ABD – İsrail saldırganlığı, bir kez daha neleri gösterdi?
ABD – İsrail ikilisinin, İran’a saldırıları sürüyor. İran; batılı uzmanların tahminlerinin çok ötesinde güçlü bir direnç gösteriyor. ABD ve İsrail saldırganlığına, barbarlığına, haydutluğuna karşı çıkarken, İran halkı da, ister rejimi desteklesin, ister rejime muhalefet etsin, vatanını, milletini, devletini savunuyor. Emperyalist ABD; kurallarını kendisinin koyduğu, kurumlarını kendisinin kurduğu dünya düzenini, bizzat kendi yıkıyor. Bunu kendisi itiraf ettiği gibi, müttefikleri de (örneğin Kanada, Almanya) kabul ediyorlar.
ABD ve İsrail; askeri açıdan İran’ın direncini, savaşma azmini, kabiliyet ve kapasitesini kırmayı, nükleer faaliyetlerini ve tesislerini ortadan kaldırmayı amaçlıyorlar. Siyasi hedefleri ise rejimi değiştirmek ve eğer becerebilirlerse İran’ı etnik kimlikler üzerinden parçalamak.
Biliyoruz, emperyalist ABD; İsrail’le birlikte, uzun zamandır Ortadoğu’yu dinsel, mezhepsel, etnik temelde bölmek, bu kimlikler üzerinden bölge ülkelerini de birbirleriyle savaştırmak istiyor. Irak’ta bu konuda yol aldı. Suriye’de istediği oldu. Şimdi İran’a saldırıyor. Sonraki hedefinin Türkiye olduğunu bilmeyen yok. Amacı Sünni – Şii, Fars – Arap, Fars – Kürt, Türk – Fars, Türk – Kürt, Arap – Kürt savaşı çıkarmak. Bölge ülkelerini güçsüzleştirmek ve bölmek. Bu sayede İsrail’in denetiminde bir Ortadoğu düzeni kurmak.
ABD’nin, feodalizm artığı, ortaçağ kalıntısı alt kimlikler üzerinden böldüğü ülkelere önerdiği model, bir türlü siyasi ve iktisadi istikrara kavuşamayan Lübnan modeli. Bilindiği gibi, Lübnan’da cumhurbaşkanı Maruni Hristiyan, başbakan Sünni, meclis başkanı Şii’dir. Meclis başkan yardımcısı ve başbakan yardımcısı Rum Ortodoks’tur. Genelkurmay başkanı Dürzi'dir. ABD, 2003’te Irak’ı işgal ettikten sonra, Lübnan modelini, Irak’ta da hayata geçirmiştir. Irak’ta cumhurbaşkanı Kürt, başbakan Şii, meclis başkanı Sünni’dir.
ABD VE İSRAİL SAVAŞ SUÇLUSUDUR
ABD; savaş suçlarına ilişkin olarak ne Cenevre Sözleşmelerini ne Roma Konvansiyonu’nu umursuyor. Taraf olmadığı Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin de, taraf olduğu ama zorunlu yargı yetkisini kabul etmediği Uluslararası Adalet........
