Savaş bütün planları bozar!
Elbette birçok dile, bu arada İngilizceye de bol bol çevrilen, geçen yüzyılın ilk yarısında yaşamış büyük Portekizli ozan Fernando Pessoa'nın şiirsel bir sızlanışı var; hızlı bir çeviriyle şöyle: “Taşıyorum yaralarını, kaçındığım tüm o muharebelerin.” (I bear the wounds of all the battles I avoided.)
Yaşadığımız toplumsal parçalanmaya odaklanarak, tam tersinden yürüyen şeyler olduğunu görüyoruz. Örneğin, kapitalizm ve kapitalistler için başka ve tersinden bir “doğruya” takılıyoruz: “Severek girdikleri tüm muhaberelerin yaralarını hiç taşımayacağını” düşünen, bunu da başaran sermaye düzenini ve o düzenin egemenlerini tersinden anımsatan bir “sızlanma” bu.
Tam da böyle: Serbest piyasa, hür teşebbüs, demokrasi vs., adını nasıl koyarsanız koyun, kapitalizm, tanımı gereği kendi bünyesinde sürekli savaşlar çıkaran, “ortaklar arasında” da her zaman çatışmalar üreten bir sistem. Bu kaderi kâr oranlarının düşme eğilimiyle ve/veya aşırı üretimin realize edilememesiyle de gerekçelendirebiliriz.
Kriz var. Sonuçta savaşsız yapamıyorlar işte. Ağır yaralanacakları, hatta ölümcül yaralar alacakları/aldıkları bilindiği halde savaşsız olmuyor.
ABD'nin savaş üstüne savaş çıkaran bir kıyım makinesi olduğunu bir süre önce Prof. Dr. John Mearsheimer de söyledi. “ABD 1971-2021 arasında 38 milyon insan öldürdü” dedi. Sosyal medyada o konuşması dolaşıyor. Demek ki, neoliberal delirme yıllarında devlete tamamen el koyan “plütokratlar”, gücü eriyen ABD'yi böyle katliamlarla tekrar dünya liderliğine oturtabileceğine inanıyor.
Ama büyük patrona biat ettikleri yolunda işaretler vermeyi ihmal etmeyen ortaklar, bu İran macerasına daha........
