'Sarı Zarflar' üzerine
Dilerseniz, önce “Sarı Zarf Nedir?”, bu konuda bir anımsatma yapalım.
Genel olarak kamuda ya da kurumsal şirketlerde amir ya da insan kaynakları tarafından çalışana gönderilen sarı zarf; disiplin soruşturması açıldığının, savunma istendiğinin ya da ihtar/kınama cezası verilebileceğinin en yaygın göstergesidir.
Ancak daha ilerisi sarı zarf; özellikle kamu kurumlarında fincancı katırlarını ürküten çalışanlara işlerine son verildiği bildirilen yazıyı içeren zarftır.
Sarı sarf konusunu, başrollerini Özgü Namal ve Tansu Biçer’in paylaştığı "Sarı Zarflar" filmi nedeniyle yeniden anımsadım.
Çünkü Türkiye’de 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi ile üniversitelerinden uzaklaştırılan çok sayıda öğretim elemanları da sarı zarf ile tanışmıştı.
Ben de onlardan biriydim.
Sarı Zarflar filmi neyi Anlatıyor?
Film, sahneye koydukları tiyatro oyunundan sonra işlerinden olan sanatçı çift Derya ve Aziz'in karşılaştıkları dramı anlatıyor.
Filimde işlerini ve evlerini kaybeden çift, 13 yaşındaki kızları Ezgi ile birlikte İstanbul’a, Aziz’in annesinin yanına yerleşmek zorunda kalır. Aziz, bu geçici sığınakta bir yandan gündelik işlerle ayakta kalmaya çalışırken diğer yandan etik değerlerinden ödün vermemeye kararlıdır. Derya ise aileyi içinde bulundukları durumdan çıkaracak bir yol ararken, kendisini zorlu kararların eşiğinde bulur. Bu belirsizliklerle dolu süreçte kızları Ezgi ile aralarındaki mesafe yavaş yavaş açılırken; çift, savundukları değerler ile ortak gelecekleri arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaktır.
Sarı Zarflar, Üniversitelerde De Yaşanmadı mı?
Türkiye’de 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi ile üniversitelerinden uzaklaştırılan öğretim elemanlarının hemen hepsi, yurt ve dünya sorunlarıyla da ilgilenen, tam bağımsızlık temelinde, Mustafa Kemal Atatürk’ün öngördüğü şekilde bütün dünya uluslarının kardeşliğini savunan ve bu düşünceyi eylemleriyle gerçekleştirmeye çalışan kişilerdi.
Ancak bu bakış açısı nedeniyle, 12 Eylül Askeri Yönetimi tarafından bir süre üniversitelerinden uzaklaştırılacaklardı.
Çünkü 12 Eylül Askeri Yönetimi, Türkiye ekonomisini Amerikan Emperyalizmin güdümünde dünya kapitalist sistemine daha yüksek düzeyde bütünleştirilmesi amacıyla yapılmıştı.
Darbeden üniversiteler de payını alacaktı.
Görevi sonlandırma iki türlü yapılmıştı. Birincisi, 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu ile oldu ve kadrolu olan doçent ve profesörlere uygulandı.
İkincisi de çıkarılan 2547 sayılı “Yüksek Öğrenim Kurulu (YÖK)” Yasası ile asistanlara(şimdiki adları araştırma görevlisi) süreli kadrolar getirildi ve millici yurtsever asistanlar bu yasaya dayanarak tasfiye edildi.
YÖK Yasası’nın uygulanması için “Yüksek Öğretim Kurulu”’nun başına İhsan Doğramacı’nın getirilmesi de rastlantısal değildi.
Bu kapsamda salt Ege Üniversitesi’nde ........
