menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hız çağında derin düşüncenin ölümü

25 0
06.06.2026

Hakikat hızda değil, derinliktedir. Ve belki de modern insanın yeniden kurtuluşu; dünyayı daha hızlı tüketmekte değil, biraz yavaşlayıp yeniden tefekkür etmeyi öğrenmektedir.

Engin Özekinci/ Yazar

İnsanlık tarihinin hiçbir döneminde zaman, günümüzde olduğu kadar hızın tahakkümü altına girmemişti.

Modern çağ, yalnızca teknolojinin hızlandığı bir dönem değil, aynı zamanda düşüncenin ritmini de kaybettiği bir çağdır.

Zira insan artık yürümüyor, koşuyor; okumuyor, tarıyor; anlamıyor, tüketiyor.

Bilginin artışıyla birlikte hikmetin de artacağı sanılmıştı. Oysa çağımızda bilgi çoğaldıkça insanın hakikate olan mesafesi büyüdü. Çünkü hakikat, yalnızca bilgi birikimiyle değil, derin düşünceyle kavranabilir.

Bugün dünyanın en büyük krizlerinden birinin ekonomik kriz olduğu bilinir. Ancak daha derinde, daha sessiz ilerleyen bir kriz vardır: tefekkürün çöküşü.

Bilen ama düşünmeyen insanlar

Modern insan sürekli maruz kalmaktadır. Ekranlar, bildirimler, kısa videolar, gündem akışları, bitmeyen dijital uyaranlar zihni sürekli meşgul etmekte ve parçalamaktadır. Elbette böyle bir ortamda insan düşünceyi derinleştiremez. Çünkü derin düşünce dikkat ister, sabır ister, sessizlik ister. Hız ise insan zihnini yüzeyde tutar. Sürekli akan bilgi, zihni beslemek yerine yormaya başlar.

Çağımızın trajedisi tam da burada başlamaktadır.İnsan her şeyi bilmekte, fakat hiçbir şeyi derinlemesine düşünememektedir.

Halbuki İslam düşünce geleneği, insanı yalnızca yaşayan bir varlık olarak değil; düşünen, anlam arayan ve hakikatin peşine düşen bir varlık olarak tanımlar. Kur'an'ın onlarca ayetinde geçen "tefekkür, tedebbürve taakkul" kavramları kuşkusuz tesadüfi değildir. Çünkü İslam medeniyetinde düşünmek yalnızca zihinsel bir faaliyet değil, aynı zamanda ahlaki ve manevi bir sorumluluk olarak görülmüştür.

Yine Kur'an'ın "Onlar ayakta, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah'ı zikrederler; göklerin ve yerin yaratılışı üzerine düşünürler." hitabı, düşüncenin ibadet boyutuna işaret eder. Bu nedenle İslam medeniyetinin büyük düşünürleri, insanın iç dünyasını inşa etmeyen hiçbir bilginin gerçek anlamda faydalı olmayacağını savunmuştur.

Farabi, insanı diğer........

© Açık Görüş