menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Atatürk’ün sağlık durumu ve doktorları

29 7
26.10.2025

Gazi’nin sağlığı ile ilgili en eski bilgiler Trablusgarp Savaşı dönemine aittir. (1912-1913) Önce tarihi bazı notlar düşmek isterim. İtalyanların Derne, Bingazi ve Trablusgarbı ilhak etmeleri Osmanlı Devleti açısından bir “casus belli” idi. Fakat bölgeye asker sevk etmek mümkün görünmüyordu. Akdenizi geçecek bir donanma elde yoktu.

Bunun üzerine Jön Türk devriminde ismi duyulmaya başlayan genç subaylar çeşitli yollarla bölgeye gittiler. Amaçları bir direniş örgütlemekti. Bu teşebbüslerde Osmanlı hükümetinin gayri resmi onayı vardı. Bu gerçeği aklımızda tutalım. Örneğin Fethi Bey, Paris’te askeri ateşe idi. Tunus üzerinden bölgeye ulaştı.

Mustafa Kemal ise Mısır’dan bölgeye ulaşmayı denedi. Mısır hala Osmanlı mülküydü. Ama İngiliz yönetimine devredilmişti. Mısır Hidivi Britanya İmparatorluğunun vesayeti altındaydı. Bu ilişki biçimi için rahmetli hocam Tarık Zafer Tunaya’nın kullandığı ifade “hakimiyet-i siyasiye” olmuştur. Siyaseten hükümran, gerçekte değil anlamında. İngiltere üniformalı Osmanlıları İskenderiye’den geri çeviriyordu.

Mustafa Kemal, artık bağımsız bir devlet olan Yunanistan’ın Pire limanından sahte belgelerle İskenderiye’ye gitti. Burada ateşli bir hastalığa tutuldu. Çölü epey gecikmeli olarak geçebildi. Libya’ya ulaştı. Bu ateşli hastalığın nedeni bence Gazi’nin vücudunun tanımadığı bir mikro organizma idi.

Yanında Yakup Cemil, Sapancalı Hakkı ve Ömer Naci de vardı. Bu isimlerin Teşkilatı Mahsusa ile ilgilerini hatırlatmak isterim.

Atatürk Trablusgarb’da ciddi bir göz enfeksiyonuna tutuldu. İlk doktor yakınları o günlerdendir. Bu isimler, Mim Kemal Öke, Rasim Ferit Talay, İbrahim Tali beylerdir. Atatürk’ün göz enfeksiyonu ile ilgili görüşümü söyleyeyim. Büyük Atatürk’ün sol gözünde hafif bir şehlalık vardır. Bunu muharebe meydanında gözüne sıçramış bir partiküle bağlarlar. Ben o fikirde değilim. Elbette böyle olaylar da oldu. Ama şehlalığın nedeni o değildir. Manastır Askeri lisesindeki resimlerine dikkatle bakarsanız ne demek istediği anlaşılacaktır. Özellikle Kazım Özalp’in yanında oturduğu resme bakınız.

Doktor yakınlarından Mim Kemal Öke ve İbrahim Tali beyler askeri doktorlardır. Dr. Rasim Ferit Bey sivil doktordur. Tıbbiye mektebini bitirdikten sonra Paris’te cerrahi ihtisası yapmıştır. Dr.Rasim Ferit, Libya’ya Hilal Ahmer adına gönderilmişti. Sanırım ilk karşılaşmaları orada oldu.

Erken cumhuriyet döneminde Ankara’da yapılan bir at yarışı resminde Gazi’nin yanında Zehra Aylin vardır. Zehra, Amasya’da himayesine aldığı bir şehit çocuğudur. Resimde arka planda görünen kişi de Dr. Rasim Ferit Talay’dır.

Trablusgarp Savaşı İtalyanlar lehine sona erince Dr. Rasim Ferit Bey, Binbaşı Mustafa Kemal’e Viyana’da bir göz kliniği tavsiye etmiş. Atatürk Triyeste üzerinden Viyana’ya gitmiş ve orada bir süre tedavi olmuştur. Eğer böyle ise Gazi’nin ilk Viyana seyahati bu olmalıdır.

Mim Kemal Öke’yi cerrah ve radyolog olarak tanıyoruz. Ata’ya yapılan invazif işlerin çoğunu o yapmıştır.

Dr. İbrahim Tali Beyle olan hukuku daha eskidir. Dr. Tali Bey Mektebi Sultani (Galatasaray Lisesi) mezunudur. Tıbbiye Mektebininin askeri şubesinde okumuştur. Atatürk’ün en yakınında olan simalardan biridir. Bununla birlikte aktif siyaset içinde olmamıştır. Çoğunlukla dış görevler almayı tercih etmiştir. Bu konuda Dr. İbrahim Tali Bey’in Günlüğü başlıklı yazıma bir göz atmanızı öneririm.

Dr. İbrahim Tali Bey, Gazi’nin Dokuzuncu Ordu Müfettişliği Sıhhiye Kurulu’nun başkanı idi. O tarih itibariyle miralaydı.Aynı kuruldaki Refik Saydam binbaşı idi.

Tali Bey’i dilerseniz size şöyle tanıtayım: Atatürk, cumhuriyetten sonra ilk defa İstanbul’a giderken (İzmit’e kadar trenle gelmişti) parmağından kan numunesi alan odur. Sıtma testi için. Ertuğrul yatında geçen bu olayın resmi vardır. 1 Temmuz 1927.

Yeri gelmişken Atatürk’ün kendi kuşağındaki bir çok sima gibi defalarca sıtmaya tutulduğunu, kinin tedavisi gördüğünü belirtelim.

Dr. Refik Saydam’ı Atatürk’ün sağlık bakanı olarak tanıyoruz. Dr. Refik Beyle hasta-hekim ilişkisine ilişkin bir not düşmek isterim. Mustafa Kemal Paşa İstanbul Mebusan Meclisine Erzurum milletvekili seçilmişti. Bu, Dördüncü ve sonuncu dönem Osmanlı parlamentosu idi. Gazi, o tarihte Heyeti Temsiliye reisi idi. İstanbul işgal altında olduğundan emniyetli bir yer değildi. Meclis’in başka bir yerde toplanmasını savunuyordu. Meclisce “mezuniyet verilebilmesi” için Dr. Refik, Atatürk’e “idrar yolları enfeksiyonu” raporu verdi. Malum bir süre sonra Meclis, müttefikler tarafından basıldı. Milletvekileri Malta’ya sürgüne götürüldü. Atatürk haklı çıktı.

Birinci Dünya Savaşı, Çanakkale ve Şark cephesi fotoğraflarında Mustafa Kemal Paşa’yı gergin bir yüz ifadesiyle görürüz. Gazi, bu resimlerde bedeni olarak epey zayıftır. Ağır savaş koşulları ve düzensiz beslenmeyi buna sebep olarak gösterebilirim.

Çanakkale Savaşı sırasında akciğer enfeksiyonu geçirmiş, ısrarlar üzerine hastaneye yatırılmayı kabul etmiştir.

Savaşın sonuna doğru VII. Ordu komutanı idi. karargahı Halep’tedir. Yıl:1917. Burada ağır bir göz enfeksiyonu daha geçirdi. Zübeyde Hanım oğlunun gözlerinin kör olduğunu düşünüyordu. Panik içinde yollara düştü. Yanına Abdürrahim’i alarak bir haftadan fazla süren bir demiryolu yolculuğu yaptı. Sonunda Paşa oğluna kavuştu. Kendisine yolculuk sırasında Fuat Bulca’nın refakat ettiğini sanıyorum. Mustafa Kemal Paşa’nın Salih Fansa’nın portakal bahçesi içindeki evinde Abdürrahim ile birlikçe çekilmiş resimleri vardır.

Bu yılın sonuna doğru Türk karargahında görevli Alman generallerle görüş ayrılığına düşen Mustafa Kemal Paşa’yı Harbiye Nezareti emrine aldılar. Bu merkeze çekilmek demektir. Bu kararın tebliği üzerine İstanbul’a geldi.

Bu arada Kayser Wilhelm’e Sultan Reşat yerine iade-i ziyarette bulunacak olan Veliaht Vahidettin Efendi’ye refakat görevi verildi. (1917 sonu) Viyana üzerinden Alman Karargahına kadar gidildi. Seyahat sırasında Berlin’de bulunan Rauf Beyle bir otelde görüştü. Seyahat epey uzun sürdü.

Mustafa Kemal Paşa’ya dönüşünde yine aktif görev verilmedi. Uzun süredir sıkıntısı çektiği sağlık sorunlarına çare bulmak için istirahatli olarak Viyanaya gitti. Gittiği yer Karlovy Vary (Kralın kaplıcası demek) günümüzdeki Karlsbad kaplıcalarıdır. Tavsiye yine Dr. Rasim Ferit Talay’dan gelmişti. Tedavi uzun sürdü.

Atatürk burada beş küçük defterden oluşan günlükler tuttu. Bu günlükleri Afet İnan Çankaya’da buldu. Yayınladı.

Kaplıca tedavisinden önce Viyana’nın en ünlü hekimlerine muayene oldu. İlaç tedavisi dışında, diyet ve kaplıca kürleri uygulandı. Zamanın tüm tıbbi imkanları kullanıldı. Kişisel düşüncem şudur. Bence Gazi de iltihabi bir mesele vardı. Antibiyotiklerin henüz keşfedilmediği bir dönemde civalı ilaçlar kullanılıyordu. Göreli bir iyileşme ile İstanbul’a döndü. Bu arada tedavisi bitmek üzere iken İspanyol gribine yakalandı.

İspanyol gribi Birinci Dünya Savaşından hemen sonra ortaya çıkan kuş gribi gibi virütik bir hastalıktır. Virüs milyonlarca kişinin ölümüne yol........

© 12punto