menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Küresel rekabetin yeni cephesi

32 0
10.03.2026

İran savaşı aynı zamanda Çin'in Avrasya merkezli ticaret stratejisini sınırlamaya yönelik bir jeopolitik hamle olarak da değerlendirilebilir. Bütün bu gelişmeler birlikte ele alındığında İran'ın Çin ile dolar dışındaki para birimleri üzerinden petrol ticareti yapmaya başlaması ve Çin'in Körfez'de giderek artan ekonomik varlığı mevcut gerilimin oluşmasında önemli bir zemin hazırlamıştır.

Doç. Dr. Muhammet Yıldız/ Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi

Orta Doğu'da giderek tırmanan İran merkezli kriz yalnızca bölgesel bir güvenlik sorunu olarak değerlendirilmemelidir. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik askeri ve istihbari hamleleri, çok daha geniş bir jeopolitik hesaplaşmanın parçası olarak görülmelidir. Enerji yolları, ticaret koridorları, büyük güç rekabeti ve bölgesel nüfuz mücadelesi bu gerilimin arka planını oluşturmaktadır. Bu nedenle tartışma, ABD ve İsrail'in öne sürdüğü gibi yalnızca İran'ın askeri kapasitesi ya da nükleer programı ile sınırlı değildir. Asıl mesele, küresel güç mimarisinin nasıl şekilleneceğidir.

İran'ın bulunduğu coğrafya, dünya enerji güvenliğinin kalbinde yer almaktadır. Özellikle Hürmüz Boğazı, küresel petrol ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği stratejik bir dar boğazdır. Bu geçit üzerinde kurulacak askeri veya siyasi baskı, dünya enerji piyasaları üzerinde doğrudan etkiler yaratabilecek kapasitededir.

ABD'nin İran üzerindeki baskıyı artırması durumunda Hürmüz hattında daha güçlü bir kontrol mekanizması kurma ihtimali de gündeme gelebilir. Böyle bir senaryoda enerji akışının yönü ve fiyat mekanizmaları Washington'un stratejik çıkarlarına göre şekillenebilir. Bu nedenle İran savaşı, enerji jeopolitiği açısından küresel ölçekte sonuçlar doğurabilecek bir gelişme niteliği taşımaktadır.

Bu bağlamda dikkat edilmesi gereken bir diğer unsur Çin'in küresel ekonomik vizyonu olan Kuşak ve Yol Girişimidir. İran, Asya ile Orta Doğu ve Avrupa arasındaki kara ticaret koridorlarının önemli düğüm noktalarından biridir. İran'da ortaya çıkacak uzun süreli bir istikrarsızlık, kuşak ve yol ağlarının güvenilirliğini zayıflatabilir. Bu nedenle İran savaşı aynı zamanda Çin'in Avrasya merkezli ticaret stratejisini sınırlamaya yönelik bir jeopolitik hamle olarak da değerlendirilebilir.

Bütün bu gelişmeler birlikte ele alındığında İran'ın Çin ile dolar dışındaki para birimleri üzerinden petrol ticareti yapmaya başlaması ve Çin'in Körfez'de giderek artan ekonomik varlığı mevcut gerilimin oluşmasında önemli bir zemin hazırlamıştır.

Körfez ülkeleri ve yeni Amerikan yüzyılı

Ortadoğu'daki savaşın etkileri yalnızca İran ile sınırlı kalmayacaktır. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Kuveyt gibi petrol üreticisi ülkeler için bölgesel istikrar, ekonomik büyümenin temel koşuludur. Uzayan bir savaş enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açarken yatırım ortamını da zayıflatabilir.

Son yıllarda Körfez ülkeleri dış politika ve ekonomi alanında yeni açılımlar yapmış, özellikle Çin ile enerji ve altyapı iş birliklerini artırmıştır. Bu eğilim Washington açısından dikkatle izlenen bir gelişmeydi. İran merkezli bir savaşın uzaması, Körfez ülkelerinin Çin ile kurduğu ekonomik ilişkiler üzerinde baskı oluşturabilir.

Bununla birlikte uzun vadede farklı bir sonuç da ortaya çıkabilir.........

© Açık Görüş