menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Süreç-Algılar ve olgular

25 0
24.02.2026

Siyasetin algı operasyonları ile yol aldığı ve Milletimizden olguların gizlendiği bir SÜREÇ içinde yol alıyoruz.

Terörist Başının kendisini “baş müzakereci” ilan ettiği Bahçeli’nin ise el yükselterek “Kurucu Önder”liğe terfi ettirdiği PAZARLIK nereye gidiyor?

Öcalan neyi KURUYOR?  Milletten ne gizleniyor?

Algılarla Olguları karşılaştıralım mı?

ALGI 1. Öcalan PKK’nın silah bırakacağını ve kendini feshedeceğini kabul etti.

OLGU 1. ( İmralı Tutanakları)  Öcalan “ Bir grup silahları ile birlikte Süleymaniye’ye gelsin,  sağlık sorunları olanlar.  İkna edilerek gelmelerini sağlamak gerekir…. Sonra tekrar silahlanırlar. Engelleyen mi var? Eğer gereği yerine getirilmezse hemen ikinci hafta toplantı yapılır. Tekrar dağa çıkılır.”

Sonuç; 30 hasta terörist silah bırakma şovu yaptı ancak PKK “silahsızlanma” kararı almadı. Çünkü PKK’nın silah bırakması pazarlık masasında bazı koşullara, yani Öcalan’ın sözleriyle “gereğinin yapılmasına”  bağlanmak isteniyordu.

Hatta tam tersi oldu, PKK saldırıları devam etti ve Türk Milletinden gizlendi.

PKK tasfiye edilmiş miydi? Elbette Hayır ! Bunu Öcalan’ın sözleriyle açıklayalım;

“Miadını dolduran bir örgüt yerine artık DEMOKRATİK KOMÜNLER BİRLİĞİ(KDKB) ADINI KULLANACAĞIZ.  Komünalizm nedir? Komünler nasıl kurulur? Ne kadar komün lazımdır? Gece gündüz çalışılacak…. Bunu geliştirmek size kalıyor. (DEM İmralı heyetine hitaben)”

Devlet yetkilileri ve Hükumet bunu biliyordu. Aldatılan Türk Milletiydi.

ALGI 2. Devlet Bahçeli 22 Ekim’de TBMM’de yaptığı açıklamada Öcalan’a “Örgütünün tasfiye edileceğini tek taraflı ilan etsin” demişti.”

OLGU 2. Konu pazarlık masasına yatırılmış  Öcalan/DEM/PKK tarafından önkoşullar oluşturulmuştu.

Aldatılan Türk Milletiydi.

ALGI 3.12 Mayıs 2025’de PKK Kongresi, PKK’nın  silah bıraktığını  ve kendini feshettiğini duyurdu.

OLGU 3.Kongre Duyurusu  Türkiye Cumhuriyetinin tüm kurucu değerlerini hedef alan hadsiz ve saldırgan bir üslup içeriyor ve şu sözlerle başlıyordu:

“ Partimiz PKK, kaynağını Lozan Antlaşmasından ve 1924 Anayasasından alan Kürt inkar ve imha hareketine karşı, halkımızın özgürlük hareketi olarak tarih sahnesine çıktı…. Katı Kürt inkarının ve buna dayalı imha siyasetinin, soykırım ve asimilasyon politikalarının egemen olduğu koşullarda şekillendi. …

Önder Apo, Kürt-Türk ilişkilerinin sorunsallaştığı, Lozan Antlaşmasının ve 1924 Anayasasının ÖNCESİNİ referans alarak ORTAK VATAN VE KÜRT-TÜRK HALKLARININ KURUCU ÖGE OLDUĞU DEMOKRATİK TÜRKİYE CUMHURİYETİ PERSPEKTİFİNİ Kürt sorununun çözüm çerçevesi olarak benimsedi.

Cumhuriyet tarihi boyunca gerçekleşen Kürt isyanları, bin yıllık tarihi Kürt-Türk ilişki diyalektiği ve elli iki yıllık Önderik mücadelesi Kürt sorununun ancak ORTAK VATAN VE EŞİT YURTTAŞLIK temelinde çözülmesinin kazandıracağını göstermiştir…..

Halkımızın yaşamın her alanında ÖZ ÖRGÜTLERİNİ oluşturması, DİLLERİ, KİMLİKLERİ ve KÜLTÜRLERİLE kendine yeterli olma temelinde örgütlenmesi, saldırılar karşısında kendini savunur hale gelmesi ve KOMÜNAL DEMOKRATİK TOPLUMU İNŞA ETMESİ hayati önemdedir…”

Öcalan sürecin başarısından mutluydu ve en önemli amacına ulaştığını şu sözlerle ifade ediyordu:

(İmralı tutanakları) Öcalan; “Yani Kürt, eşittir PKK oldu mu? O da anlamlıdır ve başarılı bir özdeşlik ilişkisi kurulmuştur. Varlık bilinci edinilmiş ve kazanılmıştır… Fesih son değil, yeni örgütlenme ve mücadele sürecine geçiştir. Yeni mücadele süreci savaş değil, barış, ulus devlet değil, demokratik toplumu inşadır.”

Böylece Öcalan, yıllardır sürdürülen Kürt vatandaşların PKK teröründen soyutlanmasına ilişkin Devlet anlayışını yerle bir ettiğini ilan ediyordu.

Apo’nun neden “kurucu önder” olduğu ve neyi kurduğu anlaşılmıştı ancak Milletin bundan haberi yoktu. 

Sonuç;Türkiye’ye yeni bir kefen biçiliyor ve Türk Milleti........

© 12punto