menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ağaç yaşken eğilmez!!! Çocukluk ekonomik bir kategori değil, gelişimsel bir evredir!

10 0
22.01.2026

Düşünce yollarımızı, geleneksel aktarımların mantıksız dehlizlerine sürükleyen çok bilindik bir deyimimiz vardır: Bir atasözü kullanırken ya da benzetme yaparken “Teşbihte hata olmaz,” deriz. Bu köprü cümleyle, bırakın uygulanması meşru olsun, düşünülmesi bile sakıncalı olan deyimleri ve atasözlerini hiç tereddüt etmeden kullanırız. Konuya göre ihtiyaç duyulmuş olan münferit bir deyişin ya da atasözünün, kültürel kodlarımızı ne kadar derinden etkilediğini düşünmek refleksinde bulunmayız çoğunlukla.

Örneğin bir çocuk, zorunlu eğitimden koparılıp bir atölyeye işçi olarak verildiğinde, çocuğun ailesini onaylamak için “Ağaç yaşken eğilir” deriz. Bu kalıplaşmış düstur, ilk duyulduğunda sanki erken yaşta eğitimi öven, iyi niyetli bir cümle gibi algılansa da, aslında kırılgan bir varlığı baskı ile şekillendirmeyi ve çocuğu itaate zorlamayı öven bir cümledir.

Yani bu atasözü, acımasızlığı öngören ve şiddeti onaylayan bir davranış kalıbının gelenek diliyle meşrulaştırılmasından başka bir şey değildir.

Oysa çocukların ağaç olmadığını, “eğmek” eyleminin doğrudan çocuğun karakterini hedef aldığını, çocukluk yıllarında şiddet ve baskıyla karakteri kırılan savunmasız bir çocuğun nasıl bir yetişkin hâline geleceğini göz ardı ederiz.

Devamında ise doz arttırarak “eti senin, kemiği benim” deriz, böylece süreç artık halk dilinde mühürlenmiştir. Bu mühür, bedeni yabancı bir otoriteye devredilen çocuğun, özne olma statüsünün yetişkinler tarafından pervazsızca gasp edildiği anlamına gelir. Çocuk artık birey-özne değil; üretim sistemi içerisinde konumlandırılmış, araçsallaştırılmış bir nesnedir. Temel eğitim fırsatı elinden alınmış olan çocuğun, hayatının geri kalan kısmında yüksek eğitim ile karşılaşma olanağı çok düşüktür. Bu da onu, içerisinde doğduğu sosyoekonomik sınıfa hapseder.

Peki bir ülkenin çocuk bireylerinin şahsında, toplumun yapısını etkileyen bu nevi kültürel kodlar, o ülkenin eğitim sistemine dönüşecek kadar kabul görmüşse; bu sözler zararsız geleneksel kalıplar olarak algılanabilir mi?

Israrla ve özellikle vurgulayarak “bu teşbihlerde hata var” denilmeli ve kültürel kodlar yeniden tasarlanmalıdır.

İlginçtir ki “ağaç yaşken eğilir” sözü, Alman mesleki eğitim sisteminde de mühim bir ayrım noktasıdır. Öyle ki Almanya, mesleki eğitim istikametini bilinçli olarak tam aksi yönde belirlemek üzere bu sözü adeta bir mihenk taşı olarak kabul eder.

Bir sistemin yapısal çerçevesini oluşturma yöntemlerinden biri de, o sistemin içerisinde nelerin asla yapılmaması gerektiğini belirlemekten geçer. Mevzu bahis çocuk hakları ve mesleki eğitim olduğunda ise, yapısal çerçeve öncelikle sistemin neleri asla kabul etmeyeceği üzerinden istikrara kavuşturulur.

Almanya’daki eğitim sistemi özellikle şunun altını çizer: “Alışmak ve öğrenmek aynı şey değildir.”

Çünkü bir çocuğu erken yaşlarında baskıyla üretim sisteminin bir parçası hâline getirmek, o çocuğun gelecek hayatındaki bütün eğitim ve öğrenme yollarının kapanmasına sebep olur.

Yani özetle atasözünden hareket edersek: Ağacın yaşken eğdirilmesini bir fayda olarak değil, şiddetli bir deformasyon olarak görür. Yaşken eğilip bükülerek deforme edilmiş, büyüme yolları kilitlenmiş genç bir fidanın, ileride kocaman bir ağaç olup, içerisinde yaşadığı topluma nefes aldırması mümkün değildir.

Madem ki konumuz çocuk işçiler, o halde Almanya’daki mesleki eğitim sistemini detaylandırmadan evvel, bu yaşlardaki çocukların nörobiyolojik, fiziksel, psikolojik ve bilişsel özelliklerinden ve bu özelliklerin üretim sektöründe çalışmaya zorlanan çocuklar için ne anlama geldiğinden söz etmek gerekir.

Öyle ki, bu yaş aralığındaki çocukların hayatlarını kaybetmelerine sebep olan iş kazaları, bireysel “dikkatsizlikten” değil; ağır iş hayatına, çalışmamaları gereken bir yaşta başlatılmalarından kaynaklanır.

Henüz yerli yerine oturmamış nörobiyolojik yapıları, fiziksel yetersizlikleri, psikolojik ve bilişsel özellikleri sebebiyle, bu çocuklar ne kendi özgür iradeleri ile bu işlerde çalışmayı seçebilecek konumdadırlar, ne de bu duruma dayanabilecek stabiliteye sahiptirler. Zorla itildikleri ağır iş koşullarında yaşadıkları her türlü felaketten etraflarındaki yetişkinler sorumludur!

Mevzu bu kadar hayati, uluslararası kanıtlanmış temayüller bu kadar net iken; ne sistemi, ne işvereni, ne aileyi anlamaya çalışmak gerekli değildir. Esas olan, çocukluktan gençliğe geçiş aşamasında olan bireyi incelemek, neleri yapıp neleri yapamayacağını mes’ûl yetişkinlere anlatmak ve bu hususta katı koruyucu önlemleri talep etmektir.

Malûm-u âliniz, öğrenme yalnızca tekrarı değil; anlamlandırmayı, mesafe koymayı ve alternatifleri düşünebilme kapasitesini gerektiren bir sistemdir. 14–16 ve hatta 18 yaş aralığındaki çocuklarda bu kapasite, çocuğun yaşı ile sınırlıdır. Vakıa, bu bahsi detaylı bir şekilde incelemek ve anlamak hayati boyutlarda mühimdir.

14–16 yaşlarındaki çocuklarda kas–iskelet sistemi güçlenmeye başlar; ama dayanıklılık ve denge tam değildir.

Ergenlik döneminde kol ve bacakların gövdeye oranla daha hızlı uzaması, vücudun ağırlık merkezini sürekli değiştirir; bu nedenle hareket koordinasyonu tam olarak oturmaz.

Buradaki denge yalnızca ayakta durmak anlamında değildir; çocuk yük taşırken, makine kullanırken veya ani hareketlerde gücü doğru dağıtabilme anlamında da kararsız kalır. Yetişkinlerde otomatikleşmiş olan bu denge, 14–16 yaş aralığındaki bir çocukta yoktur. Hassas motor beceriler ve risk öngörüsü de bir yetişkindeki kadar değildir.

Dolayısıyla çocuk ağır işte çalışırken neden–sonuç ilişkisi kuramaz, kendi bedensel sınırlarını doğru okuyamaz ve riski sezgisel olarak ayırt edemez.

14–16 yaş aralığında büyüme plakları (epifizler) hâlâ açıktır. Bu plaklar, kemiklerin boyuna uzamasını sağlayan aktif kıkırdak dokulardır ve mekanik zorlanmaya karşı yetişkin kemiğine göre çok daha hassastır.

Matkap, taşlama, pres gibi ağır makineler sürekli mikro titreşim üretir. Bu yaşlarda sürekli tekrarlayan yük bindirme,........

© 12punto