Antiemperyalizmi yeniden düşünmek
MEHMET TAŞ – Ortadoğu’da son dönemde yaşanan gelişmeler, özellikle ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, sol içinde eski bir tartışmayı yeniden gündeme taşıdı: Antiemperyalizm bugün ne anlama geliyor?
Bu tartışma Türkiye’de çok daha keskin bir biçimde yaşanıyor. Bunun nedeni yalnızca Türkiye’nin jeopolitik konumu değil aynı zamanda Kürt meselesinin, devlet yapısıyla sınıf ilişkilerinin iç içe geçtiği özgül tarihsel bağlamıdır.
Bugün Türkiye’de antiemperyalizm tartışması, çoğu zaman iki hat arasında sıkışmış durumda. Bir yanda, antiemperyalizmi Batı karşıtlığına indirgemek ve ABD’ye karşı olan her devleti ya da hareketi “ilerici” saymak. Diğer yanda ise bu yaklaşımın yarattığı tahribata tepki olarak antiemperyalizmi tümüyle terk etmek.
Oysa bu iki yaklaşım da aynı temel sorunu paylaşır: Antiemperyalizmi ya jeopolitik bir refleks haline getirir ya da tarihsel ve teorik içeriğinden koparır.
Türkiye’den bakıldığında antiemperyalizmi yeniden düşünmek, bu dar çerçeveyi aşmayı gerektirir.
Devlet Merkezli Antiemperyalizm
Türkiye’de antiemperyalizm uzun süredir büyük ölçüde devlet merkezli bir anlayışla şekillendi. Özellikle 20. yüzyıl boyunca Kemalist modernleşme projesi, kendisini “antiemperyalist” bir kurtuluş hareketi olarak tanımladı.
Bu tarihsel miras, solun önemli bir kesimini de etkiledi. Antiemperyalizm, çoğu zaman devletin dış politikadaki konumuyla özdeşleştirildi. NATO üyeliği eleştirilirken bile, devletin “bağımsızlıkçı” refleksleriyle özdeşleşen bir dil benimsendi.
Bugün bu yaklaşım farklı biçimlerde yeniden üretiliyor. Türkiye’nin Batı ile yaşadığı gerilimler, iktidarın zaman zaman “antiemperyalist” bir aktör olarak sunulmasına kadar varabiliyor. Aynı şekilde, İran ya da Rusya gibi devletler, yalnızca ABD ile karşı karşıya geldikleri için “direnişçi” olarak tanımlanabiliyor.
Bu yaklaşımın temel sorunu açıktır: Antiemperyalizmi devletler arası ilişkiler düzeyine indirger ve sınıfsal ilişkileri görünmez kılar.
Oysa Türkiye kapitalizmi, küresel sistemle derin biçimde entegredir. Finansal bağımlılık, dış borç, sermaye hareketleri ve üretim zincirleri üzerinden işleyen bu yapı, antiemperyalizmin yalnızca “dış politika” meselesi olarak ele........
