Çocukları ultra işlenmiş gıdalardan nasıl koruyacağız?
Agos’taki son iki yazımda, The Lancet dergisinin Kasım 2025 tarihli ultra işlenmiş gıdalar hakkındaki özel sayısında yer alan makaleleri ele almıştım.
Ultra işlenmiş gıdalar ve çocuk sağlığı
Ultra işlenmiş gıda kuşatması altında 20 milyon çocuk
Ultra işlenmiş gıdalar (UİG), ev mutfaklarında bulunmayan endüstriyel gıda bileşenleri ile katkı maddelerini içeren ve karmaşık teknolojik süreçlerle üretilen ürün grubudur. Genel bir kural olmamakla birlikte bu tip gıdalar genellikle beşten fazla bileşenden oluşur.
Bu gıdaları diğerlerinden ayıran temel fark; nişasta, modifiye nişastalar, şeker, yüksek fruktozlu mısır şurubu, invert şeker, maltodekstrin, hidrojenize/interesterifiye yağlar, protein izolatları ve hidrolizatları gibi endüstriyel gıda türevleri ile; aroma vericiler, yapay tatlandırıcılar, koruyucular, renklendiriciler, emülgatörler, kıvam artırıcılar, nem vericiler ve parlatıcılar gibi çeşitli katkı maddelerinin karmaşık fiziksel ve kimyasal yöntemlerle yeniden yapılandırılarak bir araya getirilmesidir. Örneğin evde yapılan ya da geleneksel yöntemlerle imal edilen bir ekmek un, su, maya ve tuzdan oluşurken; raf ömrü uzun paketli ekmekler ve unlu mamuller emülgatörler, koruyucular ve enzimler gibi çok çeşitli katkı maddelerini içerdiği için UİG kategorisinde yer alır.
Gazlı ve şekerli içecekler, aromalı soğuk çaylar, enerji içecekleri; paketlenmiş cipsler, bisküviler, gofretler ve tuzlu-tatlı atıştırmalıklar; hazır çorbalar, bulyonlar, dondurulmuş pizzalar ve hazır mikrodalga yemekleri; endüstriyel kahvaltılık gevrekler, müsli barlar ve margarinler ultra işlenmiş gıdalara birer örnektir. Bunların yanı sıra; endüstriyel paketli ekmekler, paketli kek ve kruvasanlar, market raflarındaki hazır salata sosları, ketçap, mayonez, hazır sürülebilir çikolata ve fındık kremaları; sosis, salam, salamura nugget gibi işlenmiş et ürünleri ile bunların bitki bazlı (vegan/vejetaryen) et alternatifleri; tatlandırılmış aromalı yoğurtlar, hazır sütlü tatlılar ve hatta endüstriyel bebek mamaları da bu ürün grubu içinde yer alır.
Kaygıyı büyütmeden meseleyi görmek
Daha da uzatılabilecek bu geniş ürün listesine baktığımızda kaygı duymamak zor. Çünkü sözünü ettiğimiz ürünler hemen her yerde kolayca erişilebilen, az ya da çok hepimizin evine, mutfağına, çocukların beslenme çantasına giren ürünler.
Reklamlarıyla, ucuzluğuyla ve kolay ulaşılabilir olmasıyla bizi kuşatan bir gıda düzeni içinde yaşadığımız bir gerçek. Ama tam da burada meseleyi sakin ve doğru bir yerden ele almak gerekiyor.
Sağlıklı beslenme bir “kazan ya da kaybet” meselesi, bir irade testi ya da “ya hep ya hiç” durumu değildir. Yani ya bu listedeki “her şeyden tamamen uzak duracağız” ya da “zaten her şey sorunlu, kaçınmamızın bir yolu yok” diyerek sağlıklı beslenme çabamıza son vermemizi gerektiren bir ikilem içinde değiliz.
Halk sağlığı literatürü beslenme konusunda bize çok temel bir şey söyler: Maruz kaldığımız miktar ve maruziyet sıklığı önemlidir. Daha açık bir deyişle, bu tür gıdalara beslenmemizde ne kadar az yer verir, tüketimimizi ne kadar azaltabilirsek, bedenimizin maruz kaldığı sağlık risklerini de azaltmış oluruz. Mesele, kendimize katı, mutlak ve sürdürülemez yasaklar koymak değil; ultra işlenmiş, endüstriyel paketli gıdaların günlük beslenmemizdeki yerini mümkün olduğunca azaltmak, kendimiz ve çocuklarımız için temiz, gerçek ve mümkün olduğunca az işlenmiş gıdalara olabildiğince daha fazla yer açmaktır. Basitçe söylemek gerekirse, “ne kadar azaltabilirsek o kadar iyi” yaklaşımını benimsemeliyiz. Çocuklar söz konusu olduğunda bu yaklaşım çok daha yaşamsal hale gelir.
Lancet dergisinde yayımlanan makalelerde, bu gıdaların pazarlama stratejilerinin merkezine çocukların ve gençlerin yerleştirildiği vurgulanıyor. Çocukların damak tadının ve gıda tercihlerinin erken yaşlardan itibaren bu ürünler tarafından şekillendirilmesi, özellikle çocuk sağlığı açısından ciddi bir tehdit olarak değerlendiriliyor.
Bu tartışmalar Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor. Ülkemizde, gelişimin en dinamik olduğu 0-14 yaş aralığında yaklaşık 20 milyon çocuk var.
Çocukların sağlıklı beslenmesi yalnızca ebeveynlerin sorumluluğuna bırakılamaz.
Bu mesele, çocukların nasıl bir gıda sistemi içinde yaşadığıyla, bu sistemin kamu kurumları tarafından nasıl düzenlenip denetlendiğiyle ve beslenme yetersizliği yaşayan çocuklara ücretsiz okul yemeği başta olmak üzere........
