Bıçak sırtımızda
Bir öğretmen öldürüldü! Görevi başında, öğrencilerinin arasında…
Bir öğretmen öldürülemez, bir doktor da.
Bir insan öldürmek nasıl bu kadar kolay olabilir, karıncayı bile incitemezdik biz oysa…
Tüylerimiz ürperiyor, o bıçak sırtımıza batıyor. Yaşam için orada olanın, “kutsal” ın en başında saydığımız bir mesleğin üstü ölümle çiziliyor...
Bir öğretmen ölüyor, bir kadın... Bir insan ölüyor, bir canlı ölüyor...
Bir öğretmen ÖLDÜRÜLÜYOR!
Annemden, babamdan başlayıp, büyük dedelerime kadar her nesil bu mesleğe gönül ve emek veren öğretmen bir ailede yetiştim. Öğretmenlik kutsal mesleklerin başında sayıldı, öyle bildik, öyle öğretildik. Tıpkı doktorluk gibi.
Biri insanın canı için, diğeri aklı, ruhu için. İkisi de yaşaması için insanın...Bu iki kutsal meslek bugün tehlikeli meslekler grubuna alınacak kadar hayati tehlike içeriyor.
Bugün bir öğretmenin 17 yaşındaki öğrencisi tarafından öldürüldüğünü ve bunun okulda, sınıfta, derste, öğrencilerin gözlerinin önünde nasıl yapıldığını konuşuyoruz.
Küpelerimizi kontrol ederlerdi biz okul kapısından içeri girerken, bir yere takılır da zarar görürüz belki diye...
Küpeyle girilemeyen okula, bıçak nasıl girer?
Bıçak-Okul, Okul-Bıçak
Bu iki kelime asla yan yana gelmemeli…
Hatta böyle bir ihtimal dahi gelmemeli aklımıza.
Keşke bu ihtimali düşünemeyecek kadar uzak olsak böyle bir gerçeğe.
Her yeni haberle bu ihtimali yeniden düşüyoruz. Görev başında........
