menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Jeouzamsal İstihbarat, Taktik Hedefleme ve Ölüm Zinciri

26 0
04.03.2026

Ukrayna ve Gazze’de ne oldu ise İran’da da aynısı olacak. Hedefi daha doğrulukla tespit eden ve isabetle vuran yani Batının teknolojisi kazanacak çünkü karşısında daha iyisi yok. Yapay zekâ algoritmaları her coğrafyada herhangi bir yaşam, hareket, vücut ısısı, telsiz sinyal, arıyor ve sonra istendiğinde silahı hedefe yönlendiriyor. Ukrayna’da Rus Hava Kuvvetlerinin modern güdümlü mühimmat ile gerçek zamanlı istihbarat ve hedef tespit sistem, teknik ve taktiklerinde belirgin bir zafiyeti var. Moskova’nın stratejisi basit; Ukrayna’nın her santimini elinde tut ve Kiev’in mühimmatının ve arkasındaki siyasi desteğin bitmesini bekle. Ruslar, saha çözümü olarak elektronik karıştırma ve aldatma ile isabet güdümlü mühimmatı başarısız kılmaya çalışıyor. Batı, akıllı mühimmat kullanan Excalibur 155 mm. topçu mühimmatını tercih ederken, şimdi yapay zekânın da devreye girmesi ile “über topçu” ortaya çıkıyor. Gazze’de durum çok farklı ve tek taraflı idi; hedefler belirlendi ve sıra Oppenheimer zamanına geldi; kimi vuralım? Ama hedeflerin belirleyen de kimin öleceğine karar veren de yapay zekâ oldu. İran ile savaşta da kurgu aynı; hedefler sürekli güncelleniyor ve seçiliyor. Hedefleme ve isabet uydu güdümüne tabi. Teknoloji ve kabiliyet fakiri İran ise hedef olarak kişileri değil bölge hedefleri seçiyor. İsabet olmadığı için kitlesel olarak atılan füzelerin bildiğimiz klasik topçudan farkı kalmıyor. Askerler iyi bilir; klasik topçu atışlarında her zaman mühimmatın bir sapması vardır, bu yüzden hedef dışında herhangi bir yer vurulabilir yani en emin yer hedeftir. NATO hep isabet güdümlüden yana oldu. Küçük sayıda isabetin, büyük sayıda olan kitlesel ateşlerden daha iyi olduğu görüldü.

Size bu makalede anlatmak istediğim konunun özü, Gazze ve Ukrayna’da hedeflerin nasıl tespit edilip vurulduğu ve savaş anlayışının nasıl değiştiği. Hikâye uzun. Bir zamanlar kâğıt haritalar üzerinde çalışarak, çok uzun zaman önce işaretlendiği için hala yerinde olup-olmadığı belli olmayan hedefleri vurmaya çalışırdık. Şimdi her şey dijital oldu ve Küresel Konumlandırma Sistemi (GPS), uydular, uzaktan algılama sistemleri (sensörler, radarlar vs.), insansız hava araçları ve diğer vasıtalar sürekli yeryüzünde ortam ve hedef bilgilerini güncellemekle kalmıyor, takip edilenlerin hikâyesini ve eğilimlerini de takip ediyor (jeouzamsal istihbarat), gelecekteki davranışını öngörüyor. Tıpkı sizin alış-veriş eğilimlerinizi koklayan algoritmalar ya da gideceğiniz yere kaç dakikada varacağınızı söyleyen arabanızdaki GPS gibi. Jeouzamsal istihbarat (GEOINT) ile artık isterseniz hedefi ailesi ile birlikte ya da ertesi güne saklayıp vuruyorsunuz. Bu teknolojiyi yakalayamayanların herhangi bir savaşı kazanması mümkün değil. Yeni savunma sistemleri artık uzay, uzaktan algılama, otonom araçlar ve yapay zeka kullanımına entegre olurken, savaş anlayışı bir kez daha kökten değişiyor. Tüm askeri operasyonların omurgasına yapay zekâ kullanan Coğrafi Bilgi Sistemlerini (CBS) yerleştirmenizi gerektiriyor. Tüm bunlar ülke savunması için ulusal güvenlik, askeri doktrinler, teşkilat yapıları, istihbarat anlayışı, teknoloji geliştirme gibi konularda radikal değişimler, hatta yeni bir güvenlik kültürü gerektiriyor. 

Türkiye’de askeri coğrafya çalışmalarının kökeni diğer ülkeler gibi kartografya yani haritacılık çalışmalarında dayanıyor. 13 Kasım 1918’de İstanbul’u işgal eden İngilizler, Osmanlı ordusunu dağıtırken, sadece işlerine yarayacağını düşündükleri haritacılarımızı alıkoymuşlardı. Bu kahraman haritacılarımız başta Sakarya Savaşı olmak üzere, Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında hayati roller oynadılar. Tuğgeneral Abdurrahman Aygün, haritacılarımızın İstanbul’dan Ankara’ya geçişlerinde başrolü oynamış ve bu subayların beraberinde getirdikleri sandıklar dolusu harita ve aletlerin İşgal Kuvvetleri kontrolündeki depolardan kaçırılmasına komuta etmiştir. Sakarya Savaşı sırasında, birliklerimizin Sakarya doğusunda bir savunma cephesi oluşturmasına karar verildiğinde, elde yeteri ölçek ve doğrulukta harita bulunmayışının sıkıntıları ile karşılaşılmıştır. Bunun üzerine, Ankara’dan 8 subaydan oluşan bir harita postası bölgeye gönderildi. Atatürk, bu haritaların yapımına çok önem vermiş, çizim ve çoğaltılması için kendi özel vagonunu topograf ekibine tahsis etmiştir. Gerek Kurtuluş Savaşı, gerekse haritacılık tarihimizde özel bir yeri olan bu çalışma, 20 gün sürmüş ve savaşın devam ettiği günlerde haritalar yetiştirilmiştir. Bugün de haritacılarımız çok önemli işler başarıyorlar ama işler kâğıt haritacılığın çok ötesine geçti. Sorun sadece teknoloji değil, yeni bir savaş kültürü ve GEOINT anlayışımızla birlikte yapısal değişimler gerekiyor. Ukrayna ve Gazze’ye bakınca yapılması gerekenlerle ilgili uzun bir iş listemiz var, üstelik zaman daralıyor. Bizim işimiz ise her zaman olduğu gibi herkes için durum farkındalığı yaratmak.

Yapay Zekâ İle Gelen Ölüm

Yapay zekâ endüstrisi ile ABD ordusu arasındaki ilişki Pentagon’un Palantir, Meta ve Microsoft ile yaptığı anlaşmaların ötesine taşınıyor. Şirketlerin icracıları olan Shayam Sankar (Palantir), Andrew Bosworth (Meta), Kevin Well (OpenAI) ve Bob McGrew (Thinking Machines Lab) yanında Michael Obadal (yapay zekâ savaşı üretim şirketi Anduril) ABD ordusunun rütbeli personeli gibi çalışıyorlar. Haziran 2025’de OpenAI, Google, xAI VE Anthropic 200 milyon dolarlık sözleşmeler imzaladılar. Projeler savaş mekanizmasının omurgası olacak hızlı-izleme veri merkezleri için. Wisconsin’de veri merkezi patlaması yaşanıyor. Microsoft, Pleasant Dağı’na 113-130 milyar dolara mal olacak 15 yeni veri merkezi daha kurma kararı aldı. Yapay zeka teknolojileri, coğrafi bilgi sistemlerine entegre edilerek küresel, gerçek zamanlı, dijital izleme ve avlama haritaları oluşturuluyor. Where is Daddy?; bunlar için Virginia’dan Gazze’ye taşınan bir prototip. Bu sistemler veri merkezleri ile birlikte Latin Amerika, Afrika, Ortadoğu ve Asya’da yeni senaryolarda daha çabuk ve daha çok öldürecek ölüm zincirleri üretecek. Veri merkezleri ve coğrafi sistemler sizi hedef olarak seçtiğinde, kimin nereden ateş ettiğini, ölümün nasıl geldiğini anlayamayacaksınız bile. 

Savaşlar artık kaza ya da tesadüfle ortaya çıkmıyor, üretiliyor ve barış ile durması diye bir beklenti yok, sonsuz savaş dünyasındayız. Gelecek yaratıcı kaos, çoklu savaşlar ile şekillenecek. Ama oyunun kuralı hep aynı; önce gör, izle ve öldür. Resmen ilan edilmemiş bir savaş ortamında yapay zekâ kullanan istihbarat sistemleri hedef belirliyor, platformlar (uçaklar, füzeler, drone’lar vs.) vuruyor. Yeni ortaya çıkmakta olan teknolojiler, her gün yeni bir sinsilik icat ederek, hayatınıza sızıyor, sizi de büyük veriye ekliyor, bilmeden “şüpheli” belki de “hedef” olarak seçiliyorsunuz. Alıştığınız şehit haberleri uzun zamandır ilginizi çekmiyor ama ülkemizin etrafınızdaki yangının bizi de sarması yakın; şu anda ülkemizle ilgili veri tabanlarını geliştiriyorlar, sistemlerimizin açıklarını buluyorlar ve zamanı geldiğinde vurulacak hedefleri belirliyorlar. Öncelikle ilk bilmeniz gereken şeyi söyleyelim; uyuduğumuz şey sadece büyük veri umursamazlığımız değil, asıl sorun askeri coğrafya istihbaratı ve coğrafi bilgi sistemleri hakkında bizi bekleyen dev adımların, bu konudaki acil yeni yapılanma ihtiyaçlarının farkında olmamamız.

Son on yıllarda, coğrafyanın bir alt dalı olan siyasi, coğrafyadan (jeopolitik) çok askeri coğrafyada yaşanan devrimsel dönüşümler yaşandı. Savaşın ağırlık merkezi artık yeryüzünden uzaya ve siber-uzaya kayarken, coğrafyaya dayalı jeopolitiğin dönemi sona ermek üzere. Yeni dünya düzende insan kitlelerinin takibi ve yönetilmesi, hedeflenmesi ve vurulması için jeouzamsal veri gerekiyor. İsrail’in Gazze’de başlayan savaşı; ilk yapay zekâlı soykırım olarak nitelenebilir. Gazze ve Lübnan’da pek çok militanı avlayan “izle ve öldür” sisteminin arkasında yapay zekâ ve bilişimde kesin bir uç yakalayan sessizce duran ABD teknoloji devleri var. İsrail tarafından kiralanan bu şirketler, ordusu için otonom silah sistemleri yaratıyor. İzlediğimiz ABD’deki ticari yapay zekâ modellerinin aktif savaşa uygulanmasıdır. Ancak, asıl mesele şu; bunlar henüz kimin öleceği kimin kalacağını ayırt edecek kadar gelişmediler. İsrail, Ukrayna’nın Örümcek Ağı Operasyonu’nun bir benzerini İran’a karşı uyguladı. Mossad, kamyonlar ve ticari gemilerle patlayıcı yüklü yüzlerce kuadkopteri ülkeye soktu. Bütün bunların merkezinde jeouzamsal istihbarat ve yapay zekâ kullanmaya başlayan coğrafi bilgi sistemleri var. Bu nedenle, trafikte kaç dakika nereye varacağınızı, kimin nerede olduğunu cep telefonundaki haritanızdan öğrenebiliyorsunuz ama iş askeri alana geldiğinde korkunç ve denetimsiz uygulamalar insanlığı bekliyor. 

21. Yüzyıl savaşı; bilgi üstünlüğü, algı yönetimi, gerçek-zamanlı komuta-kontrol, örtük/bağlantılı ağlar, otonom sistem entegrasyonu ve askeri coğrafyanın omurgası haline gelen dijital Coğrafi Bilgi Sistemi üzerine inşa edilmektedir. Günümüz savaş alanı; yüksek yoğunluklu çatışmalar, çok-ortamlı savaş, otonom ve insansız sistemlerin yaygın kullanımı ve yapay zeka ve ilgili teknolojilerin gittikçe artan ölçüde tüm savunma sistemlerine entegre edilmesi ile karakterize edilmektedir. Ukrayna–Rusya Savaşı, İsrail–Gazze operasyonları ve Karadeniz’de Rus Donanması’nın Moskva gemisinin batırılması gibi güncel örnekler; savaş alanında üstünlüğün platform sayısından ziyade bilgi, zaman ve mekanın doğru yönetilmesiyle sağlandığını açık biçimde ortaya koymuştur. Batimetri, 3B hava sahası verileri, uydu kapsama alanları ve meteorolojik parametreler; yalnızca destekleyici bilgiler değil, doğrudan operasyonel etki üreten zamansal ve mekânsal coğrafi veriler olarak ele alınmalıdır. Bu verilerin tek bir referans sistemi, ortak zaman damgası ve standart formatlarla C2 (komuta-kontrol) sistemlerine servis edilmesi, müşterek harekâtın ön koşulu oldu. Jeouzamsal veri ve istihbaratın taktik hedefleme ve öldürme zincirlerinde nasıl kullanıldığını anlamamız için önce askeri coğrafya ve coğrafi bilgi sistemlerinin ne olduğunu açıklamalıyız.

Askeri Coğrafya ve Jeouzamsal Veri Toplamak

Dünyayı uzamsal olarak anlama merakı ya da Coğrafya bilimin tarihi, ilk dünya haritasının çizildiği M.Ö. 9. Yüzyılda kadim Babil dönemine kadar geri gider. Coğrafi düşüncenin gelişmesi, özellikle coğrafi keşiflerle birlikte da artan bir şekilde devam etmiştir. 18. Yüzyılın ortalarından sonra “tanıma” gezilerinin giderek yerini “bilimsel” amaçlı gezilere bıraktığını görmekteyiz. Geomatik ve Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) gibi gelişmelerle modern coğrafya yeniden şekillendi. Günümüzde coğrafya; bilgisayar teknolojisindeki gelişmeler ile daha çok sayısal model ve tekniklerin kullanıldığı, bağlantı, dağılım ve sebep sonuç ilkelerine dayalı çok yönlü bir disiplin halini almıştır. 

Coğrafya, dünya üzerindeki uzamsal bilgiye odaklanmış, oldukça geniş bir alandır ve çoklu yöntemler söz konusudur. Bugünün coğrafyacıları dünyanın bir harita üzerindeki statik bir görüntüden daha çok etkileşim içinde dinamik bir uzayda var olduğunu düşünecek şekilde eğitilmektedir. Coğrafyayı diğer disiplinlerden ayıran uzay, yer ve bağlantıya odaklanmasıdır. Coğrafyacıların kullandıkları jeouzamsal teknoloji; 

- Küresel Konumlandırma Sistemi, 

- Uzaktan algılama (uydu görüntüsü ve hava fotoğrafı gibi) ve 

- Coğrafi Bilgi Sistemleri’ni içeren bir çerçeve terimdir. 

Küresel Konumlandırma Sistemi (GPS); dünya üzerindeki herhangi bir yerin tam olarak verisini sağlayan uyduya dayalı navigasyon sistemidir. GPS, genellikle ulaştırma, tarım ve acil durum müdahale gibi çeşitli uygulamalar için jeouzamsal veri sağlamakta yaygın olarak kullanılır. GPS, önce en az 24 yörüngesel uydu ağından sinyalleri alır. Alıcıya ulaşan sinyallerin zamanını ölçerek, kullanıcının enlem, boylam ve rakımını doğru şekilde hesaplar. Uydulardan üçü, üçgenleme ile istediğiniz yeri size bildirir. Bunun için, ABD Savunma Bakanlığı tarafından geliştirilen coğrafi koordinat sistemini kullanır. GPS, yönlendirme ve harita yapımında, vasıta takibinde, verimli ziraat ve felaket yönetiminde kullanılabilir. GPS aletleri, mobil telefonlar, drone ve eşyaların interneti içine yerleştirilerek gerçek zamanlı ve oldukça yüksek doğrulukla yer bilgisi sağlar. 

Uzaktan algılama; uzaktan yapılan ölçümlerle dünya yüzeyi özellikleri hakkında bilgi elde etme sanatı, bilimi ve teknolojisidir. Uzaktan algılama için uydu görüntüsü, hava fotoğrafı ve sensörler gibi birçok platform kullanılabilir. Uzaktan algılama ürünleri dijital yükseklik modelleri ve kartografik haritalar olabilir. Uzaktan algılama, bir harita üzerinde kara oluşumu kadar üzerindeki insan faaliyetlerini de anlamamıza yardım eder. Uydu görüntüsü gibi hava fotoğrafı da herhangi bir CBS için devasa bilgi sağlar. Hava fotoğrafları uçaklar, helikopterler, balonlar, roketler gibi çeşitli platformlardan alınabilir. 

Uzaktan algılama teknolojileri, özellikle drone’lar ve uydular modern savaşı dönüştürdü. Şekil 3, jeo-keşif aletleri ile havadan görüntü alan ve CBS çalışma istasyonuna nakleden drone’ları resimliyor. Bu entegrasyon ile gerçek zamanlı veri analizi mümkün oluyor ve karar verme kabiliyetleri gelişiyor.

CBS’in veri tabanı için uzamsal veri bunlar üç kategoride toplanır; 

- İlk veri toplama (uzaktan algılama, GPS gibi kaynaklardan doğrudan ölçüm),

- İkincil veri yakalama kâğıt haritalar ve dijitalizasyon gibi CBS formunda olmayan kaynaklardan bilgi çıkarılması) ve 

- Veri transferi (başka resmi daireler ve özel şirketler gibi dış kaynaklardan CBS verisini kopyalamak). 

Aşağıdaki siteler çeşitli kaynaklardan uzamsal veri toplar; 

- Google Earth Engine: Google bulut üzerinden uydu görüntüler.

- Socio Economic Data and Applications Center (SEDAC):  bazı uzamsal referanslı veri tabanları için bağlantı sağlar.

- AidData geo.query; idari sınırlı veri edinilmesi.

CBS, platform kabiliyetlerinde basit jeouzamsal veriden üç boyutlu görselleştirmeye ve öngörülü analitiğe geçiş yaparak evrimleşmekte ve artan şekilde web’e dayalı hale gelmekte ve web uygulamaları, elle kullanılan aletler ve mobil teknoloji dâhil çeşitli platformlara geçiş yapılabilmektedir. 

ArcGIS gibi ticari CBS platformları ve açık kaynak CBS alternatifleri (QGIS gibi) jeouzamsal analizde esnekliği ve kullanılabilirliği artırmaktadır. Drone verisinin doğrudan CBS sistemlerine entegre edilmesi, şehir ve kırsal ortamlardaki operasyonları desteklemek için yüksek çözünürlüklü jeouzamsal verini analizini mümkün kılarak stratejik kabiliyetleri güçlendirir. 

Modern Savaş ve Jeouzamsal Veri

Coğrafi yaklaşımlar; savaşları, silahlı çatışmaları, askeri vizyonu, askerileştirmeyi, askeri faaliyetleri, askeri kurumları, teşkilatları ve kabiliyetleri coğrafi şartlara göre ifade etmek için gereklidir. Bu süreç coğrafyanın jeomorfolojik (yer biçimsel), jeolojik, çevresel, sosyal ve kültürel bölümlerinin de keşfini gerektirir. Askeri coğrafyanın gelişimi; askeri operasyonlarda durum farkındalığını geliştirmek, karar vermek ve operasyonel etkinliği artırmak için ileri jeouzamsal teknolojilerin entegrasyonu yönündedir. Son yıllarda, askeri coğrafya; Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS/GIS), uzaktan algılama ve yapay zekâ gibi ileri jeouzamsal teknolojilerin entegrasyonu ile esaslı bir dönüşüm geçirdi. Bu dönüşüm, karmaşık ortamlarda daha isabetli veri analizi, artırılmış durum farkındalığı ve gelişmiş karar verme imkânı sağlıyor. Bu teknolojilerin gerçek zamanlı veri toplama ve öngörü kabiliyetleri, çabuk adapte olmayı ve karar vermeyi gerektiren yani hızla değişen çatışma bölgelerinde askeri operasyonların planlanması ve icrasına devrimsel etkiler getiriyor. Gittikçe hız kazanan ve değişen muharebe ortamında askeri reaksiyonlar için jeouzamsal teknolojilere bağımlılık artık coğrafi dönüşümün merkezinde yer alıyor. 

Günümüzde olduğu gibi geçmişte de askeri stratejinin iki ana yöntemi; yok etmek ve aşındırma (yıpratma) oldu. Bu stratejinin temelinde ise askeri vasıtalar kadar sivil alt yapının (elektrik sistemleri, santraller, yollar, köprüler vb.) imhası var. Savunma teknolojilerinde modern savaşın en önemli parametreleri haline gelen Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS), uzaktan algılama vasıtaları, yapay zekâ ve drone’lara odaklanılıyor. Bu teknolojilerin kullanımında hedef bulma (hedefleme), navigasyon kabiliyetleri, sivillerin ve alt yapının korunması öne çıkıyor ve askeri coğrafyanın yönünü belirliyor. İlave olarak, gerçek zamanlı jeouzamsal veriye ihtiyacın gittikçe artması ise etkin veri yönetimi, dezenformasyon, etik ve siber güvenlik endişeleri doğurmaktadır. Gelecekte başarı bu teknolojilerim çoklu harekat ortamlarına entegre edilmesi ile gelecektir. 

Özetle modern çatışmalar, gerçek zamanlı harekete geçilebilir istihbarat, askeri coğrafya ile birlikte daha gelişmiş veriye dayalı karar verme süreçleri gerektiriyor. Dahası, askeri coğrafyanın evrimi, keskin uçlu teknolojilerin stratejik operasyonlara büyük ölçüde entegrasyonunu gerekli kılıyor.

CBS; mekânsal ve konumsal veriyi birleştirerek:

- Algı farkındalığını artırır,

- Senkronize planlama ve yürütme sağlar,

- Otonom ve insanlı sensör/veri kaynaklarını ortak operasyonel tabloya entegre eder,

- Hızlı karar döngüsü, “Gözlemle, Uyumlandır, Karar Ver, Eyleme Geç” için temel altyapıyı oluşturmaktadır.

CBS, yalnızca durumsal farkındalık üretmekle kalmayıp, zaman–mekân bütünlüğü içerisinde verinin doğruluğunu, tutarlılığını ve sürekliliğini yöneterek karar döngüsünü hızlandırır, sensör–atıcı zincirini senkronize eder ve otonom sistemlerin etkin kullanımına imkân tanır. Bu yönüyle CBS, modern savaş ortamında destekleyici bir araç değil; müşterek harekâtın başarısını doğrudan belirleyen, sessiz fakat vazgeçilmez bir kuvvet çarpanı ve komuta kontrol mimarisinin omurgasıdır.

CBS’in askeri alanda uygulama çeşitleri şu şekilde özetlenebilir;

- Dinamik Taktik Haritalar; gerçek-zamanlı yer belirleme, tehdit endeksli analiz ve kara, hava ve deniz unsurlarının grafik tabanlı koordinasyonu için kullanılır.

- Sensör Füzyonu ve CBS; Radar, ELINT, SAR, EO/IR, ADS-B, AIS, İHA yayılım verilerinin CBS ile birleştirilmesini içerir. Çakışan veri kaynaklarının önceliklendirilmesini gerektirir. 

- Otonom Sistem Entegrasyonu; İHA/İHA sürüleri için CBS tabanlı uçuş koridoru ve hedef yönlendirme, lojistik robotlar için CBS rotalama ve lojistik akış modellemesi gibi işlevleri kapsar.

GEOINT savunma ve güvenlik alanında şu amaçlarla kullanılır;

- Uydu gözetlemesi ile potansiyel güvenlik tehditlerini izlemek.

- Üç boyutlu modelleme ve gerçek zamanlı lokasyon istihbaratı ile askeri stratejileri planlamak.

- Kaçakçılık veya sınır ihlalleri gibi yasal olmayan eylemleri tespit etme.

- Lokasyona dayalı suç haritası ile kriminal faaliyetleri izlemek.

- Jeouzamsal ağ tehditlerini izleyerek siber güvenlik savunmasını geliştirmek.

- Kamu güvenliğine yönelik acil duruma müdahaleyi yardım etmek.

Modern savaş taktikleri gelişirken, jeouzamsal analiz yapmak için drone’lara yapay zeka ve makine öğrenmesi entegre edilmesi gittikçe hayati bir konu haline geliyor. Bu teknolojiler devasa veri setlerini işlemeyi, askeri kuvvetler için hızla uydu görüntüsü, drone’ların topladığı veri ve diğer jeouzamsal girdileri analiz etmeyi otomatik hale getirir. Yapay zekâ algoritmaları; askeri liderlere bilgiye dayalı stratejik kararlar vermeleri için gerçek zamanlı öngörüler sağlamak üzere eğilimleri tespit eder, düşman davranışlarını tahmin eder ve operasyonları optimize eder.

Yapay zekâ savaş anlayışımızı sonsuza kadar değiştiriyor. Otonom drone’lardan muharebe alanında gerçek zamanlı analitiğe, küresel gözetleme ağına ve stratejilerin simülasyonuna büyük değişin başladı ve hızla ilerliyor. Geleceğin muharebe alanı kara, deniz, hava, uzay, siber, metaverse gibi çoklu ortamda algoritmalar, şifreler ve bulutlar içinde icra edilecek.

Yapay Zekâ, Makine Öğrenmesi ve Üretken Yapay Zekâ (Generative AI) hızla küresel askeri strateji, taktik ve teknolojinin yüzünü dönüştürüyor. Otonom drone’lar ve füze güdüm sistemlerinden gerçek zamanlı karar verme ve tehdit analizine, yapay zekâ sadece askerleri desteklemiyor aynı zamanda savaş alanında oyun değiştirici oluyor. Artık bu tür savaş şekli bir bilimsel kurgu olmaktan çıktı; server’lar petabyte’larla veriyi işleme tutuyor, akıllı drone’lar sessizce uçuyor ve yapay zekâ güdümlü mühimmat hesaplandığı gibi isabetle hedefi vuruyor.

Yapay Zekâ, Makine Öğrenmesi ve Üretken Yapay Zekâ (GenAI) askeri kabiliyetleri takviye etmekle kalmıyor, modern savaş alanına yeni taktikler ve öngörülemeyen yeni teknolojiler dikte ediyor. Yeni çağda hız, isabet ve adapte olabilirlik ateş gücü kadar önemli hale geldi. İstihbarat toplamadan otonom muharebeye, yapay zekâ geleceğin savunmasına, etkinlik, isabet ve stratejik derinlikte kuantum sıçraması ile yön veren görünmez el olarak rehberlik ediyor. 

Özetle, istihbarat ve coğrafyanın füzyonu, savunmada yeni bir çağın başlangıcını temsil ediyor; verinin gücü kadar veri işleme performansınız en önemli stratejik silah haline geliyor. Yapay zekâyı haritacılığa entegre eden ülkeler sadece savaş alanına hükmetmeyecek, dünyanın çok karmaşık sorunlarının çözümüne de yol gösterecek. Yapay zekânın koordine ettiği otonom drone’ların sağladığı sürü istihbaratı, çok geniş bölgelerde dikişsiz örtü sağlayarak keşifte devrim yaratacaktır. Bu drone’lar otonom işbirliği içinde arazi haritası yapabilir, tehditleri tanımlayabilir ve doğrudan insan kontrolü olmadan veriyi yenileyebilir. Uzaktan server’lara bağlı olmadan veriyi yerel olarak işleyen uç bilişim de eklendiğinde, geleceğin yapay zekâlı haritacılığı haberleşmenin engellendiği ortamlarda da çalışacaktır. 

Hedefleme Teknolojisi 

Görüntü istihbaratı alanında uydular, balonlar, uçaklar ve İnsansız Hava Araçları öne çıkmaktadır. Bunların ayrılmaz parçası ise gözleri olan radarlar, sensörler ve kameralardır. 1960 ve 1970’lerde Corona casus uydusu kullanılmıştı. ABD’de casus uydulardan Ulusal Keşif Ofisi (NRO) sorumlu ve casus uydu grubu (Orion) 1995 yılından beri aktif. Casus uyduların sağladığı işlevler şu şekilde sıralanabilir;

- Coğrafi Bilgi Sistemleri; küresel ve fiziksel kaynakların haritalandırılması.

- Küresel Konuşlandırma Sistemi; gerçek yer ve zaman koordinatlarının belirlenmesi. 

- Kapalı Devre Televizyon Sistemleri; çeşitli güvenlik ve izleme uygulamaları.

Uzayda-konuşlu radar şebekesi kara, deniz ve hava tehditlerini tespit ve izleme yapar. Bu radarlar; uçak ve cruise füzelerini, balistik füzeleri zamanında tespit ederek, hava, kara ve denizde konuşlu silah sistemleri ile önlenmesini sağlarlar. Bu amaçla, AWACS, JSTARS, E-2C’ler ve bazı yerde konuşu radarlar ve erken ikaz sistemleri kullanılıyor.

Halen ABD Hava Kuvvetlerinin JSTARS’ı hava, kara ve denizdeki silah sistemleri ile ilgili hedef verisi sağlıyor. JSTARS’ın geliştirilmesi ABD kara ve hava kuvvetlerinin uzak mesafelerden hedef tespit, yerini belirleme ve taarruz ile ilgili teknoloji geliştirmeleri ile başladı. 1982’de programlar birleştirildi ve deney uçağı ile testler yapılarak E 8 uçağı için konsept ve sensör teknolojisi geliştirildi. E8 radar sistemleri ile farklı açılardan görüntü alabilir, hareket halindeki hedefleri takip edebilir, gerçek zamanlı hedef tespiti yapabilir. E-8’in kara hareketli radarı; hareket halindeki araçların sayısı, yeri, hızı ve yönünü söyleyebilir. 

JSTARS’ın ise 2030’da emekli olması planlanıyor. Yeni bir İstihbarat-Gözetleme-Keşif (ISR) uçağı için çalışmalar devam ediyor ve bunun için öncelikle muharebe yönetim sistemi üzerinde duruluyor. “Yerde Hareket Eden Hedef Tespiti (GMTI)” projesi kapsamında küçük radar uyduları eski JSTARS uçağının yerini alırken onun görevlerini de genişletecek. GMTI, hem askerler hem de istihbaratçılar için araç ve insan takip edecek. Bu takip, sadece şu anda nerede olduğunu değil, öncesini de ve muhtemel gideceği yeri de ortaya koyacak. 

Savunma Bakanlığı, Uzay Kuvveti ve NRO, uzayda konuşlu (GMTI sensörleri ile ilgili bir projede işbirliği yapıyorlar. Bu sistem, Güney Çin Denizi veya dünyanın başka bir kriz bölgesindeki nesneleri gerçek zamana yakın bir sürede izleyecek. NRO’nun işlettiği casus uydular, sadece Kuzey Kore’nin füze atma yerlerindeki kamyonlar gibi hedeflerin anlık bir resmini alıyor ama sürekli ve gerçek zamanlı olarak takip edemiyor. Şimdi Uzay Kuvveti, yeni sensörler için ihtiyaçları belirlerken, NRO ise gizli sensör yükleri için tasarım yapıyor. Sistem hazır olduğunda veriyi doğru adrese götürmek için bir harekât konsepti de olmalı.

Hava Kuvvetleri’nin elinde JSTARS’dan başka U2’de kullanılan Raytheon’un ASARS-2 radarları, Lockheed Martin’in RQ-170 Sentinel’i (görünmez İHA) var. İleri Muharebe Yönetim Sistemi (ABMS) ve Müşterek Çoklu Ortam Komutan Kontrol JADC2, sistemi dahilinde hedefleme için sensörler entegre ediliyor. GMTI dâhilinde kullanmak üzere Deniz Kuvvetleri’nin Northrop Grumman MQ-4C Triton uçağı ve Kara Kuvvetleri’nin “De Havilland Canada” keşif uçağı var. 

Irak ve Afganistan’da NSA, askeri birlikleri destekleyen bir istihbarat toplama sistemi geliştirdi. NGA ise kullanıcılara hedef seçimi ve bilgi navigasyonu için Hedef Yönetim Sistemi Ağı’na doğrudan giriş imkânı sağladı. NGA ve NSA, kullanıcılara göndermeden önce görüntü, uzay ve sinyal istihbaratını değişerek birleşik istihbarat yaratıyorlar. Sistemin etkinliği için zamanla ses-tanıma teknolojisinin geliştirilmesi zorunlu oldu. Böylece hedef kişiler, hangi telefonu kullanırsa kullansın otomatik takibe alındı. Toplanan her türlü bilgi Utah’da bulunan dünyanın en büyük veri bankasında saklanıyor. Küresel izleme teknolojisi içinde şunlar bulunuyor; video izleme, büyük veri, polis vücut kamerası, biyometrik, iç drone’lar, yüz tanıma teknolojisi, radyo frekansı tanımlama (RFID chips), telefon takip aletleri. İzleme teknolojileri Tablo 1’de görülmektedir.

Küresel izlemede her gün yeni bir yöntem ortaya çıkıyor. Ülkeler topladıkları biyometrik ve video/ses izleme kayıtlarını birbiri ile değişiyor. Nisan 2016 itibarı ile bu tür 607 transfer yapılmıştı. Böylece ‘büyük veri’ çoğaltılıyor. Kanada’nın Toronto Üniversite’ne bağlı Küresel İşler Munk Okulu içindeki Vatandaş Laboratuvarı açık kaynak bilgisine dayalı olarak dünya genelinde toplum analizleri yapıyor. Küresel izleme işi içinde pek çok ticari şirket de bulunmaktadır. Bunlar arasında; AT&T, Booz Allen Hamilton, British Telecommunications, Microsoft, Orange S.A., RSA Security, Stratfor, Vodafoe, In-Q-Tel ve Palantir Technologies öne çıkmaktadır. Küresel izleme teknolojisi alanında öne çıkan şirketler şunlar; AxxonSoft, Milestone, Genetec, ExacqVision, Qognify, March Networks, Verint Systems, Magal Security Systems Ltd., Identiv, Panasonic Corporation, Salient Systems Corporation., OnSSI, Avigilon, DVTEL, Lensec.

ABD istihbaratı, makine öğrenmesi yolu ile bilgisayar destekli istihbarat analiz kabiliyetleri (fotoğraflama ve tüm dünya yüzeyinin her gün analizi gibi) geliştirilmeye çalışılmaktaydı. 2015 yılında Microsoft ve Google tarafından geliştirilen makine öğrenmesine dayalı otomasyon analizi ile görüntü tanımlama sistemleri (ImageNet) ortaya çıktı. Bu sistemler, otomatik olarak ABD istihbarat sistemlerine adapte edildi ve halen uzay keşif fotoğraflarının otomatik analizi kullanılıyorlar. ABD bu sistemleri dünya yüzeyinin her metresinin incelenmesinde kullanmayı hedefliyor. Makine öğrenmesinin yapılandırılmamış sensör verisini işlemede kullanılması, sensöre dayalı çalışan sinyal istihbaratı (SIGINT) ve elektronik istihbarat (ELINT) alanında kullanılması için çalışmalar başlattı. Makine öğrenmesi yapılandırılmamış metinleri analiz etme ve anlam çıkarma işinde de kullanılabilir.

CIA’daki yapay zekâ kabiliyetleri ile ilgili çalışmalar Palantir şirketi ile başladı. Palantir’in projesi büyük verini kullanımı için tahmin analitikleri geliştirmekti. Böylece çok çeşitli kaynaklardan gelen büyük veri içindeki ham ve yapısal olmayan bilgiler, uygulanan yöntemlerle anlamlı hale getirildi. Tahmin analitikleri; bilgiyi bağdaştıran, anomalileri tespit eden yazılımlardı. Bu yazılımın arkasındaki makine öğrenmesi modeli on milyonlarca e-mail içinden örneğin bir askeri üsse yapılabilecek saldırıyı öngörecek şekilde programlanmıştı. Yazılımın makine öğrenmesi algoritmasından geçen veriler sorgulanarak, daha açık bir şekilde söylemek gerekirse konuşmalarda kullanılan şüpheli kelimeler incelenerek bir sonuca ulaşılmaya çalışılıyor. Palantir, sadece CIA değil, FBI, LAPD ve diğer resmi ABD kurumlarınca da kullanılıyor. 2011 yılında Afganistan’a terörist hücrelerini bombalamak için kullanıldı. Analizciler; hava durumu, patlayıcı saldırıları ile bomba yapımı şebekesindeki kişiler ve bombaların biyometrik resimlerinden yola çıkarak değerlendirmeler yaptılar. 

Orbital Insights şirketi ise bilgisayar görüşü kullanarak uydulardan gelen büyük ölçekli alan görüntüleri üzerinden jeo-uzaysal analizler yapıyor. Bu analizin sonucunda bölgedeki yolların, havaalanlarının, bulutların, dumanın, göllerin, yer şeklinin, binanın, araçların ve diğer nesnelerin boyut bilgilerine ulaşabilir, onların hareketlerini izleyebilir ya da bölgedeki anomalileri tespit edebilirsiniz. Orbital Insights, 2016 yılında CIA’dan 20 milyon dolarlık bir proje aldı. Yapılan jeo-uzaysal analizin arkasında on milyonlarca resmin makine öğrenmesinde eğitim için kullanılması var. Araç takibi için de özel algoritmalar kullanılıyor. Görüntülerde olmayan bir aracın resmini sisteme yükleyerek takibini sağlayabiliyorsunuz. Sistemin makine öğrenmesi hemen bu yeni araç için algoritmalar üretiyor.

Taktik Hedefleme ve İsabetlilik

Günümüzde dünyadaki tüm canlılar, kurumlar, binalar, coğrafya gibi takip edilmesi gereken ne varsa kaydeden büyük bir bilgi bankası ortaya çıkmakta, bununla da kalmayıp, davranışlarımız gerçek zamanlı olarak izlenmekte, ölçülmekte, kayıt etmekte ve analiz edilmektedir. Sosyal medyadaki bilgilerinizle resimli olarak ilişkileriniz, yaşam dinamikleriniz takip edilebilmektedir. Bu kadar büyük verinin (big data) analiz edilebilmesi için geliştirilen tekniklerden biri Doğal Dil İşleme’dir (NLP). NLP, yapay zekâ ve dil uygulamasını kullanan hesaplamalı otomasyon sistemi ile sosyal medyadaki insan (doğal) dilin anlamlandırılmasına yardım etmektedir. Makine-öğrenme algoritmaları kullanılarak insan analizinde istatistiksel bağlantılar kurulmaktadır. NLP’nin istihbarat toplayıcıya diğer bir katkısı gerekli ve gereksiz bilgiyi ayırt etmesidir. Bu tür filtreye ‘belirginleştirme’ de denilmektedir. NLP’nin diğer bir uygulaması ise çoklu sınıflandırma katmanları ile ilişkilerin mimarisini ortaya çıkarmasıdır. Böylece daha gelişmiş ilişkisel analizler yapılabilmektedir.

Coğrafi Bilgi Sistemleri’nin temel alındığı verinin insan, uzay, siyasi ve ekonomik yönleri ile uzamsal hale geldiği yeni dönemde hız ve isabet öne çıkıyor. Kutuplaşan dünyada bölgesel çalışmalar ve özellikle sınır bölgelerinde uzamsal bilgi çıkarılması önemli hale geliyor. Yapay zekâ kullanan hedefleme sistemleri; hedeflerin tespiti, sınıflandırılması ve angaje olunması otomasyonunu hız ve doğrulukla yerine getirecek bir oyun değiştirici haline geldi. Çünkü savaşın doğası değişmedi; önce görmek ve önce vurmak. 

Artık savaş alanını arazi yapısı ve topoğrafya belirlemiyor. Fiziksel ve siber dünya birleşirken, konvansiyonel savaş taktikleri de hızla yapay zekâ destekli silah sistemleri ve yapay zekâ kullanan izleme sistemlerine geçiyor. Gerçek zamanlı harekât faaliyetlerini destekleyen elektronik izleme uçuşları sayesinde, yapay zekâlı muharebe vasıtaları ile geleceğin savaş alanının oyun kitabı yeniden yazılıyor. Artık askeri faaliyetlerde yapay zekayı kullanmak bir seçenek değil rekabetin olmazsa olmazı çünkü ancak yapay zekayı entegre ederek askeri hedefleme ve ateş kontrol sistemlerinde üstünlük kurabiliriz. Geleceğin yüksek yoğunluklu savaş alanında başarı ya da felaket milisaniyeler içinde yapacağını reaksiyon önceliğine bağlı olacak. Yapay zekânın savunma sistemlerine entegrasyonu için savunma sanayilerinde yatırım amaçlı büyük bütçeler oluşturulmuş durumdadır. 

Yapay zekâlı program bütçeleri en çok silah sistemleri ve hedefleme sistemlerinde yapay zekâ kullanımını öngören projelere ayrılmış durumda. Savunma şirketleri ve askeri araştırma enstitüleri gerçek zamanlı karar desteği ile askeri hedeflemeyi yapay zekâ ile birleştiren özel platformlar yaratmak için yarış halindeler. 

Gelecekte zaferler, isabetli atışları süratli manevralarla birleştirebilen hedefleme ve platformlar (vuruş sistemleri) tarafından kazanılacaktır. Ordular sıfır toplamlı savaşa girmemelidir. Yapay zekâ kullanan hedef sistemleri, çok-ortamlı izleme ve ateş kontrolü konusunda dönüşüm sağlayan en son savunma yeniliğidir. Yapay zekâlı muharip sistemler ile askeri kuvvetler her durumda gerçek zamanlı durum farkındalığı, tehditleri önce tespit, yapay zekâ ile etkinliği artırılmış hedefleme kabiliyetleri, mükemmel sonuçlara ulaşabilir. 

Ancak, hedefi vurmak kadar isabetle vurmak da önemli. Jeo-uzamsal teknolojiler iyileştirilmiş doğruluk (isabet) sağlar. Jeo-uzamsal veri sistemleri, bilgi toplamak için GPS, lazerler ve uzaktan algılama gibi karmaşık teknolojiler kullanır. Bu veriler, coğrafi konumların dijital haritaları ve 3B modelleri için temel oluşturur. Jeo-uzamsal verilerin artırdığı doğruluk; navigasyon, varlık yönetimi ve risk değerlendirmesi gibi çeşitli uygulamalara fayda sağlar. Yapay zekâ kullanan hedefleme sistemleri; hedeflerin tespiti, sınıflandırılması ve angaje olunması otomasyonunu hız ve doğrulukla yerine getirecek bir oyun değiştirici haline geldi. Çünkü savaşın doğası değişmedi; önce görmek ve önce vurmak.  

Bir balistik füzenin hedefine isabet sağlamasında üç yöntem söz konusudur;

(1) GPS (Küresel Konuşlandırma Sistemi)

(2) Ataletsel Seyrüsefer Sistemi (INS); hedef koordinatları yüklenir, füze komutası hedeften yansıyan lazer ışına (bim) odaklanır, daha çok sabit hedefler için kullanılır. 

 (3) Füze başlığına arazinin çeşitli parametrelerinin yüklenip (gerçek arazi şartlarını karşılaştırarak, füzenin görüntülere göre hedefine gitmesi.

İsabet güdümlü hedefleme için uygun teknolojiler gerekir. İran halen bazı uydu ve İHA hedefleme kabiliyetine sahip. İran halen askeri GPS ile koordinatlara bağlı olarak füze saldırısı yapıyor. Bu koordinatları hedef bölgesindeki ajanları, telefon görüntüleri ve küçük drone’lar ile sağlıyor. İran, ataletsel seyrüsefer sistemi ile GPS gibi küresel uydu sistemini bir şekilde birleştirerek kullanıyor. İran cruise füzelerinin topografik çizgileri tanımlayarak hedefe ulaştığı konusunda bir kanıt yok. Radara dayalı uçuş güdümü de kullanıyor olabilirler.

Son yıllarda özellikle Ruslar tarafından GPS sistemine sık sık müdahale olması nedeni ile Amerikan özel şirketleri yeni ve daha güçlü GPS uydusu üretmek peşinde iken, mühendisler ise daha iyi navigasyon sistemleri için çalışıyorlar. Uyduya dayalı navigasyon yerine dünyayı saran magnetik ve yerçekimsel alanlardan da istifade edilmesi düşünülüyor. Bunun için de anomali haritaları yanında hassas sensörlerle çalışan kuantum yönlendirme sistemleri düşünülüyor. Diğer bir alternatif olarak düşük irtifa (LEO) navigasyon uyduları olabilir. 

Hedefleme ve Öldürme Zinciri

Makalenin devamı ve geniş versiyonu için; https://www.academia.edu/164894184/Jeouzamsal_İstihbarat_Taktik_Hedefleme_ve_Ölüm_Zinciri

Not: İran Savaşı ve uluslararası ortamdaki gelişmeleri izlemek için YouTube’daki Kırmızı Klasör programımı takip edebilirsiniz. 


© ABC Gazetesi