menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İktisadi liberalizmin ve neoliberalizmin iflası: Siyasi çıkmazdan savaşa doğru

33 6
14.02.2026

“Ulusların Zenginliği” kitabının 250’nci yılı önümüzdeki mart ayında dolacak. “(B)ir ülkede alışılmış kâr oranını haliyle olacağından daha fazla yükselten her ne ise bu, o ülkeyi, tekeline sahip bulunmadığı her ticaret kolunda ister istemez hem mutlak hem de nispi olarak zarara uğratır” diye yazmış Adam Smith 1776’da.

Karl Marx’ın özellikle Ricardo ve Smith’e karşı yazdığı eleştirileri daha sonra ele almak üzere, önceliği iktisadın kurucu babası da kabul edilen A. Smith’in liberal anlayışının günümüzdeki yansımasına vereceğiz doğal olarak. Kendisinin emeğin değeriyle üretildiğini teslim ettiği metaları kâr eden sermayedarla işbölümü ve uzmanlaşmayla sistemleştirerek öne çıkardığını biliyoruz. Aynı zamanda Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’nin açıklandığı ve Amerika Birleşik Devletleri’nin kurulduğu yıl 1776. Bu arada 1789 Fransız Devrimi’ndeki bağımsızlık bildirgesini de atlamayalım.

Bütün bunlar ulus devletlerin çizdiği sınırlarda imparatorlukların çözüldüğü ve “eşit” yurttaşların iktisadi refahını aristokrasinin pençesinden kopardığı siyasi düzlemi anlatıyor. Acaba bireyin merkezi analiz birimi olduğu liberal iktisadi kâr/zarar anlayışı hem emeğin verimliliğini hem de sermayenin etkinliğini sağlayıp toplumsal refah üretebilecek miydi?

Kitabın yazıldığı 1770’lerde çivi üreten işçiler bira içmek için bir pub’a gittiklerinde ceplerinde getirdikleri çivileri harcayabiliyorlardı. Küçük işlikler sermayenin büyüklüğünü açıklamasa da Adam Smith hocanın yukarda belirttiği ticaret tekelleri, doğal olarak, liberalizm ilerledikçe sanayide de tekelci konumlarını güçlendirecektir.

Bankacılık sistemiyle özdeşleşen finans sermayesi ise bu tekelleri kollayarak, küçük sermayenin rakip olmasını engelleyeceklerdir, şüphesiz.

Sisteme liberalizm desek de iktisadi açıdan sürekli sermayenin kârlılığına çalıştığından kapitalizm adı daha da yakıştı. Bu sistem üzerinden gelen devasa klasik ekonomi politik 19’uncu yüzyılın ortalarına doğru literatür oluşturabildi. 20’nci yüzyıla 1870’lerden gelen klasik emperyalizm evresiyle girildi.

''BELLE EPOQUE'' VE LİBERALİZM VAHŞETİ

Klasik emperyal çağ kapitalizminin dünyaya açıldığı ve sömürgelerin uluslararası........

© 12punto