menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ülkeye ve millete 'Mutlak' kötülük!..

119 0
sunday

Dibimizde savaşlar yaşanıp dünya altına üst edildiği için “iç cepheyi tahkim” adına “Kurtar bizi Apo” noktasına bile gelinmişken; CHP’nin tepesine “mutlak butlan” bombası atıldı.

Hukuktan demokrasiye, ekonomiden toplumsal barışa ülkeyi, milleti ve devleti her anlamda etkileyecek ağır bir tabloyla karşı karşıyayız. Öyle ki, iktidar ortağı Bahçeli bile Bay Kemal’den “feragat” etmesini istedi.

Öncelikle şu tesadüfü kaydedelim:

İktidar medyası, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin verdiği “mutlak butlan” kararının Cuma günü UYAP’a yükleneceğini duyurdu; ama bu bir gün önce, 21 Mayıs’ta gerçekleşti.

Tam 29 yıl önce 21 Mayıs’ta önemli bir şey daha olmuş; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, “laiklik ilkesine aykırı eylemlerin odağı haline geldiği” gerekçesiyle Refah Partisi’nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne dava açmıştı!..

Muhalefeti Dönüştürme Görevi

Tüm hukukçular, “mutlak butlan” kararının hukuki değil, siyasi olduğu görüşünde, ama biz yine de adım adım bu noktaya nasıl gelindiği konusunda hafızaları tazeleyelim.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasından 24 gün önce AKP’nin 8’inci Olağan Büyük Kongresi’nde konuşan Erdoğan, “Türk demokrasisinin çevresindeki kirli ve yoğun kuşatmadan, iktidara gelebilmek için her yolu mubah gören çarpık muhalefet anlayışından”, “düzenbazlıklardan” söz edip, “muhalefet sorunumuz var” dedikten sonra şunu söyledi:

“Türkiye Yüzyılı'nı inşa ederken, muhalefeti dönüştürme görevimizi de adım adım yerine getirmekten kaçınmayacağız. Bunu da, hep olduğu gibi siyasetin er meydanında yapacağız.”

Ama hiç de öyle olmadı; muhalefet “siyasetin er meydanında” değil, mahkeme koridorları ile cezaevi koğuşlarında dönüştürülmeye başlandı!..

Yine İmamoğlu’nun tutuklanmasından günler önce; hepi topu 6 yıllık başkanlığı döneminde sanki, “BOP eş başkanlığını” kabul etmiş; Irak, Suriye ve Libya’nın işgâlinde emperyalistlerin yanında durmuş, Trump’ın, “Ekonominizi mahvederim, akıllı ol” tehditlerine maruz kalmış, üç kuruş uğruna ülkeyi göçmen deposuna çevirip neyimiz var neyimiz yok satmış ve Trump’ın, “Bölgede size güveniyoruz” iltifatlarına mazhar olmuş gibi; iktidar yazarları onun ülke, millet ve devlet için ne kadar “tehlikeli” olduğuna şöyle hükmetti:

- “Ekrem İmamoğlu, Ankara’ya güven vermiyor!.. ‘Devlet’ dediğimiz o canlı organizma, farklı kurum ve kuruluşları ile İmamoğlu’na kuşku ile bakıyor. Amaca ulaşmak için her aracı mubah gören tarzı, siyasal ikbali için girdiği girift ilişkileri, gözünü küresel odaklardan ayırmayan politik tutumu, itimat telkin etmiyor.”

- “İmamoğlu, dış alemle, sermaye gruplarıyla, tarikat/cemaatlerle, Alevi ve Kürt kanaat önderleriyle oportünist ilişkiler kuran, gözünü karartmış bir siyasi figüre dönüştü. Ankara’yı ‘ele geçirilmesi gereken iktidar merkezi’ olarak konumlandırdı.”

- “2028’in liderinin olmazsa olmaz şartları; hiçbir dış gücün ya da küresel yapının........

© 12punto