menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hakem de İnsan, Yapay Zekâ da… Ama Adalet Nerede?

27 0
15.04.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"

Hakem de İnsan, Yapay Zekâ da… Ama Adalet Nerede?

Akademik dünyada yapay zekâyla rekabet edebilmek için algoritmik düşünmek zorunda mıyız?

Son dönemde akademik dünyada dikkat çekici bir eğilim var. Makaleler artan bir hızla hiç gerekçe gösterilmeden reddediliyor yada gösterilen gerekçeler artık daha “sofistike”, daha “detaylı” ve çoğu zaman insan sezgisinin ötesinde bir titizlik taşıyor. 

Yaşanmakta olan bu uygulama, akıllara tek bir soruyu getiriyor.. Hakem değerlendirmelerini artık kim yapıyor? insan mı ? yoksa yapay zekâ mı?

Bugün birçok dergi, yazarlardan açıkça yapay zekâ kullanım beyanı istiyor. Hangi araç kullanıldı, nasıl faydalanıldı, metne katkısı ne oldu?  Hepsinin şeffaflık adına sorgulanması normal ve kabul edilebilir ama aynı şeffaflık neden hakemler için geçerli değil?

Eğer bir hakem, kendisine gönderilen makaleyi yapay zekâ araçlarına inceletiyor, oradan gelen analizleri neredeyse aynen rapora dönüştürüyorsa, burada ciddi bir etik ve metodolojik sorun var demektir. Çünkü yapılan değerlendirme, alan uzmanlığının süzgecinden değil de,  algoritmaların standartlaştırılmış eleme mantığından geçmektedir.

Daha da önemlisi, bu uygulamalar akademik oyunun kurallarını tek taraflı değiştiriyor. Yazara “yapay zekâ kullandın mı?” diye sorulurken, hakemin sınırsız ve denetimsiz biçimde aynı teknolojiyi kullanması eşitlik ilkesini zedeler. Sonuçta olan şey, bilimsel rekabeti değil,  teknolojik avantajı ödüllendiren bir yapının oluşumuna kapı aralıyor. 

Oysa mesele yapay zekâya karşı olmak değil. Tam tersine, mesele onun nasıl ve hangi sınırlar içinde kullanıldığıdır. Eğer akademik üretim sürecinde yapay zekâ bir araçsa, bu araç hem yazar hem hakem için açık, denetlenebilir ve eşit kurallara tabi olmalıdır.

Bu noktada açık bir ihtiyaç ortaya çıkmaktadır..

Hakemlik süreçlerinde yapay zekâ kullanımına dair etik ilkeler ve bağlayıcı kurallar oluşturulmalıdır. Nasıl ki yazarlardan beyan isteniyorsa, hakemler de değerlendirmelerini hangi yöntemlerle yaptıklarını açıklamalıdır. Hatta daha ileri gidilerek, belirli durumlarda “yapay zekâ kullanılmadan değerlendirme yapılmıştır” ibaresi resmi bir standart haline getirilmelidir.

Aksi halde, akademik üretim giderek bir “algoritmik eleme yarışına” dönüşecektir. Bilim dünyasında, olması istenen yaratıcılık, özgünlük ve düşünsel cesaret, yerini kusursuz görünen ama ruhsuz metinlere bırakma olasılığı yüksek.  Çünkü yapay zekâ hatayı çok iyi yakalar, ama değeri her zaman ölçemez..

Bilim, kusursuzluk değil ilerleme işidir. Eğer her metin, en küçük açığı bile tolere etmeyen bir dijital süzgeçten geçirilirse, geriye yayınlanacak çok az şey kalacaktır. Ve o zaman sormak gerekir.. Biz bilimi mi geliştiriyoruz, yoksa onu steril bir mükemmeliyet hapishanesine mi hapsediyoruz?

Akademik yaşam, adil kurallar üzerine yükselmelidir.

Teknoloji bu kuralları güçlendirmeli, bozmak için kullanılmamalı.. 

Eğer gerçekten........

© Akademik Akıl