menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Üniversite Yönetimi Üzerine Notlar – 1

28 0
23.03.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"

Üniversite Yönetimi Üzerine Notlar – 1

Üniversitelerde Değişim Tepeden Değil, Zihinden Başlar

Üniversiteler…Yüzyıllardır bilginin üretildiği, aktarıldığı ve yeniden inşa edildiği kadim kurumlar.

Ancak bugün, bu köklü yapılar tarihlerinin belki de en sert kırılma noktasından geçiyor.

Yapay zekâ devrimi, dijital dönüşümün baş döndürücü hızı ve sürekli değişen iş gücü piyasası…

Her yıl yüzlerce meslek yok oluyor, yenileri ortaya çıkıyor.

Bu hızlı değişim içinde yeni dünyada üniversiteler ne yapacak?Ayakta kalabilecek mi?, yön gösteren kurumlar olmaya devam edebilecek mi?

Bugün hâlâ birçok üniversitenin müfredatı, geçmişin mesleklerine göre şekilleniyor.Oysa daha 10 yıl önce var olmayan meslekler, bugün en cazip kariyer alanları arasında.

Bu gerçek bize şunu söylüyor:Müfredat güncellemesi artık bir “iyileştirme” değil, bir zorunluluk.

Üstelik bu güncelleme artık 4-5 yılda bir değil, neredeyse her yıl yapılmalı.

Çoğumuzun aklına muhtemelen şu soru geliyordur : 

Değişim nasıl gerçekleşecek?

Ne yazık ki birçok kurumda değişim, yukarıdan gelen talimatlarla yürütülüyor.Yeni bir yönetmelik, yeni bir stratejik plan, yeni bir genelge…

Ancak bu yaklaşımın bir sorunu var:İnsan doğası, dayatılan değişime direnç gösterir.

Oysa unutulmamalıdır ki değişim, önce zihinde başlar. Sonra birimde, sonra da kurumda olursa hız kazanır.

Eğer bu süreç içeriden başlamazsa, hiçbir dönüşüm kalıcı olamaz.

O zaman bu “içten dönüşüm” nasıl sağlanacak ? 

İlk adım, üniversitelerin kendileriyle yüzleşmesidir.

Devasa yapılar, kalabalık amfiler ve yüzeysel öğrenme modeli artık sürdürülebilir değil.“Bilgi aktaran akademisyen” modeli yerini hızla kaybediyor.

Onun yerine yeni bir rol yükseliyor:

Mentor akademisyenÖğrencisinin potansiyelini keşfeden,ona rehberlik eden,proje üreten, birlikte öğrenen bir akademisyen…

Bu dönüşüm, nicelikten niteliğe geçiştir.

İkinci kritik alan: disiplinlerarasılık

Bugünün dünyasında hiçbir meslek tek başına var olamıyor.

Yapay zekâ öğrencisi etik bilmezse eksiktir

Tıp öğrencisi veri bilimi bilmezse yetersizdir

Spor yöneticisi teknoloji ve analitikten uzaksa rekabet edemez

Bu nedenle bölüm sınırları esnemeli,öğrencilere kişiselleştirilmiş müfredatlar sunulmalıdır.

Üçüncü adım ise üniversitenin kendisini yeniden tanımlamasıdır:

Üniversite sadece öğreten değil, öğrenen bir organizasyon olmalıdır.

Sadece öğrenciler değil;akademisyenler ve idari kadro da sürekli öğrenme döngüsünde yer almalıdır.

Artık yıllarca aynı notlarla ders anlatan akademisyen modeli sona ermiştir.Yeni modelde akademisyen;

sektörle iç iç olmalı,

bilgiyi üretmeli ve uygulamaya yönelmelidir..

Dünyadaki başarılı örnekler bize net bir yol haritası sunuyor:

Mikro-kredi programları : Sürekli öğrenme ve esnek eğitim

Müfredat konseyleri : Sektör mezun öğrenci entegrasyonu

Kuluçka merkezleri ve TTO’lar :  Fikri ürüne dönüştüren ekosistem

Yapay zekâ ve veri okuryazarlığı : Tüm disiplinler için temel........

© Akademik Akıl