menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kadim seslerin şehri Şanlıurfa

38 0
22.05.2026

Urfa müzik kültürünün kolektif hafızasını gösteren süreklilik, her icracıyı köklü bir ses geleneğinin halkası kılar; böylece her sanatçı geçmişin mirasını taşırken geleceğe de şahsına münhasır bir iz bırakır. Doğaçlama geleneği ise, Urfa müziğinde icracının anlık ruh hâlinin doğrudan esere yansıması anlamına gelir. Bu nedenle Urfa türkülerinde her icra, aynı eserin farklı bir ruh hâliyle yeniden doğmuş versiyonu gibidir

Doç. Dr. Kenan Bölükbaş/ Yazar

Tarih, inanç ve müziğin iç içe geçtiği çok katmanlı bir ses medeniyeti olan Şanlıurfa; tarihi dokusu, ruhu kuşatan manevi havası ve sıcak insanlarıyla insanlık hafızasının mühürlendiği bir şehirdir. Binlerce yıllık serüveniyle sayısız medeniyete ev sahipliği yapmış olan bu topraklar, bugün dahi buram buram tarih kokan sokaklarıyla bir açık hava müzesini andırmaktadır. Şehrin bu eşsiz sıcaklığı, Mezopotamya güneşinin bir lütfu olduğu kadar insanının gönül zenginliğinin de bir yansıması olsa gerek. Bu yansımayı, Harran'ın uçsuz bucaksız sarı-yeşil düzlüklerinden Balıklıgöl'ün sırlı durgunluğuna kadar her adımda görmek mümkün.

Şanlıurfa'nın tarihsel derinliği, insanlık kronolojisini kökten değiştiren Göbeklitepe keşfiyle yeniden tanımlanmıştır. Bu keşifle birlikte Urfa'nın geçmişi artık 8.000 yıl değil, 12.000 yıl öncesine uzanmakta ve şehir "Tarihin Sıfır Noktası" olarak anılmaktadır.

İnsanlığın avcı-toplayıcılıktan yerleşik hayata geçişine, inanç ve mimarinin doğuşuna ev sahipliği yapan bu merkez, bugün Taş Tepeler havzasında somutlaşan ve tüm insanlığın ortak mirası olan o mistik ruhun doğduğu ilk kaynak olarak kabul edilmektedir.

İşte bu köklü geçmişin ve kesintisiz kültürel mirasın en somut yansıması, Urfa'nın müzik geleneğinde kendini göstermektedir. Ustadan çırağa aktarılan bir süreklilik anlayışının hâkim olduğu bu gelenekte her icracı, kendinden önceki ustaların birikimini taşıdığı gibi onu kendi yorumuyla yeniden şekillendirerek bir sonraki kuşağa devretmektedir.

İnanç ve müzik arasındaki ilk tarihsel etkileşim

Bu tarihsel süreklilik, Neolitik Çağ'dan günümüze kadar kesintisiz bir estetik kaygıyı da beraberinde getirmiştir. Hilvan Nevalaçori kazılarında bulunan Cilalı Taş Devri'ne ait kap parçalarındaki dans figürleri ve Titriş'te bulunan keman tipi stilize figürler, sanatın ve müziğin bu topraklarda binlerce yıllık bir varoluş refleksi olduğunu işaret etmektedir.

Nitekim Şanlıurfa'nın tarihi ilçesi Harran, dünyanın en eski ilim merkezlerinden birine ev sahipliği yaparak bu topraklardaki düşünsel derinliği tescil ederken, bu köklü geçmişin filizlendirdiği manevi atmosfer, şehrin kalbindeki Balıklıgöl (Halil-ür Rahman) ile zirveye ulaşmaktadır. Rivayete göre, binlerce yıl önce Hz. İbrahim'in zalim Nemrut tarafından ateşe atıldığı yer olan bu göl, alevlerin suya, odunların ise balığa dönüştüğü o muazzam mucizenin mekanıdır.

Şanlıurfa'nın folklorik zenginliğinde müziğin yeri, yadsınamayacak kadar hayati bir öneme sahiptir. Edessa (Urfa) kültür çevresiyle ilişkilendirilen erken dönem düşünürlerden biri, Miladi 2. yüzyılda bu topraklarda yaşamış........

© Açık Görüş