menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Eğitimde Nereye Geldik?

24 0
24.04.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"

Eğitimde Nereye Geldik?

İnsanı Tanımadan Eğitmek Mümkün mü?

Vicdanın ziyası, ulûm-u diniyedir. Aklın nuru, fünûn-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecellî eder. İki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder.” (Bediüzzaman Said Nursî)Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına adım attığımız bu eşikte, eğitim sistemimizi sarsıcı bir soruyla yeniden düşünmek zorundayız: Bugün geldiğimiz nihai nokta nedir? Modern binalar yükseltiyor, müfredatları yeniliyor ve teknolojiyi sınıflara taşıyoruz. Ancak yetiştirdiğimiz gençlerin zaman zaman birbirini rakip, hatta “hasım” telakki ettiği; insaf ve merhamet sınırlarının zorlandığı hadiselerle sarsılmaya devam ediyoruz.

Burada hayati bir ayrım karşımıza çıkıyor: Mesele sadece neyi öğrettiğimiz değil, neyi ihmal ettiğimizdir. Zihne bilgi yüklüyoruz; peki, o zihnin sahibi olan “insanı” gerçekten tanıyor muyuz?

İhmal Edilen Hakikat: İnsanı Bütüncül Görmek

Bugün eğitim, büyük oranda bir “müfredat yetiştirme” ve “başarı istatistiği” sarmalına sıkışmış durumda. Oysa muhatabımız sadece bir öğrenci değil; idrak eden, hisseden ve anlam arayan bir “insan”dır. İnsanı yalnızca rasyonel bir veri işleme makinesi olarak gören yaklaşımlar, onun hakiki mahiyetini eksik bırakır. İnsan; kalbi, vicdanı ve latifeleriyle bir bütündür. Bu bütünlük dikkate alınmadan kurgulanan her model, bir yanı eksik, bir yanı aksak kalmaya mahkûmdur.

Akıl Bilgiyle, Ruh Mana ile Doyar

Modern eğitim anlayışı ağırlıklı olarak akla hitap etmekte, zihni bilgiyle donatmayı esas almaktadır. Şüphesiz fen ve teknoloji sahasında derinleşmek bir zarurettir. Ancak ruhun aç kaldığı bir iklimde bilgi, yönünü ve hikmetini kaybeder. Bu durumda birey, neyi bildiğini bilse de, o bilgiyi hangi istikamette kullanacağını tayin etmekte zorlanır.

Çözüm: Çift Kanatlı Bir Nesil

Eğitimin gayesi sadece malumat aktarmak değil; insanın kendisini, hayatı ve sorumluluklarını idrak etmesine zemin hazırlamaktır.

Aklın Tatmini: Müspet ilimlerle ve sorgulayan bir zihinle,

Kalbin Huzuru: Manevi değerlerle ve erdemli bir karakterle mümkündür.Bu iki alanın mezcedildiği bir eğitim anlayışı, sadece sınav başarısı yüksek gençler değil; aynı zamanda dengeli, şuurlu ve “insan kalabilen” bireyler yetiştirme imkânı sunar.

Karar Vericilere Çağrı

Buradan eğitimcilerimize ve karar vericilerimize seslenmek isterim: Eğitimi, insanı tüm boyutlarıyla ele alan bir anlayışla yeniden tefekkür etme zamanı gelmiştir. Akıl ile kalbi, bilgi ile değeri birbirinden koparmadan taşıyan bir yaklaşım; yalnızca daha başarılı değil, aynı zamanda daha vicdanlı ve daha insani bir neslin muştusu olacaktır.

Gelin, gençlerimizin sadece zihinlerini, akıllarını ve maddi yönlerini değil, ruhlarını, kalplerini ve manevi latifelerini da kanatlandıralım. Çünkü tek kanatla uçulmaz.

Operasyonel Güvenlikten Klinik Pratiğe:........

© Akademik Akıl