menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kültürel değişim

5 0
previous day

“Cehalet nimettir!” derler. Kısmen katılıyorum! Genellikle öyle, çünkü görünen o ki bilmediğinizde endişelenmiyorsunuz da… Hayat, hep nasıl yaşıyorsanız o haliyle geçip gidiyor. Stres, endişe ve kafa karışıklığı olmadan… Ama bu sözün yersiz olduğu anlar da var. Sözgelimi kültürel cehaleti ele alalım. Yeni bir ülkeye taşınmak heyecan verici olabilir, ancak yerli halkın yaşamına dair hiçbir fikriniz yoksa, bir sürü saçma sapan hataya meyledersiniz. Hatta bazen vahim hatalar... Bu sadece göçmenler için değil, yerel halkın yeni gelenlerin kültürü karşısındaki cehaleti için de geçerli.

Bu konu açılınca yumuşak bir örnek olarak, yıllar evvel, bizden de önce Halep'ten göç eden, babamın arkadaşı Hagop'u hatırlarım. Bir gün, yıllarca süren sıkı bir çalışmanın ardından satın aldığı eve, ilk evine yerleşen Hagop, karşı bahçedeki komşusunu kahve içmeye davet etmiş. Komşu isteksizce kabul etmiş daveti. Kahve ve sohbet faslından sonra komşusu, kalkıp gitmek üzereyken, gerilerek “Ne kadar?” diye sormuş. Hagop bu hikâyeyi anlatırken ''işe bak'' dercesine başını sallayıp kahvenin parasını ödemeye yeltenen komşunun cahilliğine gülerdi. Bu hikayenin ne kadar abartıldığını bilmiyorum ama buna benzer komik anekdot çoktur.

Toronto'daki ilk yılımda, kuru temizleme teslimatı işine başladığım yıl, Hintli görünen mahallelileri gözüm hemen seçerdi. Çocukluğumda o kadar çok Bollywood filmi izlemiştim ki, bu giyim tarzı, bu insanlar ancak Hintli olabilirdi. Birdenbire, okulum ve binam onlarla doldu ve şehrin dört bir yanında ırkçı şiddet eylemleri başladı. Bu göçmenlerin bazıları, aksanları nedeniyle dövüldü, taciz........

© Agos