menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Eşikte: Görünürlük, emek ve aidiyet

14 0
08.10.2026

İnsan ana rahmine düştüğü andan itibaren görünen, görünmeyen ağlar içinde bulur kendini; ailevi, sosyal, mesleki ilişkileri ile üzerinde yaşadığı toprak, insan olmayan canlılar ve nihayetinde evren ile olan ilişkisi, miras aldığı ve hâlihazırda değişen sosyal, ekonomik, ekolojik, politik ve kültürel dinamikler içinde şekillenir. Göç ise bu ilişki ağlarını yer değişimi ile tamamen başkalaştıran yeni bir hikâyenin başlangıcına işaret eder. Bu yazıda, göçle birlikte değişen bu ilişkiler ağında görünürlük, emek ve aidiyetin kimler için nasıl şekillendiğine ve farklı eşitsizliklerin nasıl kesiştiğine kesişimsel feminizm perspektifinden bakıyorum.

Göç ile birlikte yeni yerin kalıcı ya da geçici bir ikinci eve dönüşüm sürecinde kişinin arkadaş çevresi, aile bireyleri, sosyal alışkanlıkları, kısacası alıştığı ekosistem büyük oranda geride kalırken bugünün dünyasında göçmeni yeni ülkesinde karşılayan ilk unsur bürokrasidir. Memleketinizde yıllarca geliştirdiğiniz bazı becerileriniz bir anda işe yaramaz konuma düşebilir. Örneğin siz sosyal, sorunlara hızlı çözüm bulan ve çoğu zorluk ve imkânsızlığa rağmen üreterek ilerleyen bir yapıda çalışan biri olabilirsiniz ve bürokrasi size beklemeyi, bu süreçte de sosyal ve ekonomik olarak makbul bir kul olduğunuzu çeşitli evraklarla ispatlamanızı talep eder.

Ben kendi hikâyemde bürokrasi ve ağır işleyen yapılar ile; İngiltere kırsalında bağımsız bir sanatçı ve eğitmen olarak az sayıda insanın yaptığım işten haberdar olduğu, ilişkilerin yaşam alanları gibi mesafeli olduğu bir boşluğun ortasında, kariyerimi baştan inşa etmem gerektiğini anladığım sırada karşılaştım. Zaman içinde çalışma ritmimi, biçimimi ve amaçlarımı değişime açık tutmam, adaptasyon becerimi geliştirmem gerektiğini fark ettim. Türkiye’de çözmem gereken çoğu mesleki ve yapısal sorun burada yok olup gitmesine rağmen, yakınlık ve aidiyet hissi gibi duyguların yoğunluğundaki azalma bana bir şeylerin yolunda gitmediğini hissettirmeye başladı.

Bir yün yumağını çözmeye çalışmak

Ortaya çıkan bu yeni karmaşıklığı, kültürel kimlik çeşitliliği oldukça düşük olan İngiliz köy hayatı içinde durup bir süre anlamaya çalıştım; düğüm olmuş bir yün yumağını nereden çözmeye başlayacağımı bilemedim. Sonunda eylemsizlik halinde çıkıp bildiğim ve bana iyi gelen şeyleri yapmaya devam etmeye karar verdim. İlkbaharla birlikte başvurduğum çeşitli festivallerden kabul mektupları gelmeye başladı. Bu kutlanası bir........

© Agos