: Nasıl Bir Belediye Başkanı? (15)
Ayın Konusu: Nasıl Bir Eğitim Sistemi? (19)
Ayın Konusu: Nasıl Bir Üniversite? (41)
Ayın Konusu: NATO (5)
Ayın Konusu: Nisâ Suresi 75. Ayet ve Müslümanlar (9)
Ayın Konusu: Oku’mak-Yaz’mak: Nasıl Anlamalı? (12)
Ayın Konusu: On Emir ve Yahudiler (8)
Ayın Konusu: Sağlık Sistemimizin Değerlendirilmesi (12)
Ayın Konusu: Siyasal Süreçler ve Tövbe (6)
Ayın Konusu: Sosyal Medya (13)
Ayın Konusu: Toplumsal Barışın Tesisi! Ama Nasıl? (18)
Ayın Konusu: Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. Yılı (24)
Ayın Konusu: Türkiye ve Bilim (12)
Ayın Konusu: Türkiye'de "Planlama Sistemi": Sorunlar ve Çözüm Önerileri (13)
Ayın Konusu: Türkiye'nin "'İran Siyaset'i" Ne Olmalı? (7)
Ayın Konusu: Türkiye'nin En Temel Sorunu ve Çözüm Önerileri (16)
Ayın Konusu: Üniversitelerimizde İnterdisipliner Çalışma Kültürü (12)
Ayın Konusu: Uyuşturucu Sorunu (14)
Ayın Konusu: Yapay Zeka (13)
Ayın Konusu: Yazarların Gözünden Akademik Akıl Platformu (11)
Ayın Konusu: Yeni Doçentlik Başvuru Şartları (11)
Ayın Konusu: Yenidoğan (Hastane) Çetesi ile İlgili Değerlendirmeler (11)
Güzel Sanatlar ve Tasarım (26)
İktisadi ve İdari Bilimler (150)
İnsan ve Toplum Bilimleri (12)
Sağlık Bilimleri (49)
Sosyal Medya Hesaplarımız
Bilgi paylaştıkça artar, fikir paylaştıkça gelişir.
YALNIZLIK: Bilincin, Bağın ve Anlamın Arasında Mart 25, 2026
YALNIZLIK: Bilincin, Bağın ve Anlamın Arasında
Kuraklık: Sadece Bir Doğa Krizi mi, Yoksa Ahlaki Bir Sınav mı? Mart 25, 2026
Kuraklık: Sadece Bir Doğa Krizi mi, Yoksa Ahlaki Bir Sınav mı?
Suyun Dini, Sosyal ve Kültürel Hayatımızdaki Yeri Mart 25, 2026
Suyun Dini, Sosyal ve Kültürel Hayatımızdaki Yeri
Küçük Prens Hikâyesi Bize İlişkiler Hakkında Ne Söylüyor? Mart 25, 2026
Küçük Prens Hikâyesi Bize İlişkiler Hakkında Ne Söylüyor?
Yazar olarak giriş yapın
Çıkış yapana kadar beni içerde tut.
@2024 - Akademik Akıl Tüm Hakları Saklıdır. Sitede yer alan makaleler kaynak gösterilmeden paylaşılamaz.
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
Bu websitesi kullanıcı deneyimini iyileştirmek için arkaplan datalarını anonim olarak tutmaktadır. Kabul etmek için yandaki butona tıklayabilirsiniz. Kabul Et KVKK Aydınlatma Metni
