Avrupa’da yükselen popülist partiler ve liberalizm
Ekim Devrimi’nin önderlerinden Troçki, faşizmi; tekelci sermayenin toplumu totaliter tarzda örgütlemesi olarak tanımlar. Tekelci, büyük sermaye çevreleri, otoriter bir siyasal iktidar olmadan kârlarını koruyamayacaklarını bilirler. O nedenle faşizm; kapitalist güçler, büyük burjuvazi, tekelci sermaye çevreleri ve büyük toprak sahipleri tarafından desteklenir. Faşizmin, dünyanın başına açtığı belaları, 2. Dünya Savaşı öncesindeki dönemden biliyoruz.
2. Dünya Savaşı sonrası dönem, kapitalizmin altın çağı olarak anılır. Büyüme oranları yüksek, işsizlik oranları düşüktür. Ücretler reel düzeyde artmıştır. Sosyal haklar genişlemiştir. Refah devletine yönelik talepler canlıdır. Sosyal devlet arayışları etkilidir. Bu dönemin sonunu, 1970’li yıllardaki birikim rejimi ve ekonomik krizler getirmiştir.
Günümüzde, Avrupa’da, 2. Dünya Savaşı öncesindeki faşist partilerin adeta ardılı olarak tanımlanabilecek partiler oylarını artırmaktadır. Almanya, Fransa, İtalya bunun tipik örnekleridir. Bu partiler; yoksulluğu, işsizliği, yabancı, göçmen, Müslüman, Ortadoğulu karşıtlığını, merkez sağ ve merkez sol partilerin beceriksizliğini öne çıkarmakta, Avrupa Birliği’ne şüpheci, eleştirel yaklaşmaktadırlar. Uzun yıllar boyunca siyasette öne çıkan siyasal seçkinlere karşı sert bir dil kullanmaktadırlar. Hem ABD Başkanı Trump’tan hem de Rusya........
